
Fikret BİLA
Yön
Şener: Aday olmayarak bir imza atmak istedim
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'i okul yıllarından tanırım. Dürüst, dik duruşlu, ulusal konularda duyarlı, herkesi kucaklamak isteyen bir kişiliği vardır. Tasavvuf felsefesine inanır; siyaseti, "sevgi, barış, kardeşlik" anlayışıyla yapmaya çalışır. "Öteki" yaklaşımı yoktur.
AKP'nin dört kurucu direğinden biri olan Şener, milletvekili adayı olmadı.
Elbette bunun siyasi bir anlamı var. Bazen bir şey yapmak kadar yapmamak da bir siyaset biçimidir.
Neden aday olmadı? Vermeye çalıştığı mesaj neydi?
Şener'e dünkü görüşmemizde bu soruları yönelttim.
Şu yanıtı verdi:
- Aday olmayarak bugüne kadar izlediğim siyasi çizginin, siyasi duruşumun altına imzamı atmak istedim. İzlediğim çizginin arkasında olduğumu, altına imzamı attığımı göstermiş oldum.
l Neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?
Tarzımın ilkesel olduğunu gösterdim
- Şu ana kadarki siyaset tarzım izleniyordu. Ama herkes bu tarzımı farklı yorumluyordu. Bu tavrımın ne kadar ilkesel, ne kadar pragmatik (faydacı) olduğu sorgulanıyordu. Ben aday olmayarak siyaset tarzımın ilkesel olduğunu gösterdiğime inanıyorum. Pragmatik ve pratik beklentilerle böyle bir siyaset izlemediğimi yansıtmak istedim. Hiçbir hesap yapmadım. Siyasette kişisel bir hesabım da olmadı. Sanıyorum aday olmayışım siyasete ilkesel baktığımı, bugüne kadarki tavrımın ilkesel olduğunu gösterir.
l Milletvekili adayı olmadınız, ancak bakanlık göreviniz sürüyor, partide kalacağınızı da söylediniz. Bu bir anlamda siyasi çizginiz doğrultusunda bir mücadele mesajı taşıyor mu?
- Ben, kişisel bir hesap, bir siyasi yatırım içinde değilim. Bu amaçla böyle davranmadım. Ama bugüne kadar izlediğim siyasi çizgi, olaylar karşısında takındığım tutum belli. Partide kalıyorum. Arkadaşlarımın benim bu çizgimi anlamalarını, bu çizgiyi benimsemelerini umuyorum.
Şener alternatif mi?
Şener'in bu tutumu, AKP'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a karşı bir alternatif liderlik girişimi mi?
Şener, bu tutumuyla siyasi bir yatırım yapmadığını, kişisel bir hesap içinde olmadığını söylüyor.
Ancak, AKP gibi tartışılmaz lider hâkimiyetinin bulunduğu bir partide Şener'in aldığı tavır, kendiliğinden bir alternatif oluşturuyor. Erdoğan'ın bütün kararlarını ve icraatını sorgulamadan onaylayan yapıya ciddi ve önemli bir "itiraz" anlamı taşıyor. Bir "karşı duruş" niteliği taşıyor.
Şener'in bu tutumu yeni de değil...
Yakın geçmişe baktığımızda, "Şener itirazları"nın örneklerini görüyoruz.
Çatışmacı politikaları benimsemedi
Şener, kayırmacılık veya ulusal çıkarlara ters gidiş gördüğü "hızlı" özelleştirmelere karşı durdu, ihalesiz blok hisse satışlarıyla yabancılara sağlanan tatlı ve zahmetsiz kârları içine sindiremedi. Özelleştirme Yüksek Kurul'dan çıkarıldı. Galataport ihalesine onay vermedi. Yargıyla, üniversitelerle, TSK'yla yürütülen gergin, çatışmacı politikaları benimsemedi. Tandoğan'da, Çağlayan'da, Gündoğan'da, Manisa'da, Çanakkale'de, Samsun'da meydana çıkan yüz binlere sırt çevrilmesini yanlış buldu, bu insanları anlamak gerektiğini savundu. Uzlaşmacı politikacılar önerdi. Anayasal kurumlarla kavgalı, toplumu kamplaştıran politikaların Türkiye'ye zarar verdiğini söyledi.
Şener, bu çizgisini milletvekili adayı olmayarak pekiştirdi ve AKP içinde alternatif bir politika haline getirdi.
Şener'in tutumunun bu yönü seçimlerden sonra daha da belirgin biçimde ortaya çıkacaktır.
fbila@milliyet.com.tr

