|
 |
|
|
Fethiye'de iki gün
Fethiye'de iki güne neler sığdırabilirsiniz, siz de şaşıracaksınız. Antik kentler, koylar, harika bir deniz; yanında bolca balık ve gökyüzündeki sayısız yıldız... Bu mevsim, oraların en güzel zamanı. Fırsatınız varsa, hiç durmayın
fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Türk havacılık tarihinin şehitlerinden biri olan Fethi Bey, ismi o dönemlerde Makri ve Beşkaza olarak anılan Fethiyeliymiş. Ona ithafen buraya Fethiye denmiş. Telmisos, Telmessos, Makri, Beşkaza bitmiş; şehit Fethi Bey'in anısına Fethiye doğmuş.
Eski adıyla Telmessos
Bugünkü Fethiye, tamamen Telmessos'un üzerine kurulmuş. MÖ 334 yılında Büyük İskender'e savaşmadan teslim edilen kent, daha sonra Antipatrides'e kalmış. İskender'in dostu Nearkhos ise Telmessos'u, pek sevilmeyen Antipatrides'den geri almayı başardı.
Likya ve Karya uygarlıklarının sınırındaki Fethiye; Pers, Büyük İskender, Roma, Bergama Krallığı, Bizans, Menteşoğulları ve Osmanlılar'ın egemenliğinde kaldı. MÖ 5'inci yüzyılda kurulduğu zannedilen kent, zengin tarihinin kalıntılarını, depremlere rağmen, bugüne taşımayı başardı.
Bir fırtına, bir yangın
Fethiye'deki iki güne ne kadar çok şey sığdı, ben de şaşırdım. Kısa bir antik kalıntılar turu yaptım, sevdiğim çarşısında dolaştım, sahildeki çay bahçelerinde uzun uzun oturdum. Tiyatroyu sabahın köründe gezdim, "yakında gösterilere açılacak" müjdesiyle sevindim. Ece Saray'ın harika yemeklerini ve Fethiye'nin meşhur pastırma çemenli tostunu yedim.
İkinci günün öğleninde, altı kişilik grubumuzla tekneyle açıldık. Turunç'ta fasıl eşliğinde yemek yedik, üzerine bir öğle rakısı ve deniz... Ne kadar güzeldi her şey... Hava biraz serin, deniz şahane. Birkaç tekne demirlemiş etrafa, başka kimse yok. Lacivert deniz ve biz.
Dönüş yolunda, akşamüstü, güzel bir koy daha gözüme ilişti. Kaptana "Biraz daha duralım mı?" dedim, "Olur abi" deyip demirledi. Bizimkiler de dünden razıymış, "10 dakikalığına" atladık.
O 10 dakika, yarım saat oldu tabii. Biz çıkıp kurulanırken rüzgar sertleşti. Birden tekne sallanmaya, şezlonglar uçuşmaya başladı. "Bir an önce yola çıkalım" dedi kaptan. Yağmur, fırtına; Ercüment ve Alper'le şezlongları toplamaya başladık. Telsizler karıştı, hava karardı, mecburen Şövalye Adası'nın yakınlarına sığındık.
Üç saatten fazla fırtınanın dinmesini bekledik. Baktım, en fazla yarım saatlik debelenmeyle karaya ulaşacak mesafedeyiz, yattım uyudum.
Emekli Albay Necdet Ece sürat teknesiyle bizi "kurtardı". Islanarak otele dönerken de çok eğlendik.
Olaylar bitmek bilmedi; akşam yemeği sonrasında, birdenbire karşıki dağ yanmaya başladı. Öğrendik ki, nedeni bir nişan töreni sırasında atılan havai fişeklermiş. ABD'de 4 Temmuz'da izinsiz havai fişek atanı fena yaparlar. Bu adamlar bulunup cezalandırılacak mı, bilmiyorum. Sahip olduğumuz bu hazineyi okşamak yerine, neden bunca kötülüğü yapıyoruz; bir türlü anlayamıyorum...
Nasıl gidilir?
En iyisi Dalaman'a uçmak, oradan da oteller karşılıyor. Eğer nerede kalacağınıza karar vermediyseniz, biraz "dolaşayım" diyorsanız, Fethiye'ye minibüsle veya taksiyle gidebilirsiniz. Yol 40 dakika kadar sürüyor.
Ne yapılır?
Lahiti, tiyatroyu, kaya mezarını görün. MÖ 350'de ölen Kral Amyntas'ın mezarını kaçırmanıza zaten imkan yok.
Ben çarşıyı çok sevdim. Esnaf, diğer tatil yörelerine göre çok daha insancıl. Bir sırt çantası beğendim, pahalı geldi, dükkan sahibi "Valla haklısınız, bence de pahalı" demesin mi!
Fethiye Müzesi sadece pazartesi günleri kapalı. Her gezişte, her okuyuşta Likya'yı biraz daha öğrendikçe, uygarlıklarına hayranlığım artıyor.
Ölüdeniz'i görmeden dönmeyin. Nedense benim en favori yerim hiçbir zaman olmadı.
Çalış Plajı fena değil; bu mevsim en iyi zamanı.
Bir ufak mavi yolculuk yapmadan gezi bitmez. 12 adayı ve Şövalye Adası'nı; koyları, özellikle de Turunç'u görün. Bolca da yüzün.
Kaleköy'e yürüyerek bile gidersiniz.
Dalmaya meraklıysanız, kaçırmayın.
Kelebekler Vadisi de çok yakın. Fazla söylemeyeyim, daha sonra yazacağım zira.
Civarda o kadar çok antik kent var ki tatili mümkün olduğunca uzatın, pişman olmazsınız. Pınara, Patara, Xanthos, Letoon, Sdyma, Tlos, Arsada... Taşların arasında dolaşmayı seviyorsanız, inanılmaz bir bölge burası.
Nerede kalınır?
Ece Saray Otel'de konakladım. Marinanın içinde, "özel statü"lü bir otel. Beş yıldız alamamasının sebebi, metrekare hesabından. Gerçekten küçük bir saray. Sabah kahvaltıları, son derece "görgülü ve şık" bir açık büfe. Yemekleri enfes. Özellikle balıklar ve sufle. Bir de teknesi var ve bütün keşif turlarını düzenliyorlar. Limuzin konforunda yapılmış minibüsle antik kent turları da var. Tel: (0252) 612 50 05, www.ecesaray.net
|
|
|

|