'DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN İSTANBUL BULUŞMASI'NDA BARIŞ MESAJLARI
Onlar ülkelerini sırtında taşımıyor
Bir Iraklıyla bir ABD'li, bir Azeriyle bir Ermeni ve bir Türkle Rum... Milliyet, onları İstanbul'da bir araya getirdi. Onlar da ortak acılarını ve barış umutlarını anlattı
Belma Akçura
Onlar, 'Düşünce Özgürlüğü için 5. İstanbul Buluşması' için farklı ülkelerden İstanbul'a geldiler. Bölen, bölünen, işgal eden, işgal edilenin yaşadığı yerlerden... Biri Iraklı, diğeri ABD'li, biri Azeri, diğeri Ermeni, biri Rum, diğeri Türk...
Birbirlerinden habersiz olarak insanlık adına "fikir özgürlüğü" için İstanbul'un göbeğinde buluşurken, biz de onları ülkeleri adına "barış" için bir araya getirdik.
Yaşadığı toprakların Ermenistan tarafından işgal edildiğini söyleyen Azeriyi, "sağırların bile duyabileceği bir diyalog" filmi yapan Ermeniyle, ABD işgali altında parçalanmış ülkesinin kendi kaderini kendisinin çizmesini isteyen Iraklıyı, "Ülkemi sırtımda taşımıyorum" diyen Amerikalıyla, bir adada bir şehri bile ikiye bölenlere bakıp "Biz taşı önce kimin attığına bakmalıyız" diyen bir Rumu, "Tek bir Kıbrıs var" diyen bir Türkü buluşturuyoruz...
Kıbrıslı Rum verdiği derslerle, Kıbrıslı Türk yazdığı şiirlerle "barışın" üzerinin çizilemeyeceğini anlatıyor. Amerikalı işgal eden, Iraklı işgal edilen ülke vatandaşı olmanın "utancını", birbirlerinin hatırını ve kalbini yoklayarak bertaraf etmeye çalışıyor. Azeri, sivil toplum kuruluşlarında yazarak kendi köklerinin hak ve hukukunu ararken, Ermeni de kendi köklerinin benzer acılarını bir film şeridine sarıyor...
'Bizi kalplerimiz buluşturdu, kalbin de ülkesi yoktur'
Uluslararası Dünya Yazarlar Birliği Uluslararası Sekreteri ABD'li Joanne Ackerman ile ABD'nin Irak politikalarını konuşuyoruz. Ackerman, "Amerika'nın bu sorumluluğun bir kısmını üstlenmesi gerekir" diyor ve ekliyor: "İşlerin daha başında bu noktalara geleceğini söyleyenleri kimse dinlemedi."
'ABD bize özgürlük verdi, bağımsızlık değil'
Hameed Quassim ise Saddam döneminde ülkesinden kaçmış ve Dubai'ye yerleşmiş. Ülkesinin istediği kendi özgürlüğü! "Amerikalılar Irak halkına özgürlüğünü verdi, ama bunu ABD askerleriyle yapıyor. Bizim bağımsızlığa ihtiyacımız var diyor. "Ülkenizi işgal eden bir ülkenin vatandaşıyla bir araya gelmek nasıl bir şey?" diye soruyorum. Quassim gülümsüyor, Ackerman yanıtlıyor: "Bizi kalbimiz buluşturdu. Siz yaşadığınız ülkeniz değilsinizdir. Kalbin ülkesi yoktur. Uluslarımızı sırtımızda taşımıyoruz."'Barbarlık yok olacak, çünkü Kıbrıs biziz'
Üniversitede barış üzerine dersler veren, yazar, belgeselci Tony Angastiniotis ile Şair Neşe Yaşin ise kırk yıllık dostçasına bütün bir günü birlikte geçirdiler... "Sizce kim kimi işgal etti?" diye sorduğumuzda Angastiniotis, "Biz taşı ilk kim attı' diye bakmayız. O kadar çok taş atılmış ki, sonuçta ikisi de birbirini işgal etmiş aslında" diyor...
Neşe Yaşin ise "Tek bir Kıbrıs var" diyor. Angastiniotis "8 yaşında terk etmek zorunda kaldığım evde ruhumu bıraktım" derken ağlıyoruz. İkiye bölünmüş Lefkoşa'nın güneyinde yaşarken, kuzeyine gitmek için bir günde üç uçak değiştiren Yaşin ise bizi güldürüyor. Yaşin, "Bizler hep birlikte savaşı ve barbarlığı tarihe gömeceğiz" diyen Angastiniotis'le kurduğu o müthiş ruh beraberliğini ise tek cümleyle özetliyor: "Çünkü Kıbrıs biziz."
AZERİ ERMENİYLE 'İKİLİ FOTOĞRAF'TA BULUŞMADI
'Sağırlar diyaloğu bitsin'
Ermeni kökenli Fransız yönetmen Serge Avedikian, "Artık bazı şeyleri birbirimize söylemenin zamanı geldi" diyor.Avedikian bunun bir "sağırlar diyaloğu" olduğunu düşünenlere de, "Onlara da bu sağırlığın kolektif bilinçaltlarının bir toplamı olduğunu söylemek isterim. Ama öğrenme ve diyalog kurmaya kararlı iradelere karşı koyacak kadar değil" yorumunda bulunuyor.
Klişelerden ve aşırı tepkiselliklerden kurtulmak gerektiğini söylüyor. Ancak Avedikian fotoğraf çektirirken elini Azeri Taleh Shahsuvarli'nin omzuna atınca Taleh tedirgin oluyor...


