|
 |
|
|
Milyonların gözü önünde iş görüşmesi
CNN Türk'te yayımlanan "İş Görüşmesi" adlı programda üç öğrenci uluslararası şirketlerin yöneticilerinin karşısında birbirleriyle yarışıyor
BAHAR BAKIR
Günümüzde güzel bir işe girmek ya da yetenekli bir eleman almak hiç de kolay değil. "Aranan eleman" özellikleri kişilere ve zamana göre de değişiyor zaten. CNN Türk'te 22 Nisan'dan beri yayımlanan "İş Görüşmesi" adlı program Türkiye'deki istihdam sorununa farklı bir açıdan yaklaşıyor. Özgeçmişlerini www.insankaynaklari.com'a gönderen üniversite son sınıf ya da yüksek lisans öğrencileri arasından seçilen üç kişi Zorlu, Eczacıbaşı, Price Waterhouse Coopers gibi uluslararası şirketlerin yöneticilerinin karşısında birbirleriyle yarışıyorlar. Amaç hayallerindeki işe kavuşmak.
Programın sunucusu ve İndeks Yönetim Kurulu Başkanı Yaprak Özer "Google sokakta ilan panolarına şifreler yazıyor. Onu çözen işe giriyor. Adayları amuda kaldırıyor, yüksekten atlatıyor. Artık fark yaratan unsur kariyer, kazanılan para değil. Bunların hepsi satın alınabiliniyor. Asıl aranan hatasız ve fayda yaratan insan" diyor.
Şu ana kadar Zorlu, Eczacıbaşı, Intel, HP, Borusan, Price Waterhouse Coopers gibi uluslararası firmaları iş arayan yetenekli gençlerle buluşturdunuz. Bu fikir nasıl doğdu ve gelişti?
Biz zaten tüm Türkiye çapında İndeks Strateji Yarışması adı altında beş yıldır bu işi yapıyorduk. Katılanların hazırladığı projeleri değerlendiriyor ve buna göre staj imkanı sunuyorduk. İşte bu projeyi Milliyet'in öncülüğünde ve CNN Türk'le birlikte televizyona uyarlamak istedik. Bu, tamamen bizim bulduğumuz orijinal bir proje, Türkiye'nin gerçeklerine uygun. Türkiye'de en önemli sorun istihdam, işsizlik değil. Hedefimiz işsiz yığının içindeki nitelikli iş gücünü ayırmak.
"Derste başarı artık yetmiyor, yaratıcı ve sosyal olmak gerek"
Programa katılan yarışmacılar neye göre seçiliyor?
Firmaların talepleri öncelikli. Ama o kadar tuhaf isteklerde bulunuyorlar ki. Bir kere üniversite ve fakülte seçiyorlar, "Uluslararası ilişkiler okusun ama iktisatı da çok iyi bilsin" diyorlar. Sadece Gebze'de çalışsın, yaşasın diyorlar. Oysa Türkiye'de mobil bir işgücü yok. Ayrıca yöneticiler de programa iyi hazırlanıyor. Katılanları sorularıyla terletiyor, telkinde bulunuyorlar.
Şu ana kadar programa katılanlar şirketlerin taleplerini nitelik yönünden karşıladı mı?
Açıkçası katılanlar yöneticilerin beklediği çıtanın çok altında. Ciddi bir yetenek ve nitelik sorunu var. Kazananlar bu ay çalışmaya başlayacak. Ama yöneticilere, programda seçilen gençlerin birçoğu için firmalarında yalnızca eğitim almaları ya da staj yapmaları için biz ısrar ettik, yoksa onları seçmeyeceklerdi bile.
Örneğin Zorlu Holding'in CEO'su Ahmet Nazif Zorlu ya da Eczacıbaşı Holding'in CEO'su Erdal Karamercan'ın aradığı elemanın özellikleri neydi?
Derslerde başarılı olmak, İngilizce bilmek bir kıstas değil. Artık en önemli özellik yaratıcı ve sosyal olmak. Ama bu hayatlarıyla bütünleşmiş bir sosyallik. Başkası için ne yapıyor, liderlik yapmış mı bunu bilmek istiyorlar. Girişimcilik çok önemli. Tek bir konuda uzmanlığı asla istemiyorlar. Mesela Price Waterhouse Coopers'ın Başkanı Cansen Başaran Symes mülakatta şunu sordu: "Bir grup insan mağarada mahsur kalıyor. Kişilerin yaşı, cinsiyeti, mesleği şu. Bir saat içinde kimi hangi sırada kurtarırsın?" Bunlar için ders kitabı karıştırmak gerekmiyor, değil mi?
"İlgi çekmek için amuda kalkıp gülsünler"
İş görüşmesine gitmeden önce herkes akıl verir, şunu giy, bunları sakın söyleme gibi. Başarılı bir iş görüşmesinin ipuçları nedir?
Mesela sallantılı küpe takma, çok parfüm kullanma, sakın kırmızı giyme gibi öğütler verilir. Ben buna gülüp geçiyorum. Görüntü ilk başta önemli ama hepsi o kadar. İnsanlar maaş ve çalıştığı son işyerinden neden ayrıldığı ile ilgili sorularda ne yapacağını bilemiyor. Doğruyu söylemek ve arzuyu belli etmek gerekli.
Son dönemde bir görüntülü özgeçmiş furyası başladı. İnsanlar ya yaratıcılıklarından dolayı fark ediliyorlar ya da rezil oluyorlar.
İnteraktivite artık çok ilgi çekiyor. Mesela bize gelenler hiç yaratıcı değildi. Dikkat çekip sıkıcılıklarını atsınlar. Ne bileyim amuda kalksın, gülsün, "Beni al, kârlı çık", "Girdiğim yerde idda ediyorum satışları üç katına çıkarırım" gibi ilgi çekecek bir şey yapsınlar. Artık zaman değişiyor. Eskiden hiç bu kadar yakışıklı aşçı var mıydı? Ya da çocuklarımızı Avusturya ya da İsviçre'ye yemek okullarına gönderir miydik? Artık yaratıcılık her şey.
|
|
|

|