
Doğan HEPER
Not
Sezer ve halkın seçimi...
BİR yazımda "İyi ki Cumhurbaşkanı Sezer var. CHP'nin, yani ana muhalefetin yapamadığını o yapıyor" demiştim.
Hakikaten Sezer Çankaya'ya çıktığından beri bir süs gibi, sembolik bir kişi gibi davranmadı. İşlerin içine girdi. Bazı yasaları veto etti. Bazı atamalara karşı çıktı. Bazı atamalarda en çok oy alanı değil de daha az oy alanı tercih etti. Hatta gün geldi, onun Cumhurbaşkanı olmasını sağlayan adamın kafasına kitap fırlattı.
* * *
SEZER Cumhurbaşkanı seçildiği günlerde, "1982 Anayasası'nın cumhurbaşkanına verdiği yetkilerin fazla olduğunu, bunların makul seviyeye indirilmesini" savunuyordu.
Kısa bir süre sonra bu tezini unuttuğunu da hissettik.
Artık, Sezer, Çankaya'nın yetkilerinin benzer parlamenter rejimlerde olduğundan fazla olduğunu, bazısının iptalini savunmuyor, bilakis, yeri geldikçe, bu aşırı bulduğu yetkileri kullanıyordu.
* * *
GERÇEKTE de 1982 Anayasası, 1961 Anayasası'na göre cumhurbaşkanına çok fazla yetki tanımıştı. Çünkü o Anayasa'yı yapanlar ihtilalin lideri Kenan Paşa'nın cumhurbaşkanı olacağını düşünüp anayasal yetkilerini de ona göre hazırlamışlardı. Yani Kenan Paşa'yı çok yetkili kılmak için ellerinden geleni yapmışlardı.
İşte Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı seçildiğinde "Bu yetkiler çoktur, azaltılmalıdır" dediğinde haklıydı.
* * *
SEZER son olarak yetkilerini kullanıp iki şeye daha karşı çıktı. Bunlardan birincisi "nükleere veto" idi, ikincisi de "cumhurbaşkanını halkın seçmesine veto" oldu.
Birinci vetosunda gerekçe olarak "Hazine'ye büyük yük getirileceğine dikkat çekildi. Denetimin kim tarafından yapılacağının belli olmadığı" da ileri sürüldü.
Gereken yapıldı.
Ahmet Necdet Sezer'in çok önemli sayılan ikinci vetosuna geçelim.
Sezer, bizim anladığımıza göre, "Cumhurbaşkanı, halk tarafından seçilirse yetkileri artar. Rejim parlamenter rejim olmaktan çıkar" demek istedi.
Oysa halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanına sahip ve parlamenter rejimi başarıyla yürüten ülkeler var.
Sonra yetkiler Anayasa'da yazar, halk seçti diye yazılı olmayan yetkiler gökten inmez, Meclis seçtiği halde Ahmet Necdet Sezer'in anayasal yetkileri fazla değil midir? Halk seçse Sezer'in yetkileri Anayasa'da yazandan, yani bugünkünden fazla mı olacaktır?
İşte, Sezer'i halk seçmedi. Ama Cumhurbaşkanı, tabir yerindeyse, iktidara kan kusturmuyor mu?
Halk seçse Ahmet Necdet Sezer bundan başka daha ne yapabilir? Türkiye bundan başka "iki başlı" nasıl olur?
Dedikodulara, üçkâğıtçılığa ve devleti soymaya son vermenin tek yolu kaldı.
"Nereden buldun" yasasını çıkarmak.
Bundan namuslular hiç alınmaz, namussuzların korkması ise bizi de sizi de sevindirir.
O zaman, Deniz Baykal'ın geçen gün açıkladığı, mallarını "kayyum"a teslim etme dürüstlüğünü göstermesine de lüzum kalmaz.
"Olan da memlekete oluyor, diyorduk ki ortaya İlhan Kesici çıktı.
Çıktı, dediğime bakmayın zaten yıllardan beri vardı. Ama bu kez anladığımız seçime kadar AKP ve CHP dışındaki partileri birleştirme gayreti içinde olacak.
Kolay gelsin İlhan Kesici."
Ne biçim yanılmışım, değil mi?
K. IRAK
Çünkü Türkiye'nin notasına 17 gün sonra cevap verme nezaketsizliğinde bulunan onlar, Türk heyetine Bağdat'ta PKK ile mücadelede başka yollar bulun, mesela müzakereyi deneyin nasihati veren onlar.
Bunlara ancak şöyle cevap verilebilir. "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir."
Acaba Türkiye operasyonda geç mi kaldı?
Operasyondan önceki bütün yollar denendi mi?
Evet.
Ama ABD, Ankara'yı hep oyaladı. "PKK'ya karşı Kuzey Irak'la birlikte hareket edin" dedi. Oysa Barzani'nin, PKK'ya karşı hareketi eşyanın tabiatına aykırıydı. Öyle de oldu, oluyor.
Aslında ABD Türkiye'nin yanındaysa ben de Amerikancıyım, ABD Türkiye'ye karşı ise ben de ABD'ye karşıyım.
Bugün Ankara, daha doğrusu AKP hükümeti, "Biz Kuzey Irak'a girersek acaba ABD bize karşı ne yapar?" düşüncesi içinde. Olaya seyirci kalıyor veya günler sonra verilen bir "nota" ile avunuyor.
Oysa ABD bir şey yapamaz.
Siz bakmayın sınırda Amerikan jetlerinin uçuşuna.
Onlar uçtukları gibi düşerler de.
ABD Vietnam'da, Afganistan'da, Irak'ta ne yapabildi ki. Hatta ABD İran'a karşı ne yapabiliyor ki?
Üstelik sözünü ettiğimiz ABD bizim müttefikimiz değil mi?
TEZKERE
Gazeteci arkadaşlar sordu, hariciyeci Bölükbaşı anlattı.
Bir daha anladık ki, 1 Mart tezkeresinin reddi Türkiye'nin aleyhine olmuştur.
Ve bu reddedişte, Meclis Başkanı Arınç ve bazı Güneydoğulu milletvekilleri ile CHP başrolü oynamıştır.
Tezkere kabul edilseydi Türk askeri Kuzey Irak topraklarına 20 km girecekti. Bu 20 km'de zaten PKK'nın yuvaları, geçitleri ve ikmal depoları vardı.
Büyükelçi Bölükbaşı devam ediyor:
"Bizim için, yani Türkiye için bir fırsat doğmuştu, ona da Sayın Meclis Başkanı Arınç izin vermedi.
Oysa tezkere içeriği MGK'da görüşülmüştü, ordunun da onayı vardı."
İşte 1 Mart tezkeresi gerçeği: Ret Türkiye'nin aleyhine oldu.
Tarih bunu yazmaya başladı bile. Bunu yazarken tabii önceki gün, "1 Mart tezkeresini ret en büyük iftiharımızdır" diyen Deniz Baykal'ı da unutmayacak!..
dheper@milliyet.com.tr

