Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Haziran 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sözde liderler ve siyaset bezirganları!

Gülü-yorum / Ça¤layan Bilgen

19 Şubat’ta bu sütunlarda, ''Siyasetin ezberini bozacaklar'' başlığı altında Ertuğrul Günay’ın liderliğini yaptığı ''Yeni Siyaset Girişimi''nden söz ederken yazıyı şöyle bitirmişim:
''Siyasette ‘bir hafta bile uzun’ derler.
Bu nedenle önümüzdeki günlerde her şey olabilir.
Kastamonuluların dediği gibi, ''taş da düşebilir, ayı da çıkabilir.''
Örneğin, yeni güçbirliği veya ittifaklar olabilir.
Ya da yeni oluşumlara gidilebilir.
Ancak...
Görünen o ki, ülkenin geleceği önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve ardından yapılacak genel seçime endeksli.
Türkiye ya Ortaça€ karanlığına doğru yavaş yavaş geri götürülecek ya da çağdaş ülkeler arasında yerini alacak.
Bu nedenle vatandaş olarak sorumluluklarımızın gereğini yapmalıyız.
Boş sözlere kanmamalıyız.
Gözümüzü dört açıp, uyanık olmalıyız.''
Gördüğünüz gibi o yazıda, ‘taş da düşebilir, ayı da çıkabilir’ demişiz.
Ama...
Şu anda yola hem taş düşmüş hem de ayı çıkmış durumda!
* * *
''Önümüzdeki genel seçimde bugünkü iktidarın karşısına ondan daha tutucu seçenekler konulmaya çalışılması ülkemiz ve geleceğimize karşı haksızlıktır. Türkiye’nin yeni iktidarı bugünden daha demokrat, daha özgürlükçü, ekonomik gelişmeyi önde tutan ve adalet duygusunu yönetimin temeli sayan yeni bir siyaset anlayışı olmadır. Biz bunun için yola çıktık. Siyasetin ezberini bozacağız.'' diyen Günay ve arkadaşlarının siyaset anlayışlarının ne olduğunu geçen hafta hep birlikte gördük.
Eleştirdiği, yerden yere vurduğu AKP’liler ve onun lideri Tayyip Erdoğan’la kol kola girdi, ampul rozeti taktı.
Olacak şey değil!
İlkesizlik, omurgasızlık herhalde bu olsa gerek.
Sağda siyaset yapan birisinin sağdaki bir başka partiye ya da solda siyaset yapan birinin soldaki bir partiye geçmesini anlayabilirim.
Siz yıllarca ortalarda ''solcuyum, sosyal demokratım'' diye gezin ve birlikte yola çıktığınız arkadaşlarınıza danışmayın...
Arkadaşlar, ''AKP’den böyle bir teklif var ne diyorsunuz?'' diye sormayın.
Önce nişanı yapın ve nikah için gün alın... Bu aşamada sizi arayan başta İzmir’de ''Yeni Siyaset Girişimi''nin temsilciliğini üstlenen arkadaşlarınız olmak üzere büyük bölümünün ''AKP’ye gitmeyin'' şeklindeki uyarılarını da dikkate almayın ve sonra liderlik taslayın.
Bence siz lider değil, ancak ''koltuk düşkünü profesyonel bir siyaset bezirganı'' olursunuz.
Şimdi bazılarınız, ''Ne var bunda canım. Bu tür saf değiştirmeler ilk kez olmuyor ya'' diyebilirsiniz.
Doğru...
Ancak...
Böylesine de hiç tanık olmadık.
Çünkü Ertuğrul Günay, AKP’de de umduğunu bulamayacak ve birilerinin vitrin süsü yapma egosunu tatmin etmekten başka hiçbir işlevi olmayacak.
Kaygan zeminde, kaypak insanların yaptığı siyasetle ülke ancak bu seviyeye gelir.
Başka ne söyleyeyim.

Tarih yine tekerrür mü edecek?

SON seçimde CHP’ye Kemal Derviş’i aldıktan sonra, ''Tamam biz seçimi aldık. A Takımımızı da kurduk. İktidara geliyoruz'' diyerek seçim startını verenlerin o zamanki milletvekilleri listelerini nasıl yaptığını çok iyi biliyoruz.
Bugün o A Takımı’ndan kaç kişi kaldı sorarım size?
İlke ve ideolojisine bakılmaksızın listelere konulanların bugün AKP ve ANAVATAN saflarında yer almasında acaba CHP üst yönetiminin hiç mi günahı yok? Peki, o dönemde Derviş’le yelkenini şişiren CHP’nin bu kez DSP ile yaptığı ittifak sonucunda ayakları yerden kesilmiş ve aklı bir karış havada olmadığını söyleyebilir miyiz?
Bence ''hayır...''
2002’deki hatalardan ders çıkarıldığını hiç sanmıyorum.
Zaten bugün listeler açıklanınca da kimsenin ders almadığını göreceğiz.
''A Takımı'' diye yine ''Z Takımı'' çıkarılacak ve kimsenin hoşnut olmadığı listelerle halktan oy istenecek.
Çünkü...
Tarihten ders alınmış olsaydı tekerrür etmezdi.
Göreceksiniz, tarih bugün yine tekerrür edecek ve partilerdeki ‘imamlar’ yine bildiğini okuyacak.

CHP’de yeri garanti tek isim kim?

CHP kulislerinde konuşuluyor, iddia şu... Deniz Baykal, millletvekilli aday adayı olan İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan’a soruyor:
''İzmir’de durumumuz nedir? Kaç milletvekili çıkarırız?''
Ayhan, ''Efendim çok iyi durumdayız. Her iki bölgeden de en az 10’ar vekili yanınıza göndeririz'' diye yanıt veriyor.
Bunun üzerine Baykal, ''O zaman kendini hangi bölgeyi istiyorsan 10’uncu sıraya yazalım'' deyince Ayhan, renkten renge giriyor ve ''Siz bilirsiniz efendim'' demekten başka bir söz söyleyemiyor.
Eee...
Yılların kurt politikacısı Baykal, kimin ne olduğunu,dün ne söyleyip, bugün ne yaptığını gayet iyi biliyor.
Ve kolay kolay kimsenin etkisi altında kalmıyor.


İthal aday istemiyoruz ama...

İZMİRLİ’nin ithal aday istemediğini şubat ayında bu köşede yazdıktan sonra hemen hemen bütün gazetelerde konu işlendi.
Bu talebimiz her geçen gün çı€ gibi büyüdü ve İzmir’deki bütün sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının adeta manifestosu haline geldi.
Bugün milletvekili aday listeleri YSK’ya teslim edilecek.
Göreceksiniz, yine partilerin çoğu İzmir’le uzaktan yakından ilgisi olmayan isimleri listelerin ilk sırasına koyacak.
Yine, ''Meclise kadın şart'', ''Milletvekili olmak için bıyık mı bırakalım?'' diyen kadınlara listelerde göstermelik olarak yer verilecek. Birkaç hafta homurdanmalar, tepkiler olacak.
Sonra yine kadınların sesi kesilecek, sivil toplum örgütleri, meslek odaları kendi işlerine bakmaya başlayacak.
Seçim günü de hepimiz ''kuzu kuzu'' gidip oylarımızı atacağız.
Çünkü bizim toplumun hafızasıyla balık hafızası birbirine çok benziyor.

cbilgen@milliyet.com.tr









EGE
Sözde liderler ve siyaset bezirganları!
Emeklilik hakkında her şey
Sokaklar toz-toprak ve pislik içinde





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Necati Çetiner
Özgür Kaynar

   
© 2006 Milliyet