
|
|
|
 |
|
|
Futbol ve siyaset
Satır Arası / Deniz Sipahi
Siyaset böyle bir şey... Bazen bir gün bile dengelerin alt üst olmasına neden oluyor.
Perşembe akşamından beri baş döndürücü bir trafik yaşanıyor.
Demokrat Parti ile ANAVATAN arasındaki bağların kopması, bazı ANAVATAN’lıların ve birleşme için aylardır gayret içinde olanların geceden sabaha başka partilerden aday gösterilmeleri sokaktaki vatandaşın anlayabileceği ilişkiler yumağından çok daha farklı.
Biz bugün siyasete bir gün ara verelim ve İzmir’i ilgilendiren bir başka konuya dikkat çekelim.
2 Haziran’daki Referans’ta Cem Çetin imzalı ilginç bir yazı vardı.
Benzer düşüncelerde olduğumuz için yazıdan geniş bir özet yapıyorum.
* * *
''Ankara’dan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de futbol takımı Türkiye Süper Ligi’ne adını yazdırdı. İktidar partisine bağlı yerel yönetimlerin, profesyonel futbola el atıp ciddi paralar harcaması, ticarileşen futbol mantığıyla uyuşmazken ‘haksız rekabet’ ve ‘özerkliğin delinmesi’ gibi ciddi tehlikeleri de beraberinde getiriyor.
3 sezondur Süper Lig’de mücadele eden belediye patentli Ankaraspor’un maçları örnek alalım.
19 Mayıs Stadı’nda 4 Şubat 2007’de oynanan Ankaraspor-Ankaragücü maçının bilet fiyatlarını Ankarasporlular, 150-200 ve 250 YTL şeklinde belirleyince, 90 dakikalık mücadeleyi sadece 123 kişi izledi. Böyle bir durum Avrupa’nın herhangi bir kulübünde söz konusu olsaydı, o kulübün başkanı çoktan koltuğunu başkasına devretmişti. Bir başka dikkat çekici örnek ise 18 Şubat 2007’deki Ankaraspor-G.Birliği maçında yaşandı. Mahkeme kararıyla ASAŞ’ta sahaya çıkan Ankaraspor, yargı zaferini kutlamak istercesine, bilet fiyatlarını bu defa 50 YKr ve 1 YTL yapıp, Ankara’nın dört bir köşesinden de binlerce insanı bedava maça taşıyınca tribünlerdeki seyirci sayısı 15 bini buldu!(2) Bilet fiyatlarında ortaya çıkan bu çelişki, birtakım gerçekleri de gözler önüne seriyor.
Her ne kadar Ankaraspor’un ikinci örneği, gelirleri artırma konusunda ikinci paragrafta verdiğimiz teoriye uygun gözükse de bilet fiyatlarının son derece düşük olması, ayrıca stadı dolduran kitlenin belediyeye ait otobüslerle ücretsiz taşınması, bugünkü futbolun pazarlama anlayışıyla bağdaşmayan uygulamalardır. Benzer tablonun 2007/08 sezonunda Süper Lig’de mücadele edecek İstanbul Büyükşehir Belediyespor (İBB) için de geçerli olacağı iddia edilebilir. 2. Lig maçlarını Atatürk Olimpiyat Stadı’nda boş tribünlere oynayan İBB, yeni sezonda seyirci handikapını gidermek için endüstriyel futbolun çıkarlarına uymayacak birtakım pazarlama formülleri geliştirebilir. Ortaya çıkan bu tablo, belediye kulüplerinin para kazanma ya da topluma bir hizmet arzusuyla bu işe soyunmadıklarının açık bir ispatıdır.''
* * *
Futbol Federasyonu’yla ilgili sıkıntılar hala sürüyor.
Her alanda olduğu gibi futboldaki haksız rekabet de Türkiye’nin dengelerini alt üst ediyor.
Bütün bunlar yaşanırken bazı çevreler de ''İstanbul, Ankara nasıl yapıyorsa İzmir de yapsın. Büyükşehir Belediyesi kendi takımını kursun ya da mevcutlardan birini finanse ederek kentin Süper Lig özlemine son versin'' diye düşünebilir.
Oysa ben bu görüşte değilim.
Yanlış olan İzmir’in değil; Ankara ve İstanbul’un uygulamalarıdır.
Yasalar izin vermemesine rağmen açıklardan yararlanarak ya da delerek ekonomide olduğu gibi sporda da kendi fanatiklerini yaratan iktidarlara cevap verecek adaletten başkası değildir.
Siyaseti spora bulaştıranlar ise eninde sonunda küme düşeceklerdir.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|