Günü değil, yarını kurtarmak
Futbol Federasyonu Başkanvekili Affan Keçeci'nin "Olaylar sorumsuz yöneticilerin demeçlerinden kaynaklanıyor" açıklaması doğru, ama eksik bir saptama.Yaşanan bunca rezilliğin faturasını sadece kulüp yönetimlerine kesmek, hastaya yanlış tedavi uygulamakla eşdeğer.
Futbol Federasyonu ve kurullarını, "Sporda şiddeti önleyeceğiz" diye yasa çıkarıp gereğini yerine getirmekten aciz kalan devlet yetkililerini, yangına körükle giden bazı medya organlarını da bugünkü tablodan soyutlayamayız.
Örneğin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu:
Tarafsız ve adil davranmak yerine bazı makamlara hoş görünmek adına şiddet yanlılarını cesaretlendiren kararlarıyla sorumlular listesinin ilk sırasında yer aldı.
Kurul, Antalyaspor maçında koro halinde edilen küfürleri değerlendirip, Galatasaray'a seyircisiz oynama cezası vermek yerine, "yasal koşullar oluşmadığı gerekçesiyle" eyyam yapınca, Fenerbahçe derbisinde yüzyılın çirkinlikleri yaşandı.
Yasa ortada
Bu arada "Ben yaptım oldu" mantığı ile yasa çıkarıp, sonra onu rafa kaldıranları da unutmamak gerek.Sözüm, Türk sporundaki 58 federasyondan sorumlu olduğunu söyleyen Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e...
Sözüm 5149 sayılı yasanın uygulayıcıları olan valilere, emniyet müdürlerine, il güvenlik kurullarına..
Önüne gelene hakaret eden, hakemi döven, taraftarı ayaklandıran kulüp başkanı ve yöneticilerine, yasa hükümlerini uygulama cesareti gösteremeyen, onları statlara girmekten alıkoyamayan, sorumsuz davranan, medyaya yaptırım uygulamayanlara.
Yasa ortada.
Eleştirsek de işlevsel yanları var ve gereği yerine getirilebilir.
Söz verilmeli
Kamuoyu vicdanını rahatlatacak örnek cezalar kesilebilir.Federasyon tarafından verilen ancak hiçbir geçerliliği bulunmayan hak mahrumiyetleri denetlenebilir, devletin yaptırım gücü devreye sokulabilir.
Dünyayı yeniden keşfetmiyoruz, yapılması gerekenler belli;
Futbolun ve sporun tüm unsurları hiç gocunmadan, hatalarıyla yüzleşmeyi de göze alarak bir masanın etrafında toplanmalı, günahlarından arınmalı.
Devlet Bakanı, Futbol Federasyonu Başkanı, kulüp başkanları, medya organlarının genel yayın yönetmenleri ve spor müdürleri, kavgasız bir futbol ortamı için sorumlu davranma sözü vermeli!
Mevcut talimatlara caydırıcılık kazandırılması, yasaların tarafsızca uygulanması ve medyanın spordaki şiddete alet edilmemesi adına yükümlülükler paylaşılmalı.
Dünü unutalım, günü kurtaralım derseniz ki, bu da bir tercihtir!
Yarın sizin yapamadıklarınızı yapacak daha yürekli birileri mutlaka çıkacaktır.
Maksimum risk!Merkez Hakem Kurulu, Süper Lig'den düşecek son iki takımın belirleneceği haftada tartışmaya açık atamalar yaptı.
Sezon sonuna kadar görev almayacağı açıklanan FIFA kokartlı hakem Selçuk Dereli, Konyaspor - Gaziantepspor maçına verildi.
Ben Dereli'nin fiziksel ve zihinsel olarak böylesi kritik bir maça hazır olmadığını düşünüyorum. MHK hem kendi, hem Selçuk adına büyük risk üstlendi.
İkincisi Bülent Demirlek.
Geçen haftaki derbi rezilliğinde maçı tatil etmediği gerekçesiyle hedef adam haline getirilen ve psikolojik olarak yıpranan Demirlek'in, Vestel Manisaspor ile Denizlispor arasında oynanacak haftanın en önemli maçına çıkması kelimenin tam anlamıyla bir kumar!
Sonuncusu İsmet Arzuman...
Fortis Türkiye Kupası finalindeki yönetimi nedeniyle eleştiri oklarına hedef olan FIFA kokartlı hakemin, günlerdir çeşitli spekülasyonların muhatabı olan Antalyaspor - Gençlerbirliği maçında işi bir hayli zor.
Umarım endişelerimde haksız çıkarım.
Ve umarım her üç hakem deneyimleriyle tartışmalardan uzak, maçın önüne geçmeyecek bir performansla doksan dakikalarını tamamlarlar.
Dostlar siyasette
Spor ve medya camiası 22 Temmuz'daki seçimler nedeniyle hareketli günler yaşamaya başladı.
Siyasete soyunan dostlardan ilki Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Ender Alkoçlar. Bir dönem Bursaspor Kulübü'nde yöneticilik yapan, iki yıla yakın süredir de Türk futboluna başarıyla hizmet eden Alkoçlar, Demokrat Parti'den adaylığını koydu.
Diğeri Halter Federasyonu eski Başkanı Kenan Nuhut. Demokrat Parti Çorum milletvekili aday adayı Nuhut, birikimini TBMM çatısına taşımayı hedefleyen bir spor gönüllüsü.
Ve İsmet Hazardağlı. Yılların deneyimli gazetecisinin de tercihi Demokrat Parti. Umarım İsmet de meclisteki gazeteci - vekil geleneğinin örnek temsilcilerinden biri olur.
Belediyelerin tercihi!İstanbul Büyükşehir Belediyespor sezon sonunda Süper Lig'e yükselen ikinci takım oldu.
Başta teknik direktör Abdullah Avcı ve emeği geçen, ter döken tüm futbolculara tebrikler.
Eleştirimiz, futbolu politik amaçlarına alet eden yerel yöneticilere.
Yani belediye başkanlarına.
Üç yıl önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in sergilediği icraatı, bu kez İstanbul'daki partili meslektaşı Kadir Topbaş gerçekleştirdi.
Belediyesinin adını verdiği takımı, 15 trilyonluk bir masrafla Süper Lig'e taşıdı.
Nüfusu 20 milyona yaklaşan bir metropolün imar, su, kanalizasyon, ulaşım, altyapı, çevre sağlığı ve trafik sorunları çözümlenmiş gibi, belediye kaynaklarından aktarılan trilyonlarca lira ile yarınları bulanık bir maceraya girdi.
Tabii, maceranın devamı için harcanacaklar da cabası...
Sadece İstanbul ve Ankara'da mı?
Bursa'da, Kayseri'de, Samsun'da, Antalya'da da durum farklı değil.
Belediyeye hizmet veren şirketler, belediye takımlarına ya da yönetimleri iktidara yakın kulüplere cömertçe (!) sponsor olurken, aynı kentin aynı kulvardaki diğer temsilcilerine üvey evlat muamelesi yapılmaya devam edildi.
Örnek mi?
İşte Ankaraspor.
İşte Gençlerbirliği ve Ankaragücü.
Belediye destekli Ankaraspor'a onlarca kaynaktan para aktarılırken, diğerlerine "su" bile çok görüldü!..
Ve ne yazık ki Türkiye'nin en önemli kentlerinde belediyeler, AKP hükümetinden aldıkları talimatla Futbol Federasyonu yönetimini ele geçirebilmek uğruna pahalı yatırımları, spora ve gençliğe tercih etti.
cersen@milliyet.com.tr

