
|
|
|
 |
|
|
Ekonomik programı iyi anlatan kazanır
Satır Arası / Deniz Sipahi
TOBB Genel Kurulu’nda genel başkanların yaptığı konuşmalar partilerin seçim stratejilerini de açıkça ortaya koyuyor.
AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan, yine ''demokrasi mağdurunu'' oynayacak. ''Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır...'' diyecek.
2002 seçimlerinde bu taktik geçerli olabilir ama 22 Temmuz’da seçmen bambaşka bir ruh haliyle sandığa gidecek.
AKP kendisini ''demokrasi mağduru'' olarak görebilir ama seçim meydanlarında ''Ya sen, ya ben, ya o...'' sözlerinin nasıl demokrasiyle bağdaştığını da anlatması gerekir.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini ''ahbap çavuş'' ilişkisine çeviren, ''çelik çomak'' oyunu kadar basit bir olaya indiren AKP’nin bu sefer stratejisinin tutmayacağını düşünüyoruz.
Bir diğer ayrıntı ise ''Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır...'' sözünün de artık eskimiş olduğudur. 2001 krizinden çıkış programını hazırlayan Kemal Derviş ve ekibi uzun bir süredir, ''Türkiye’nin artık yeni bir reçeteye ihtiyacı var'' demektedir. Yeni reçete ülke ve dünya ekonomisinin bugün geldiği noktaya uygun farklı bir program demektir.
''Ne yaptıysak, aynısını yapacağız...'' demek Türkiye’nin seçim sonrasında durgunluğa girmesi demektir.
Kabul etmeseler de, piyasalar da gerginlik artmaktadır. İşsizlik tırmanmaktadır.
Geçim sıkıntısı daha da hissedilmeye başlanmıştır.
Gelelim Demokrat Parti’ye...
DYP-ANAP birleşmesi kim ne derse desin sağda bir alternatif yaratmıştır. AKP’nin politikalarından memnun olmayanlar için oy pusulasında mühür basılacak güçlü bir sa€ parti daha vardır.
DYP’nin de ANAP’ın da geçmişteki uygulamaları çok net ortada olmasına rağmen aynı enstrümanlar Demokrat Parti için de geçerlidir. Siyasi birleşmeyi gerçekleştiren bu iki parti programlarını nasıl entegre edecektir. Daha güçlü ve farklı gelecek planı yapabilecekler midir?
DP lideri Mehmet Ağar’ın da bu konulara girmesi ve planlarını kamuoyuyla paylaşması gerekiyor. CHP lideri Deniz Baykal; Cumhurbaşkanlığı sürecinde demokrasi, laiklik, cumhuriyet üçgeninde müthiş bir siyasi performans gösterdi.
Ancak kendisi de seçim sürecinde bunun yeterli olmayacağını görüyor. O yüzden son bir iki haftadır ekonomik açılımlara konuşmalarında yer vermeye başladı. İlhan Kesici’nin CHP’ye katılımı, eski Hazine Müsteşarı Faik Öztrak’ın partinin ekonomi programında söz sahibi olacak olması önemli adımlar olarak görülmeli.
Seçimin erkene çekilmesi her ne kadar siyasi nedenlerle de olsa, 22 Temmuz yine ekonomik gerçeklerin ön plana çıkacağı bir süreç olacak. Ekonomide yapacaklarını iyi anlatan parti kazançlı çıkar. İzmir’de baktığımda partilerin iş dünyasıyla önemli mesafede durduğunu görüyorum.
Özellikle CHP, bu seçimde ekonomi dünyasının temsilcilerini de listelerine dahil etmeli.
Siyaset biraz da sanat konuşsun
Kadınlarımızın sadece sivil toplumda değil siyasette de ağırlığını koymasından yanayım. Sırf kadın olduklarından ve kontenjan doldurma çabasından değil hak ettikleri için Meclis’te olmalarını istiyorum. Bölgelerinde, kentlerinde sembol olmuş, bir idealin peşinden koşup başarılı olmuş kişilerin listelerde yer almasını savunuyorum.
Biliyorum o sanatla uğraşmaktan mutlu, İzmir’e vereceği daha çok şey var. Ama ben parti genel başkanı olsam; İKSEV’in Başkanı Filiz Eczacıbaşı Sarper’i ikna etmeye çalışırdım. Bunu da siyasetin biraz da sanat konuşması için yapardım. Kadınlarımız Meclis’te olmalı. Yarın da kimlerin şansı var ona bakalım.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|