Solomon'un karizması
Fenerbahçe Ülker, cebinde milyonlarla gezen, her istediğini, istediği anda elde edebilecek, kredisi hiç tükenmeyen bir zengin gibiydi dün Efes Pilsen karşısında...
İşlerinin ilk maçtaki gibi kolay olmadığını, bu kez Efes'in daha sert, daha dikkatli, daha dirençli ve istekli olacağını, farklı bir stratejiyle sahaya çıkacağını biliyorlardı. Bunun bilincinde savunmada ilk maçtaki gibi sağlam durmaya devam edip, daha kontrollü ve sabırlı hücum edip, garantiye gittiler.
İlk maçtan yeterli dersi çıkarmış olsa gerek ki Efes Pilsen de bu kez Fenerbahçe ile üçlük yarışına girişmeyip, avantajlı olduğu bölgede, pota altında üstünlük kurmayı hedefleyen bir görüntü sergiledi. Önce Haislip - Prkacin, ardından da Kerem - Ermal ikilileriyle Fenerbahçe'yi ilk yarı boyunca boyalı alanda yıprattılar. Bu bölgeden 16 sayı çıkarıp, Fener'in dış sayı potansiyeline karşı oyunu dengede tutabildiler.
Kredi sonsuz
Üçüncü çeyrekte iki takımın da savunmadaki "taş gibi" görüntüsüyle skor doğal olarak kilitlendi. Efes, ribaundlarda ilk maçtaki gibi ezilmeden bu kez rakibinin hızlı hücum yapmasına fırsat vermiyordu; ta ki son çeyreğe kadar...Sarı - lacivertliler bu çeyreğe girerken henüz ne İbrahim, ne Mrsic, ne de Solomon kozunu oynamamıştı. Bu kez kim öne çıkacak derken Solomon, seyircinin o müthiş desteğinden aldığı enerji ve sinerjiyle işe koyuldu. Akıl almaz bir soğukkanlılık, özgüven ve ihtirasla oyuna ağırlığını koyan karizmatik ABD'li, gitmeye yüz tutan oyunu bir çırpıda geri getirdi, maçı tek başına aldı, götürdü. İbrahim'le Basden'in üçlükleri de galibiyetin cilasıydı.
Dedik ya, Fenerbahçe'nin kredisi, durum ve şartlar ne olursa olsun sonsuz. Zenginlik başa bela derler ama bu yıldızlarla bezenmiş görkemli kadro, serinin sonunda bu tezin aksini ispat edecek gibi görünüyor...
gtüre@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

