|
 |
|
|
MÜZİK
Korkuları yenen adam
Hayko Cepkin imzalı "Tanışma Bitti", korkularının üzerine giderek onlarla yüzleşen, şifrelerini çözen yalnız bir adamın albümü
MURAT BEŞER
Güneş ışıklarının insanın içindeki karanlık dehlizleri aydınlatmaya başlattığı sıcak günlerde, bizi ürkünç çığlıklarla atmosferlendirilmiş karanlık koridorlara çeken bir albüm tutuşturuldu elimize. Korkularının üzerine giderek onlarla yüzleşen, şifrelerini çözen yalnız bir adamın albümü bu. Hayatını korkuları yenme tahtında yöneten bir sanatçının albümü. Korkularına karşı suskun kalmak yerine bağıra çağıra karşılık veren bir müzisyenin albümü.
Adı "Tanışma Bitti". Sahibi Hayko Cepkin. Hani şu ilk görüşte dönüp şöyle bir bakmaktan, sonra bir daha, bir daha bakmaktan kendimizi alamadığımız; sahnesinin müptelası olduğumuz kudret sahibi tuhaf adam.
Korkutanlara haykırıyor; "Haydi şimdi gelin bakalım" dercesine. Kafa tutuyor kafasına yatmayan dünyaya. Korkaklara sesleniyor, korkmamaları için; sigara dumanıyla oksijeni tükenmiş 10 metrekarelik karanlık odasında yaptığı demo kayıtlardan oluşan ve kendini kifayetle temsil etmeyen ilk albümünden iki yıl sonra çıkan "Tanışma Bitti"de.
Sarıdan siyaha giden yol
Hayko'yu önce civciv renkleri içinde tanımış, sonra aniden Rock'n Coke sahnesinde kömür karası imajıyla görünce yadırgamıştık. Sarıdan siyaha giden bu tereddüt dolu yolda, düşük bütçeli İtalyan korku filmlerinden fırlamış ucubelerle, Laleli'de bavul ticareti yapan Ruslar arasında yamalı bir görüntü veriyordu. Ancak keyfiyetten, şımarıklıktan ve basit bir orijinallik arayışından kaynaklanmıyordu bu değişim. İçinde giderek büyüyen ve bestelerine yansıyan korku temasının izdüşümüydü bu görüntü.
İçindeki seslerin dışında belli ki biraz sinemadan biraz da mitolojiden beslenmiş Hayko. Bu katkılı gıda maddesinin bütünsel olarak birbiriyle tezat yaratmayan iki farklı yüzünün ilkinde, "Mad Max" tipi kıyamet filmlerinin son sahnesinde arkasındaki yanık yıkık harabelerin tozu toprağı önünde duran yalnız kahramanların fütüristik tablolarını seslendiriyor. Savaşta tüm dostlarını yitiren bu yarı mitolojik kahramanlar, intikam duygusuyla yanıp tutuşuyor.
İkincisinde ise Dario Argento filmlerinden tanıdığımız, merakını yenemeyerek korku kaynağının üzerine giden ve düğümü çözen kahramanlar var.
Sesinin yaşı yok
Hangi tiplemeyle konuşursa konuşsun, Hayko'nun sesi yaşsız. Korku filmlerindekini andıran bu eşkal bir yaşında da olabilir, bin yaşında da. Envai çeşit böğürüyor (brutal vokal) Hayko. Ancak biri diğerine benzemiyor. Her birinde başka türden adrenalin patlaması yaratıyor.
İyi bir korku filmi "Tanışma Bitti". Her şey her sahnede yeniden başlıyor. Tansiyon ve gerilim hiç irtifa kaybetmiyor. Her sahnede yeni bir tehlike var. Her parça bağımsız ama introlar aracılığıyla birbirlerine gemici düğümü atılmış, kopmaz bir halat oluşturulmuş. Bu halat insanları korkular denizinden yaşam gemisine doğru çekiyor. Gündelik hayattan evrensel olana; tüm korkuların üzerine giden hayalet geminin kaptanı Hayko, korkakları korkuyu yenmeye telkin ediyor. Bağıran çağıran görüntüsünün altında, aydınlık bir ufka işaret ediyor.
Bu geminin girdiği karasularında keçi inadıyla yapılmış cesur ve kararlı bir albümle karşı karşıyayız. Umutla bekliyoruz; korkularla "Tanışma Bitti" arasındaki terazi yarışmasında ibrenin Hayko'yu göstermesini.
Zamanından önce büyüyenler
Albüm çıkarmadan evvel internetten dünya çapında ün kazanan, sonrasında çıkardıkları ilk albümün dudak uçuklatan çıkışıyla geleceğin pazarlama stratejileri konusunda zihin açan İngiliz dörtlü Arctic Monkeys, yeni albümü "Favorite Worst Nightmare" ile müzik dükkanlarının tozlanan raflarını üflüyor.
Yeni albüm ilkinin tam olarak devamı değil. En azından onun başarısının gölgesinde yapılmış bir kopya değil. Şimdi 21 yaşında bulunan bu sivilceli delikanlılarda gözlemlenen erken olgunlaşma gayretlerine, iki yıl öncesine göre çok daha hızlı ve çok daha gürültülü bir ses eşlik ediyor.
Arctic Monkeys'in gençlik bunalımlarını konu alan utangaç rock topluluklarının zirvesindeki yeri halen sağlam.
Cazda politik mesaj mı?
Cazda mesaj vermenin fuzuli ve tehlikeli olduğu söylenir. Gelenekçi kulakların dostu Wynton Marsalis belki bu önyargıyı kırar.
"Black Codes" ve "Blood On The Fields"tan 10 yıllar sonra ilk kez politik albüm çıkardı Marsalis: "From The Plantation To The Penitentiary". Albüm, Amerika'nın yerküre üzerindeki niyetleriyle ilgili içerden ve nahif bir şikayet metni. 45 yaşındaki sanatçı, ülke yönetiminin politikalarına itiraz ediyor.
Müziğe, scatto patlamalarıyla dolu muhteşem sololara kimse itiraz edemez. Tekniği parlak trompetçinin metinleri okuması için şarkıcı Jennifer Sanon'u davet etmiş olması, albüme ihtiyacı olan saykodelik havayı iyi veriyor.
Statükocu bir müzisyenin, dogmatik fikirlerle ve 10 yılda bir olsa da kaymağını yediği sistemi eleştirmesi iyi.
|
|
|

|