
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Metal Fırtına mı?
Türkiye'nin Güneydoğu hududunun bu yanında Türk tankları, zırhlı araçları ve birlikleri, öte yanında Kuzey Iraklı peşmergelerin yanı sıra ABD birlikleri
Hududun bu yanında Türk helikopterleri, öte yanında ABD helikopterleri gözlem uçuşları yapıyor.
Yani... Fiilen NATO'nun iki üyesinin kuvvetleri karşı karşıya...
Sıcak temas yok.
Ama... Hudut çizgisi ise ısınıyor. Bu manzaralar, "en çok satan kitaplar" listesinde uzun süre ilk sırada kalan "Metal Fırtına"dan sayfalar gibi... O kitapta da ABD ile Türkiye'nin silahlı çatışmaya girişi ve sonrası anlatılıyordu. Beyaz Saray, Dışişleri, Pentagon duydukları rahatsızlığı Ankara'ya bildirmişlerdi. Kitabın "Türkiye'de ABD düşmanlığı yarattığı ve körüklediği" iddiasındaydılar. Huduttaki manzaralar giderek Metal Fırtına sayfalarındaki dramatik senaryoya dönüşebilir mi?
Mümkün değil.
Ancak... Bu tavrın Ankara'da karar vericilere bir mesaj olduğuna hiç kuşku yok. Washington'da resmi açıklamayla "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a tek taraflı müdahalesine karşıyız" bildirisini, sınırın öte yakasında bayrak göstererek "kararlılık" vurguluyor.
Kalkan cenazeler tansiyonu tırmandırıyor.
Bir yandan da "iktidarın ABD'ye rağmen sınır ötesine harekât kararı alamayacağı" söylemleriyle bir koro oluştu.
Cenazelerde AKP adresli protestolar çoğalıyor. Seçim arifesinde AKP yıpranmakta.
Bu durumda genel beklenti, sınır ötesine harekât için yeşil ışık yakmayan ABD'nin, AKP'ye gene de bir seçim armağanı verebileceğiydi. Örneğin... PKK'nın Karayılan gibi önderlerinden oluşan birkaçını Türkiye'ye teslim etmeleri...
Yani... Daha önce Abdullah Öcalan'ın yakalanması ve Türkiye'ye teslimi sonucu, bitkisel hayattaki DSP'nin oy patlaması yaparak sandıklardan 1. parti çıkması modelinin 2007 kopyası... Ancak... Bu kez daha hafif bir makyaj düşünüldüğü izlenimleri var.
"Kuzey Irak'ın ve Bağdat'ın oluruyla TSK'nın hududun ötesine sınırlı bir harekât yapması... Sözgelişi, huduttan itibaren 10 kilometre derinliğinde bir harekât..."
Böylece... Bir AKP rüzgârı estirmek.
Ne var ki... Bu gibi "göstermelik" bir harekât makyajı hiçbir yüzde tutmaz, akar.
Hem "asker, başbakana bağlı bir kurumdur, iktidarın kararlarını uygular" söyleminin sahibi olacaksın, hem de kararı askere bırakacak, Meclis'i sadece bu kararın formalitesini tamamlamak için toplayacaksın.
Eğer ülkeyi yönettiği iddiasındaysa, iktidar önce -asker dahil- tüm kurumları dinler, uluslararası girişimlerde bulunur, sonra kararını alır, bunun yasal prosedürü gereği TBMM'den izin çıkarır. Demokrasi, vesayet rejimi değilse, sınır ötesi harekâtın yol haritası budur.
Ancak... Şu aşamada böyle bir harekât iyi düşünülmelidir.
Şöyle ki:
- Seçime gitmekte olan hükümetlere demokrasilerde "take care" hükümetleri denir. Yani "duruma göz kulak olmakla yetinmesi gereken hükümet..."
Yoksa...
Çok gerekmedikçe bir savaş durumu olan sınır ötesi harekât, son haftalarını yaşayan bir hükümete ve Meclis'e bırakılamaz.
Karar, yeni hükümete bırakılmalıdır.
- Suriye'ye rest çekildiğinde o ülke, İsrail'le Türkiye arasında sandviç haline gelmişti. ABD tarafından Türkiye'nin resti destekleniyordu. Şimdi Kuzey Irak'ta böyle bir durum yok. PKK, o haritada sırtını Kuzey Irak'ta Barzani'ye, Bağdat'ta Cumhurbaşkanı Talabani'ye dayamış. Sınırda ABD tavır koymuş. AB de böyle bir harekâta kaş çatıyor. Göstermelik bir dar şerit harekâtına yeşil ışık yakılırsa, sadece iç politika malzemesi olur.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

