MİTİNGLERDEKİ SÖYLEMLER, AB İÇİN UMUT VERDİ
Avrupa rahatladı
Strasbourg'da Türk gazetecilerle görüşen Avrupa Parlamentosu yetkilileri, Türkiye'de son gelişmelerin etkilerini yorumladı. Ortak söylem, mitinglerdeki mesajların Türkiye'nin geleceği için umut verdiğiydi
İPEK YEZDANİ Strasbourg
Türkiye ikinci bir İran olmaz
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, yaşanan son siyasi gelişmeler nedeniyle Avrupa kamuoyunda Türkiye için "İkinci İran olmanın ya da askeri darbenin eşiğinde" şeklinde iki farklı algılama olduğunu belirterek, "Son haftalarımı Avrupa'ya bu iki seçeneğin de olmayacağını anlatmakla geçirdim" diye konuştu.
Strasbourg'da Türk gazetecilerle görüşen Lagendijk, son dönemde Avrupalıların kafasında Türkiye'ye ilişkin olarak "kutuplaşmış bir resim oluştuğuna" dikkat çekti. Lagendijk, "Geçmişte Türkiye'nin üyeliğine taraftar olanlar şimdi şüpheyle yaklaşıyorlar. Türkiye'ye karşı olanların eli güçlendi. 'Türkiye Avrupalı değil, İslam cumhuriyeti olacak' ya da 'Türkiye'de ordunun hâlâ çok güçlü olduğunu söylemiştik' tarzı argümanlarla ortaya çıkıyorlar" dedi.
AKP'nin Türkiye'yi "İkinci bir İran yapmaya çalıştığı" düşüncesine katılmadığını kaydeden Lagendijk, "Ancak son mitinglerde AKP'nin cevaplaması gereken haklı sorular dile getirildi. Bu mitingler, AKP'nin Türkiye'de birçok kişiyi, özellikle de kadınları, uzun vadede neyi amaçladığı konusunda ikna edemediğini gösteriyor" dedi.
Lagendijk, Türkiye'de askeri bir darbe olmayacağına kendisini ikna eden şeyin de son dönemdeki mitingler olduğunu belirtti ve "Bu insanlar şeriata da, darbeye de hayır dediler" ifadesini kullandı.
Lagendijk, İstanbul'da ana caddelerdeki panolarda mayo reklamlarının yasaklanması konusunda ise, "Eğer doğruysa endişe verici" dedi.
Lagendijk şöyle devam etti: "Bazı AKP'li yerel yöneticilerin alkolü yasaklama girişimleri olmuştu. Bu tür hareketler AKP'nin gizli bir gündemi olduğuna dair tezleri kuvvetlendiriyor. Hükümet, bunun AKP'nin genel ve ulusal bir politikası olmadığını açık bir şekilde ortaya koymalı."
İslamcı demokrasi
Avrupa Parlamentosu'nda 3. büyük grup olan Liberal Demokrat Parti Grubu'nun (ALDE) Başkanı Graham Watson da, AKP'nin Türkiye'de "Avrupa'daki Hıristiyan Demokratlarınkine benzer bir İslamcı demokrasi kurmak istediğini" söyledi. Türk gazetecilerin "İslamcı demokrasi" sözüyle neyi kastettiğini sorması üzerine Watson, bu terimi "bir devleti değil, ideolojiyi tanımlamak amacıyla" söylediğini savundu. Watson, "Ben Hıristiyan demokrasi derken 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'da kurulan türde bir iktidardan bahsediyorum" dedi.
AB, laik Türkiye istiyor
Avrupa Parlamentosu'ndaki 2. büyük grup olan Sosyalist Parti Grubu'nun Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediklerini ancak Türkiye'ye ilişkin iki temel prensibe önem verdiklerini belirterek, "Birincisi laik ve kamu kuruluşları üzerinde dinin hiçbir etkisinin olmadığı bir Türkiye istiyoruz. İkincisi de tam demokratik bir Türkiye istiyoruz" dedi.
Swoboda, "Türkiye'nin komşularının zor ülkeler ve özellikle de İslam ülkeleri olduğunu düşünecek olursak, biz Türkiye'nin nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ama aynı zamanda laik sistemin oturduğu ve tam demokratik bir ülke olarak örnek teşkil etmesini istiyoruz" diye konuştu.
Sosyalist Parti Grubu'nun diğer Başkan Yardımcısı Jan Marinus Wiersma da Türkiye'deki cumhuriyet mitinglerinde "Ne şeriat ne darbe" sloganının demokrasi açısından çok önemli olduğunu vurguladı.
TBMM'de kadın vekil azlığı utanç verici
Avrupa Parlamentosu'nun "Türkiye'de Kadın Hakları" raporunu hazırlayan Türk asıllı Hollandalı parlamenter Emine Bozkurt, Türkiye'de Meclis'te şu andaki kadın milletvekili oranının yüzde 4.4 olmasının "utanılacak bir durum" ve "demokrasi eksikliği" olduğunu söyledi.
22 Temmuz seçiminin Meclis'e daha fazla kadın girmesi için bir fırsat oluşturduğunu belirten Bozkurt, "Bu seçimlerde kadın kotası olmayabilir, ama kadın adayların daha fazla gösterilmesi için hiçbir engel de yok" dedi. Listelerde kadınlara daha çok yer verilmesi için hem AKP hem CHP hem de başka partilerle görüşmeler yaptığını belirten Bozkurt, "Örneğin AKP'den 81 ilde 81 kadın aday istedik, kendileri de öyle diyor, ama bunun somutlaşması lazım" diye konuştu. Bozkurt, gelecek dönemde parlamentoda "Kadınlar İçin Hak Eşitliği Komisyonu" kurulması gerektiğini söyledi.
Türkiye'de kadınlara 1934'te seçme ve seçilme hakkının verildiğini anımsatan Bozkurt, şöyle konuştu: "Ondan sonraki 70 küsur yıl boyunca bu oran yüzde 5'i hiç geçmemiş. Bence en adil kota yüzde 50 olmalı. Ama tabii ki bu Türkiye için zor olabileceğinden, en az yüzde 30 olmalı diyoruz."


