
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Futbol parantezi
Siyasete bir parantez açtım. Türkiye ve Brezilya milli takımları maçı için Dortmund'dayım.
Dortmund yüzölçümünün sadece yarısı bina, yarısı yeşil. Sanki bir büyük park. Dortmund'un 90 bin kişilik stadyumu da ekleriyle birlikte gerçekten bir spor sitesi.
Çevresindeki spor kompleksi inanılır gibi değil. Çok geniş bir yeşil alanda çeşitli yan hizmet üniteleri, spor salonları, piyano barı ve restoranları...
Hepsi de yeşillikler içinde.
Dev ağaçlar, korular, çiçekler, havuzlar, açık hava toplantı alanları...
Ve cıvıl cıvıl kuş sesleri. Ülker ile milli takımlar arasındaki ana sponsorluk anlaşmasının imzalandığı stadyumun konferans merkezi balkonunda bu güzellikleri 180 derece seyrettim.
Öğle yemeğini ise Dortmund takımının da kamp yaptığı kulübün otelinde yedik. Bahçesinde atlar dolaşıyordu.
Bu kadar büyük ve yaygın spor kompleksinin devlete ağır yük olduğunu düşünmeyin.
Yüzde 87'lik doluluk oranıyla tüm yıl kullanılıyor.
Tesisler para basıyor.
Yanında eşi, oğlu ve kızı vardı.
Tugay'ın Galatasaray'dan ve Milli Takım'dan hocası Fatih Terim, bir zarif jest yaparak "Önceden planlanmış bir Türkiye- Brezilya maçımız var. Bu maç Milli Takım jübilen olsun. Eşin ve çocuklarınla birlikte senin için çok güzel bir anı olur" demiş.
Bunu anlatırken Tugay duygu yüklüydü. Bazı "iyi adamlara" böyle güzellikler yaşatılır. Şimdi Fenerbahçe'nin teknik direktörü olan Zico da İtalyan Udinese'de futbolu bırakırken, jübilesini dünya karmasıyla özel karşılaşmada yapmıştı.
Tugay 8 yaşındayken futbola Trabzon'da başladı. 15 yaşında Galatasaray'a geldi. 15 yıl sarı-kırmızı formayı başarıyla taşıdı. Milan maçından sonra İngiltere'ye geçti. Şimdi 36 yaşında ve hâlâ İngiltere'de top oynuyor. Oğlu da Manchester United'in altyapısında yetişmekte.
Tugay, "Oğlum benden daha iyi olacak" dedi.
Gerçekten, Berke, yıldız olabileceklerin, örneğin Ronaldinho'nun zor ayak hareketlerini yapabiliyormuş.
Ama... Ne yazık ki Galatasaraylı Tugay'ın oğlu Berke Fenerbahçe'nin Newcastle ile maçından sonra duygulanmış ve Fenerbahçeli olmuş.
Tugay mutlu bir aile reisi ve daha bir süre futbolu bırakmaya hiç niyeti yok.
Şu satırların yazıldığı akşam, onu, son defa giyeceği Milli Takım formasıyla izleyeceğiz. Maçtan izlenimler yarın.
Yani...
Öyle "Al parayı... formanın göğsüne, arkasına, koluna markayı koy" demek kadar basit değil. Spor salonlarını, stadyumları, yüzme havuzlarını, tenis kortlarını yaptırmak ve girişlerine sponsorluk plakaları çakmak önemli. Toplumda tüketici tercihi böyle kurumsal sorumluluk projelerine imza atanlara yöneliyor.
Bitmedi...
İngiltere ve Almanya'da sponsorluk "Grassroots" diye anılan bir kapsamda futbolun ülkeye yayılmış okullarını hedefliyor. Çocuklar, gençler, kadınlar hatta genç kızlar için futbol okulları, kampları ve tesisleri yapılıyor. Buralarda yetişenler profesyonel takımlar ve milli takımlar tarafından derleniyor. Bunlara "fidelik" de denebilir.
Ülker'in sponsorluk anlaşması da böyle sosyal sorumluluk odaklı. Milli Takım'ın diğer sponsorlarının da aynı büyük planın içinde yer alacağı bir uygulama başlamakta.
Örneğin...
Van'da 500 genç için bir futbol kampı düzenlemekte. Gençler burada futbol kurslarına katılacak. Turnuvalar düzenlenecek.
Spor salonları, yüzme havuzları ve diğer spor tesisleri de kurulacak.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

