|
 |
|
|
Siyasette insan kaynakları
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Efendim ben politikadan anlamam! Diğer ''politikadan anlamayanlar''dan farkım ise, sadece bunu söyleyecek kadar cesaretimin bulunmasıdır. Ülke gündemini yavaş yavaş ısıtan ''seçim atmosferi'', henüz aday adayı basamaklarını adımlıyor. İsimler üstünde tahminler, spekülasyonlar, müşterek bahisler bir yanda, dilekler, öneriler, istekler diğer yanda tozu dumana katarken, ''benim gözlüğümden bakınca'', siyaset dünyamızın ''trajik'' bir açmazını görmezden gelmek de kolay olmuyor.
* * *
Çok partili sistemin vazgeçilmez unsurları saydığımız siyasi partilerimiz, aday belirleme çalışmalarını, ''günün anlam ve önemi''ne yakışır bir telâş ve karmaşa içinde bitirmeye uğraşıyorlar. Politika labirentlerinin ince hesapları, çıkar terazilerinin hassas geometrisinde tartılan türlü türlü dengeler, ''al gülüm-ver gülüm, tavşana kaç tazıya tut'' misali şeytanın bile aklına gelmeyecek taklalar...
* * *
60 seneyi devirmiş demokrasi deneyimi, nihayet bu sefer ''ithal aday, tanıdığımız isim, temsil yeteneği'' gibi kavramları tartışmaya açabildi. Bu da bir aşamadır kuşkusuz.
Ama bu eğilim, hiçbir partinin kurumsal operasyon içinde demlenmiş bir ''insan kaynakları'' birimi kurmamış olması komikliğini, kuramamış olması ayıbını ve kuracak farkındalığa dahi sahip bulunmadığı utancını değiştirmiyor.
Yakında gazetelerde okumaya başlarsınız: ''Falanca parti adaylara iletişim dersleri veriyor. Filanca parti beden dili seminerleri düzenledi...'' Hepsi göstermelik, tribüne oynayan, günü kurtarmaya yönelik, ''pazarlama odaklı yasak savma makyajları''dır. Çünkü aslında bu delik, ''yamayla filân kapatılamayacak'' kadar büyüktür. ''Koyma akıl kapıya kadar gider'' derler; zâhir çoğunda meclise ulaşıncaya kadar geriye pek bir şey kalmıyor! İngilizler, ''aynı adreste 150 yıl oturmayan''ı kentli saymazlar. Almanlar, ''bir çocuğun eğitiminin büyükannesinden başladığı''na inanırlar. Demem o ki, bu devinimin sonuç vermesi ancak bir modele bağlanırsa mümkündür; âdet yerini bulsun diye yapıldığında değil..
* * *
Duruşuyla ''İzmir’i ifade edebilecek'' isimlerin özlemi var içimizde. Medyada adı ''aday olacağı yönünde söylentiye karışanlar''ın arasında, ''okuyacağı yazıyı yazmayacak'' durumda olanların adına rastlayınca hayrete, hattâ içlerinde ''okuyacağı yazıyı okuyamayacak'' durumda olanları da görünce, ister istemez dehşete düştüm. Bu sanal listelerdeki hemşehrilerimizin kaç tanesini gerçekten tanıdığımızı zannediyoruz? Bu öylesine bir ''süpermarket'' haline geldi ki, ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı...
Toplantıya hiçbir koşulda zamanında gelemeyenler mi istersiniz? Geldiği toplantıyı idare etmekten aciz olanlar mı? Kapı vurmasını bilmeyenler mi? Hepsi bir yana, meselâ İzmir’den aday olacak ve seçilecek 24 kişinin yaş ortalaması hakkında bir fikriniz var mı? İzmirli profilinin hangi rengini temsil etmekte olduğunu biliyor musunuz?
Deniz Sipahi, ''A Takımı'' kurma heyecanı ve mecburiyeti üzerinde duruyor birkaç gündür. Sevgili dostun, ''a'' harfini ısrarla büyük yazıyor olması, bildik nezaket ve iyimserliğindendir. Keşke, ''siyasette bir insan kaynakları'' modelimiz olabilseydi...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|