Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Mayıs 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Seçim laboratuarı İzmir

Çeşitleme / Selim Türsen

Hafta başında Radikal gazetesinde İzmir’in seçim laboratuarı olarak kullanıldığı bir araştırma üzerine ilginç bir röportaj yayımlandı.
Araştırma İzmir merkez ve kırsalda 3 bin 50 denekle yapılmış. Ege Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Tanju Tosun, Radikal’den Neşe Düzel’e istatistiklere göre İzmir’in sol için laboratuar özelliği taşıdığını söylemiş. Bugüne kadar yapılan bütün araştırmalar, solun İzmir’de aldığı oyların yarısını Türkiye genelinde aldığını göstermiş. Yani eğer İzmir’de yüzde 40 oy alıyorsa Türkiye genelinde yüzde 20 alıyormuş.
Araştırmada dikkatimi çeken bazı noktaların üzerinde tekrar durmak istedim. Demirel’e bile ''80 yıldır İzmir mitingi gibi bir olay görmedim'' dedirten, laiklik ve cumhuriyete sahip çıkma mitinginin ardından yapılan araştırmaya göre yine de seçmenin önceliği ekonomi. İzmir’de bile her üç seçmenden biri, birinci sorun olarak işsizlik, ikinci olarak gelir dağılımındaki adaletsizlik ve üçüncü sırada Cumhuriyet, rejim ve laiklik kaygısını dile getirmiş. Enflasyon ise artık dördüncü sıraya inmiş.
* * *
Seçmen profiline baktığımızda AKP’ye ağırlıklı olarak ilkokul mezunları oy veriyor. AKP seçmenin üçte biri ilkokul mezunu. CHP’de bu oran beşte bir. CHP beyaz yakalıların, devlet memurlarının, emeklilerin, düzenin değişmesini istemeyen sosyo ekonomik statüsü yüksek kent burjuvazisinin partisi görümünde. AKP ise mavi yakalıların alt ve orta gelir gruplarının partisi olarak oy alıyor. Ağırlıklı olarak kırsal kesimdeki seçmenlere hitap eden MHP ve Demokrat Parti’nin ise birbirlerine rakip olmaları bekleniyor. Bir de tabii ki İzmir’e özel Genç Parti var. Türkiye’de en yüksek oyu İzmir’den toplayan Genç Parti’nin tabanında küçük ve orta burjuvazi, küçük esnaf olduğu belirtiliyor.
* * *
Röportajda yer alan ilginç yorum ise CHP-DSP-GP ittifakının tek başına iktidar olabileceği şeklinde.
AKP’nin oylarının aşağı yukarı aynı kalacağı tahmin ediliyor. Kırsal kesimdeki seçmen kararsız ve DP’nin projelerini bekliyor.
Eğer şu anda yüzde 10-12 görülen DP ve MHP barajı geçerse AKP’nin tek başına iktidarı hayal olacak.
Böyle bir tablo içerisinde seçimlere gidilirken işsizlik ve gelir dağılımının sonuçları etkilemede önemli rol oynayacağı görülüyor. Zaten AKP’nin yumuşak karnı da burası. Ekonomide dengeleri bozmadan işsizliği azaltmanın yollarını en inandırıcı bir şekilde anlatan partilerin şansı artacak. Ama dikkat. Ayağı yere basmayan projeler seçim meydanlarında rakipler tarafından çürütüleceği için seçmen güven veren partilere tercih edecek.

EXPO harcanmasın

Genel seçim telaşından, İzmir’in geleceğini şekillendirecek bir başka seçim EXPO 2015 ikinci plana düştü. Aslında, başkanlığını Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı EXPO 2105 Yürütme Kurulu’nun şu sıralar yoğun bir çalışmada olması gerekir. Umarız Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığı ve sonraki gelişmeler tempoyu düşürmemiştir.
EXPO 2015 takvimine göre Haziran ayında yapılacak ikinci sunumdan sonra İzmir’in proje belgelerini en geç 31 Temmuz 2007’ye kadar teslim etmesi gerekiyor. Yani gözlerin seçimden başka bir şey göremeyeceği günler içinde. Yine bu yıl eylül ve ekim aylarında Türkiye’ye yapılacak inceleme gezileri, BİE İcra Komitesi toplantısı, Aralık ayında BİE Genel Kurulu ve İzmir’in üçüncü sunumu var. Sonra da Mart 2008’de İzmir’in dördüncü sunumu olacak ve EXPO 2015’in yapılacağı şehir belirlenecek.
Önce seçim, ardından kurulacak hükümet veya koalisyonlarla ilgili çalışmalar, yeni gelecek bakanların konuyu anlamaları derken zaman EXPO
2015 takvimiyle adeta paralel akıp gidecek. Bu şanssızlığı lehe çevirmek için İzmir’de yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor. Ankara’da dışişleri ablukaya alınmalı, İzmir ve ilçe ticaret odalarının Demirel’i ziyaretinde gündeme getirdikleri gibi lobi çalışmaları kesintiye uğramamalı. İzmir’in elini uzatsa yakalayabileceği bu altın fırsat politika yüzünden heba olmamalı.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Bu kadar azim ''bravo'' dedirtiyor
Emeklilik hakkında her şey
Kaldırım taşları bozuk döşendi
Siyasette model neden yaratılmaz
Seçim laboratuarı İzmir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

   
© 2006 Milliyet