
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Kargalar
Perşembe günkü Hürriyet gazetesinde Şenol Coşkuner'in harika bir haberi vardı.
"Yavrusu kaybolan karga caddeyi tarumar ediyor" başlığı altındaki haberin özeti şöyleydi:
"Kadıköy Bağdat Caddesi'nde bankaya gitmek için evinden çıkan emekli gazeteci Erdinç Ispartalı, caddede yürürken bir karganın saldırısına uğradı. Yavrusunu kaybeden karganın sadece insanları değil, yemeklerini paylaşmak istemeyen kedileri de taciz ettiği, çiçeklere zarar verdiği ve gakladığı zaman kendisine bağıran insanlara kızdığı belirtildi"
***
Haberin özeti, "Esnaf şaşkın" ara başlığı altında şöyle devam ediyordu:
"Gazeteci Erdinç Ispartalı'ya ilk müdahaleyi yapan eczacı Vakıf Erol, bir haftada 10 kişinin karganın saldırısına uğradığını söyledi. Büfeci Can Aktaş, aynı karganın büfenin önüne koyduğu raflardan kuruyemiş ve cips poşetlerini çaldığını söyledi. Çiçekçi Nefiye Dalkoparan da karganın yiyecek çaldığını belirtti"
***
Bizim Bağdat Caddesi'nin, özellikle Mücahit Sokak ve Plaj Yolu Sokak bölümünü tarumar eden karga; kazara bir de seçimlere katılsaydı, ülkenin geleceği çok zora düşebilirdi.
Seçim nutuklarında her sorunun üstesinden gelmeye gücü yetecek durumda olduğu söylenen milletimiz, ola ki kargaya karşı çaresiz kalabilirdi.
***
Şaka bir yana...
Kargalar, kalın bağırsakları olmadığı için 200 yıla yakın yaşarlar. O nedenle de, en çok 32 bin gün yaşayabilen insanoğlunun uğradığı koşullanmalara tutsak düşmeden yaşarlar.
***
Örneğin Enver Paşa'nın doğduğu tarihte yumurtadan çıkmış bir karganın hayatı, Enver Paşa'nınkiyle karşılaştırılabilseydi...
Enver Paşa, 41 yaşında, sığındığı Türkistan'da çaresizlikler içinde öldü. Çok daha uzun yaşamış olan kız kardeşi de, ondan bundan 5-10 lira yardım rica ederek öldü.
Enver Paşa'nın doğduğu tarihte yumurtadan çıkmış olan karga ise; Enver Paşa'nınkine kıyasla, acaba kaç yaşına kadar yaşadı ve nasıl yaşadı?
***
Enver Paşa, daha 27 yaşındayken hem padişahın tahtına, hem el-etek öpme koşullanmasının çemberi içindeki kul yığınlarının tepesinde bir kahraman, hem de Orta Asya İmparatoru olmaya; göz dikmiş bir siyasetçiydi.
Onun ihtirası uğruna, Galiçya'da, Sarıkamış'ta, Yemen'de yüz binlerce genç öldü.
Sonunda kendisi de, 41 yaşında perişanlık içinde öldü.
***
Aynı tarihte dünyaya gelmiş karganın ise; ne padişahın tahtında gözü vardı, ne kahraman, ne de imparator olmakta.
Yüz binlerce gencin ölümüne falan da, neden meden olmamıştı hiç.
***
Kargalar...
Ahmet Haşim'in, yazı ve şiir lezzetinin tadına varacak düzeyde, kaç aday adayımız olduğunu bilemiyorum.
Şayet Ahmet Haşim'in kalem parfümünü paylaşma masalarından yetişmiş kadrolarımız, yeterince büyük kanatlı olabilselerdi; zırvalama şampiyonluğundaki yarışlar, bu kadar çalkantılı olmazdı.
Ve bilirlerdi Haşim'in de, "kargalar"ı nasıl yazdığını.
***
Karga; gülü de, bülbülü de aşan bir ihtişamla dünya edebiyatının doruğuna Edgar Allan Poe ile oturdu.
Edgar Allan Poe'nun bugünkü anıtı üstünde de, yazdığı "Karga" şiiri var.
***
Bizim Bağdat Caddesi'ni tarumar eden kargayla, şöyle baş başa bir konuşsaydık.
O:
- Gak, dedikçe...
Bendeniz de:
- Guk, deseydim.
Ve Türkçe'deki en ağır hakaretlerle suçlamalardan birini de, hatırlatsaydım ona:
- Leş kargası!
Ola ki, o da bana şöyle derdi:
- Can alıcı olan ben miyim, yoksa insanlar mı? Ben sadece nafakamı arıyorum, ne paye, ne saltanat...
***
Kısık boyunlu, çirkin sesli, kara kargalar...
Fenerbahçe Parkı'ndaki, fıskiyeli hortumların bağladığı musluklarda, serinlemek için yıkanan kargalar...
Bahçe masalarından, fırsat bulunca bir parçacık simit çalan kargalar...
Ceviz ağaçlarından kopardıkları cevizleri, yükseklerden yere atarak kırmaya çalışan kargalar...
Bendeniz yazı yazarken, balkon demirine konarak bana:
- Gak... Gak... diye bağıran kargalar...
O "gak"lamalarda gizli bir alay sezerim:
- Söyle bakalım, ömrün içindeki bu kaçıncı yazı?
c.altan@prizma.net.tr

