
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
"Bizim şeyhin keramatı olur menkul kendinden"
Daha doğmadan önce "saygılı" olmak yerine, "kibar" olmaya kurgulanmış iki İngiliz lordu; Londra'da yeni üye oldukları bir spor ticari kuruluşunun yemyeşil golf sahasında, golf oynamaya çıktıkları sırada; çırılçıplak bir kızın tavşan gibi koşarak aralarından geçip kaybolduğunu görmüşler.
* * *
Şaşkın şaşkın kızın arkasından bakarlarken; bu kez de aralarından nefes nefese, ter içinde beyaz gömlekli bir adam geçmiş koşmaya çalışarak.
İşin garip yanı, beyaz gömlekli adam, çırılçıplak kızın kaybolduğu yöne doğru koşmaya çalışırken, sırtında bir de bir kum torbası taşıyormuş.
* * *
Yeni üye oldukları spor kuruluşunun golf sahasına ilk partilerini oynamak için çıktıkları sırada karşılaştıkları bu manzara iki İngiliz lordunu da, öylesine afallatmış ki; hemen sahanın yönetim bürosuna gitmişler:
- Böyle bir sahada nasıl golf oynanabilir ki, demişler; önüne gelen oyuncuların konsantrasyonunu falan umursamadan, koşarak gelip geçiyor sahadan.
* * *
Yönetim bürosundaki müdür:
- Sizlerden özürler diliyorum sayın lordlarım, demiş; bizim golf sahası, maalesef bir akıl hastanesinin yanında. Arada sırada biri kaçmaya kalkıyor hastaneden. Demincek gördüğünüz beyaz gömlekli adam da, bir hastabakıcıydı. Hastaneden kaçan deli bir kızı, sizlerin oyununu bozmasın diye yakalamaya çalışıyordu.
* * *
Lordlardan biri:
- Ya öyle mi, demiş; durumu anlıyorum. Ancak çıplak kızın peşinden koşmaya çalışan beyaz gömlekli bakıcı, neden sırtında bir de kum torbası taşıyordu?
Müdür:
- Sayın lordlarım, demiş; burası bir spor kuruluşu. Her şeyin sportif kurallara uygun olması gerek. Koşarak kaçan çıplak kızı, yakalamaya çalışan beyaz gömlekli kişi de erkek olduğu için; eşitliği bozmamak amacıyla biz koyduk sırtına kum torbasını.
* * *
Türkiye'de genel seçimlere katılan siyasal partilerden hangisi isterse; kendisinin durumunu anlatma açısından, benimseyebilir bu fıkrayı.
Alt tarafı bir yarış seçimler de...
* * *
Lüks lokantalardan birinde, müşterinin biri, garsonu çağırmış:
- Gerçekten çok güzel bir görünümü var şu patates püreli tandır kebabının, demiş; yalnız bak, pürenin üstünden bir saç kılı çıktı.
Garson:
- Çok doğal, demiş; bizim aşçıbaşı, bizzat kullandığı kendi saç tarağıyla süsleyip düzeltiyor tabağa koyduğu patates pürelerini.
* * *
Bizim demokrasi püresinin içinden de, sık sık saç kılları çıktığı için; insan düşünmeden edemiyor:
- Ulan acaba hangi aşçıbaşı, kendi tarağıyla düzeltmeye çalışıyor bu püreyi, diye...
* * *
İki genç kendi aralarında konuşuyorlarmış.
Biri:
- Senin şu nişanlı var ya, şu nişanlın, demiş; caddelerde külotsuz dolaşıyor, haberin olsun.
- Nereden biliyorsun öyle dolaştığını?
- Orta parmağım söyledi.
* * *
Parti liderleri de, birbirleriyle nişanlanmaya kalktıklarında; orta parmakları, bazen bir şeyler söylüyor galiba kendilerine...
* * *
Arif Dino'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
2+2=4
Biri yer
Biri bakar
Kıyamet ondan kopar
Bakan bir değil
Kıyamet
Kıyamet ondan kopar
c.altan@prizma.net.tr

