
Taha AKYOL
Objektif
Kürtler ve seçim
BU seçimlerin en kritik sonuçlarından biri, bağımsız adaylar yoluyla DTP'nin, onun temsil ettiği örgütsel yapının Meclis'e girecek olmasıdır! Ilımlı, dengeli, parlamentarizme inanmış isimlerin girmesi yararlı olur.
Siyaset bilimi gösteriyor ki demokrasi usullerine ve kavramlarına alışılması siyasi hareketleri ılımlılaştırır. "Seçmen baskısı" kötü bir şey değildir; siyasi hareketleri itidale, uzlaşmaya zorlar. Seçmenden oy alma gibi bir hesabı olmayan radikal örgütler, militanlığa ve aşırılığa daha yatkın olurlar.
Bu teorik gerekçelerle DTP'nin Meclis'e girmesi konusunda iyimser olmak istiyorum. DTP eş-başkanları Ahmet Türk'ün ve Aysel Tuğluk'un bu yöndeki açıklamalarını da umut verici buluyorum.
Bunun tersine, militanlığın Meclis'e taşınmasının nasıl vahim sonuçlara yol açabileceğini de tecrübelerle biliyoruz. Erdal İnönü'nün "sisteme entegre etmek" gibi bir iyi niyetle Meclis'e taşıdığı DEP'lilerin, militan tavırlarıyla nasıl olumsuz bir rol oynadıkları hatırlardadır.
Irak ve Türkiye
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk DEP'lilerin Meclis'teki aşırılıklarını o zaman da tasvip etmemişti. Dünkü Milliyet'te okudunuz, böyle aşırılıklara bu defa meydan vermeyeceklerini söylüyor. Ankara'daki saldırıyı öğrenince "Eyvah, çok kötü oldu" diye tepki gösterdiğini anlatıyor.
Aysel Tuğluk ise Radikal İki'deki makalesinde, o kesimde ilk defa Atatürk'ün simgesel değeri hakkında olumlu şeyler söylüyor; Misak-ı Milli'ye vurgu yapıyor. Daha önemlisi, Tuğluk "Komşu ülkede yaşananlar Türkiye ile örtüşmüyor" diyor.
Gerçekten, Irak'ta belli bir bölgede, Irak'ın bütününden soyutlanmış olarak yaşayan Kürtlerin siyasi tasavvurlarıyla; Türkiye'de ülke bütününe gittikçe daha fazla entegre olan, piyasa ekonomisinin gelişmesiyle, ülkenin her yerinde mal mülk edinip iş kuran, dostluklar geliştiren, evlilikler yapan Kürtlerin siyasi tasavvurları aynı olamaz.
İşte bu tarihi ve sosyolojik sebeplerdir ki Irak'taki Kürtlerin hepsi Barzani ve Talabani'ye bağlı olduğu halde, Türkiye'de Kürtçenin yoğun olarak konuşulduğu 13 ilimizin ortalamasında bile DTP'nin oyları yüzde 30-35'i aşamıyor!
Partiler ve bölge
Türkiye, ekonomi ve sosyal hareketlilik sayesinde, ileri derece bütünleşmiş ama farklı kimliklerin keskinleştiği bir toplumdur! Böyle bir toplumda birlikte yaşamak için, duyguları zıtlaştırmak değil, aksine "makul"de buluşmak üzere yakınlaştırmak gerekir.
Türk'ün ve Tuğluk'u açıklamalarının böyle bir başlangıcın, yeni bir açılımın işareti olmasını diliyorum.
Birlikte yaşayacaksak bunun bayrak ve İstiklal Marşı gibi ortak değerlerine saygılı olmak gerekir.
Beri taraftan, her gözüktüğünde Kürt kimliğine ve kültürüne tepki göstermek, onu itmek, yabancılaştırmak milli birliğe hizmet değildir; etnik milliyetçiliği besleyecek zararlı bir davranıştır!
Türkiye için "makul"ün ölçüsü, modern üniter devletlerdeki demokrasidir.
Bu anlamda, DTP'nin "makul"e yönelmesi ne kadar gerekli ise, CHP ve MHP'nin de niye "millet"in bir bölümünü kucaklayamadıklarını ciddiyetle düşünmeleri lazım!
Unutmayalım ki kitle partilerinin bir işlevi de farklılıkları bir siyasi program etrafında birleştirmek, ülkede 'siyasi entegrasyon'u sağlamaktır.
t.akyol@milliyet.com.tr

