
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Seçimlere 17 siyasal parti katılıyor, kahkah kihkih...
Seçimlere katılacak partilerin oy pusulalarında alt alta nasıl sıralanacağı, çekilen kura ile saptandı ve açıklandı.
Bendeniz, seçimlere katılan siyasal parti sayısının 17 olduğunu o zaman öğrendim ve ne yalan söyleyeyim, çoğunun ne adını duymuşluğum vardı, ne liderinin kim olduğunu biliyordum, ne de programının ne olduğunu...
* * *
Seçilerek parlamentoya girme sevdasına kapılmış aday adaylarının sayısı ise 10 binleri aşmakta...
Bendenizin bütün temennisi, seçim kampanyalarının; bir akıl hastanesi koğuşunda kakasını aynı oturağa yapma zorunda kalmışların itişip kakışına dönüşmemesi...
* * *
Bu arada kulağıma, çok partili döneme geçiş günlerinde sık duyulan bir sözün, değişmeyen bir zihniyeti belirtmek için, yeniden gündeme getirilip tekrarlandığı çalındı:
- Bu ülkeyi Hasso'larla, Memo'lar mı yönetecek?
* * *
İsmet Paşa'nın çok partili döneme geçme kararı ve 35'ler hareketi...
1946'da, çok partili dönemin ilk CHP'li Başbakanı Recep Peker'di. Çok sert bir başbakandı ve azınlıktaki DP muhalefetinin Meclis'i boykot etmesine neden olmuştu.
İsmet Paşa, havayı yumuşatmak istiyordu ama, Recep Peker ve yandaşları kaskatı duruyor ve kulislerde söylenip duruyorlardı:
- Bu ülkeyi Hasso'larla, Memo'lar mı yönetecek?
* * *
1947'de Recep Peker, başbakanlıktan istifa edip, yerine Hasan Saka getirildiğinde; Başbakanlık'ta makam odasındaki "devir teslim" sahnesinde bendeniz de bulunmuştum. O tarihlerde 30 yaşına yeni basmıştım.
* * *
Ülkeyi Hasso'larla, Memo'lar yönetebilir miydi, yönetemez miydi?
Ülkeyi yönetme yeteneğiyle tekelinin kendilerinde bulunduğuna inananlar ise, İsmet Paşa'nın neden çok partili döneme geçme zorunda kaldığının içyüzünü bilmiyorlardı.
Çünkü 1945'teki Potsdam görüşmeleri sırasında Moskova Büyükelçimiz Selim Sarper'in, Stalin'le Molotof'a ne teklif ettiğini bilmiyorlardı.
Selim Sarper, 1921'de imzalanmış olan "Moskova Dostluk Antlaşması"nın yeniden tazelenmesini teklif etmişti.
Stalin'le, Molotof da bu teklifi:
- Siz o antlaşmayı çiğnediniz ve 2. Dünya Savaşı'na girmemek için Hitler'in dümen suyuna girmeyi yeğlediniz, diye reddetmişlerdi.
* * *
İsmet Paşa da, dış politikanın rotasını Washington'a doğru çevirmişti ve Washington 2 öneriyle dikilmişti karşısına:
1- Aynı dış politikanın benimsenmesi koşuluyla çok partili döneme geçilmesi...
2- Karayolları seferberliğinin başlatılması.
* * *
Seçimlere katılacak siyasal parti liderlerinden kaç tanesi ABD Başkanı Truman'ın, Potsdam görüşmeleriyle ilgili anılarını incelemiştir, bilemiyorum.
Şayet 24 Temmuz 1945 günü neler konuşulmuş olduğunu merak ederlerse, sanırım epey afallarlar.
* * *
Ülkeyi yönetme yetenek ve yetkisinin sadece kendi tekellerinde bulunduğuna inananlar; acaba daha neleri ve neleri bilmiyorlardı da, sanki "çok iyi biliyormuş" gibi görünüyorlardı?
Kahkah kihkih...
* * *
Osmanlı tarihindeki ilk, "bir savaşı bitirme" antlaşmasının kaç tarihinde ve kimin zamanında imzalanmış olduğuyla, içeriğini; acaba "vatanı, milleti, devleti, demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, cumhuriyeti" kurtarmaya sıvanmış kaç siyasetçimiz biliyordu?
Kahkah kihkih...
* * *
Osmanlı tarihinde 15 yıl sürmüş ve bir yığın kanlı ahmaklığa neden olmuş Avusturya savaşını bitirmek amacıyla imzalanmış olan ilk barış antlaşması 1606 tarihli Zitvatoruk Antlaşması'dır.
Osmanlı tahtında, 16 yaşındaki I. Ahmet oturuyordu.
I. Ahmet 13 yaşında tahta çıktığı için, ilk kez kardeşi Mustafa'nın cellata teslim edilmesi engellenmişti.
Kahkah kihkih...
* * *
Orhan Kemal öleli 37 yıl olmuş. Neden o kadar acı çektirildi ki Orhan Kemal'e?..
Orhan, Bulgaristan'da öldüğünde, cenazesini almak için bendeniz gitmiştim Edirne'ye...
Bir cenaze arabası dahi vermemişlerdi bize ve Orhan'ın cenazesi, üstünde kril alfabesiyle Bulgarca yazan Bulgarların özel minibüsüyle getirilmişti İstanbul'a...
* * *
Bizler, tepelerden bakıldığında, Hazine'den geçinmeli oligarşik bir bürokrat örgütlenmesinin; gizli bir iç sömürgesiymiş gibi görünmesini istememiştik ülkemizin. Ve Türkçe dilinin yazı doruklarındaki güzelliğine de, layık olmaya çalışmıştık.
Bütün suçumuz buydu.
Kahkah kihkih...
c.altan@prizma.net.tr

