
Melih AŞIK
Açık Pencere
CHP'de fırtınalar!
Karneler alındı.. Pardon aday listeleri belli oldu...
Sevinenler, üzülenler, birbirini teselli edenler, ah - vah edenler... Listelerin üst sıralarında yer bulanlar, alt sıralarda figüran olanlar hatta listeye hiç giremeyenler... Üste çıktım diye sevinenler alta düştüm diye yerinenler... Dün en büyük heyecan CHP cephesinde yaşanıyordu... Deniz Baykal'ın "çekirdek kadrosu" deniz gören katlara yerleşmişti; Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Yılmaz Ateş, Mustafa Özyürek, Algan Hacaloğlu liste başlarındaydı. Hayal kırıklığı da çoktu. En çalışkan isimlerden Mustafa Gazalcı, liste başı olması beklenirken liste dışı kalmıştı. Bir ara Zülfü Livaneli'nin yanında görünmesi sanırız tek suçuydu... Livaneli ve Sarıgül'ün peşine takılanlar tümden elenmişti; Yalova Milletvekili Muharrem İnce hariç..
İzmir 1. Bölge 7. sıraya atılan ve seçilmesi mucizelere kalan Erdal Karademir'in suçu neydi? Kimse anlamadı... Tandoğan, Çağlayan, Gündoğan'da meydanlara çıkan milyonları temsilen Prof. Nur Serter ve Necla Arat İstanbul'da orta sıralarda yer bulabildiler. O kitleleri temsil eden Prof. Alparslan Işıklı ve Erol Manisalı gibi isimler ise zaten aday bile değildi... Mitinglerdeki milyonlarda bir burukluk var mı? Kimbilir... Lütfullah Kayalar gibi isimlerin son dakika manevrasıyla gelip liste başına oturması da çok konuşulacak gibi görünüyor...
Partiyi merkeze çekme gerekçesiyle sağdan alınıp vitrine oturtulan isimler konusunda dün bir dostumuz:
- Bizim parti çok mu soldaydı da merkeze çekmek için ha babam sağdan adam alınıyor, diye soruyordu...
Türkiye'de CHP'ye yararlı olabilecek çok sayıda donanımlı, genç, becerikli, başarılı isim var. Seçimlerin bu yıl yapılacağı belliydi. Bir çeşit kelle avcılığı yapılarak iş dünyasından, üniversitelerden, bürokrasiden değerli isimler son bir yıl içinde görüşülerek, söz kesilerek partiye çekilemez miydi?
Evet... Baykal takımını kurdu. Sorumluluğu üstlendi. Yolculuk devam ediyor...
Ş Kötü bir adama iyilik etmek iyi bir adama kötülük etmek kadar tehlikelidir...
Platus
TBMM, milletvekilinin gözyaşları arasında tatile girmiş. Aralarında koltuğu öpüp vedalaşanlar da olmuştur...
Haldun Ertem
Hükümetin bu olaylar karşısında sadece "Yaa sabır" çektiği, sabırlarının biraz daha taşmasından öte herhangi bir şey düşünmediği biliniyor.
Silahlı Kuvvetler ise bu tür olaylara çözümü sınır ötesi operasyonda görüyor...
Tunceli saldırısı Silahlı Kuvvetler'in öfkesini büyütecek... TSK ile hükümet arasındaki gerilim biraz daha yükselecek... Ayrıca Türkiye ile Irak arasındaki gerilim de artacak...
Bu tür provokasyonları düzenleyen birileri Türkiye'yi Irak'a çekmeye de çalışıyor mu? Olabilir...
Türkiye'nin dramı, verdiği şehitlerin ötesinde, Ankara'daki durumdur...
İktidar ABD'nin ağzının içine bakıyor. ABD'nin izni olmadan kılını kıpırdatmaya niyetli değil. Doğu'da şehit olan erlerimiz kesinlikle AKP'nin koltuk çıkarlarından değerli değildir...
Silahlı Kuvvetler ise Irak'a yönelik bir askeri operasyonu zorunlu görüyor... Orada bizi neyin beklediği de meçhul.
Her ülkenin silahı gücü kadar bir de caydırıcılığı vardır. Ne var ki hükümet ile TSK arasındaki çatlak yüzünden Ankara'nın Kürtler karşısında bir caydırıcılığı kalmadı. Barzani veya PKK, hükümetin ABD'nin izni olmadan harekete geçmeyeceğinden eminler... O yüzden rahat çalışıyorlar! Türkiye tarihinin çok zor dönemlerinden birinin içinden geçiyor...
Etkinliği izleyen TRT muhabiri metni yazdı, görüntü montajını yaptı, haberini 1 Haziran'da yayımlanmak üzere montajlı olarak Ankara'ya gönderdi...
Etkinliğin sonunda hep bir ağızdan 10. Yıl Marşı söyleniyordu... TRT muhabiri de haberini "Onuncu Yıl Marşı'na da herkes coşkuyla eşlik etti" cümlesiyle bitirdi ve 10. Yıl Marşı'ndan bir bölüm verdi. Ancak bu bölüm haberden çıkarıldı... Neden? Malum... Cumhuriyeti anımsatan her şeye ekran kapalı...
m.asik@milliyet.com.tr

