
Semih İDİZ
Sarkozy sorunu kemikleşiyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin çarşamba günü Brüksel'e yaptığı ziyareti, Paris'in Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki olumsuz tutumunu net bir şekilde ortaya koydu. Bu ziyaret sayesinde Sarkozy'nin bu konuda kararlı olduğunu somut bir şekilde gördük.
Fransa'nın önemli düşünce kuruluşu IFRI'nin özel danışmanı Dominique Moisi de zaten, Paris temsilcimiz Sabetay Varol ile yaptığı söyleşide, Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan tutumunun aynen süreceğini söylemiş.
Kaldı ki Sarkozy de Brüksel'de, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile yaptığı basın toplantısında, kendisinden Türkiye konusunda "Dün dündür, bugün bügün" anlayışının beklenmemesi gerektiğini açıkça ifade etti.
Konuyu canlı tutacak
Bu da daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi, Sarkozy'nin kendisini bu konuya ideolojik anlamda adadığını göstermeye yetiyor. Cumhurbaşkanlığının daha ilk günlerinde bu kadar net konuştuğuna göre, Türkiye meselesini AB çerçevesinde şu veya bu şekilde canlı tutmak niyetinde olduğunu anlıyoruz.
Popülizm uzmanı Sarkozy, kuşkusuz, Avrupa'da kamuoyu bazında Türkiye'nin üyeliğine karşı geliniyor olmasını kullanmayı umuyor. Ayrıca, Türkiye konusunda kendisi gibi düşünen Avrupalı liderleri de yanında bulacağından kuşku duymuyor.
Bu arada, Türkiye konusunda kendisi gibi düşünmeyen ülkelerle olan sorunu da AB'yi yakından ilgilendiren hayati "anayasal konularda" yapacağı pazarlıklarla aşacağını hesaplıyor.
Bunlar tabii ki Sarkozy'nin kafasında yatanlar. İstediklerini ne kadar gerçekleştirebileceğini zaman gösterecek. Dünyanın içinde bulunduğu mevcut karmaşık ortamda, AB üyesi tüm ülkelerin Türkiye'yi yabancılaştırmaya razı olup olmayacaklarını da göreceğiz. Olurlarsa o zaman Türkiye için argüman bitmiş olacaktır.
Esas sorun ve işaretler
Ancak Avrupa'da, Sarkozy gibi, içine kapalı, korumacı ve kültürel açıdan ayrımcı bir perspektiften bakmayan, aksine küresel düzlemdeki stratejik boyutu kollayan liderler de var. Onların Sarkozy'nin açtığı Türkiye tartışmasına nasıl katılacakları da önem taşıyacak.
Türkiye'deki gelişmeler de tabii ki AB'de Türkiye'yi destekleyenlere ya yardımcı olacak ya da işlerini zorlaştıracak. Bu açıdan bakıldığında esas sorunun burada yaşanabileceğine dair işaretler var.
Zira muhtırasıyla siyasete her an karışmaya hazır olduğunu gösteren TSK -ve onu rehber edinen kitleler- AB'ye "düşman" gözüyle bakıyorlar artık. Bunun da Sarkozy ve onun gibilerinin işini kolaylaştıracağı aşikâr.
Özetle, Sarkozy'nin Türkiye'ye bakışını güden "atavist" korkularla Türkiye'de Avrupa'ya düşman gözüyle bakanları güden "atavist" korkular arasında, tersten de olsa, benzerlik var.
Türkiye ile AB arasında -dolayısıyla Türkiye ile Batı arasında- giderek karmaşık bir hal alan ilişkilerin bu zorlu dönemi nasıl atlatacağı mevcut perspektiften bakıldığında meçhul.
Ancak, bu ilişkiler kopma noktasına gelirse, Türkiye'de meydanları dolduran kitlelerin özlemini çektikleri aydın ve uygar bir ülke olma çabasının ciddi güçlüklerle karşılaşacağı, bunun ise hem Avrupa'da hem de Türkiye'de hangi kesimlere yarayacağı ortada.
sidiz@milliyet.com.tr

