
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
'Çarpma' işlemi!
Bayramlıklarını giyen vekil adayları birbirlerine soruyorlar şimdi parti binalarında:
"Kaçıncı bölge, kaçıncı sıra?"
Şu andan itibaren demokrasinin bir matematik problemi olarak konuşulacağı, seçim yapmanın hızla bir toplama-çıkarma meselesine indirgeneceği, cümlelerin sözcüklerle değil rakamlarla kurulacağı alana girmiş bulunuyoruz.
Bu matematik problem dahilinde ve daha bir dizi başka türlü problem içinde seçim yapılması gerekecek. Bugünden itibaren asla ve hiçbir şekilde gerçek anlamda memlekette ne olup bittiği, adayların ideolojik pozisyonları ve bunlar gibi bir takım "lüzumsuz" ayrıntılar ciddi bir biçimde konuşulamayacak. Seçim arabaları, dehşet verici gürültüleriyle sokaklara çıktıktan sonra zaten artık kimsenin ne dediği pek duyulmayacak. Oysa...
Galeyan Cumhuriyeti
Geçtiğimiz günlerde Yozgat'ta, bir güruhun "galeyan"a gelip beş evi, fuhuş yapıldığı iddiasıyla yakması üzerine yazmıştım. "Galeyan Cumhuriyeti" demiştim. Önceki gün Adapazarı Sakarya'da iki genç, Ahmet Kaya'nın resmini taşıyan tişörtler giydikleri için, yine "galeyana gelen halk" tarafından linç ediliyordu. Apartmana sığındılar ve onları "galeyana gelmiş halkın" elinden vali kurtardı.
Seçimlere gidiliyor ve Türkiye'nin yakın geleceği için seçim yapmamız bekleniyor. Peki bu "galeyan" durumunu, Türkiye'de gündelik hayatı, siyasi ve toplumsal hayatı biçimlendiren bu "ortalamanın faşizmi"ni hedef alacak, bu "galeyan sultası"nın ortadan kaldırılmasını dert edecek bir seçenek var mı? Bu birinci soru. İkinci soru ise...
Yoksulluk ve eğitim
Türkiye'de siyasetin ezberini bozacak bir yeni açılımla ve ne kitleden ne politikadan korkan aydınların desteğiyle solda bağımsız ortak aday projesi yürürlüğe girdi. Bugünden itibaren yaşadığımız şehirler ve seçim bölgelerinde bu adaylar var mı ona bakılacak. Bu adayların ise bugünden itibaren yapması gereken bir şey var:
Hem sol, hem bağımsız olmak adına ama en çok da hedeflenen siyasetin ezberini bozma harekâtı adına yoksulluk meselesini gündemin ve propaganda çalışmalarının birinci sırasına almak.
En yoksullardan başlayarak çalışanların yoksullaştırılması konusuna kadar derin ve geniş bir yelpazede bu kanlı meseleden söz etmek. Naçizane önerim, yoksullukla bağlantılı olarak eğitim meselesini konuşmalı bu adaylar. Eski İmam-Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği Genel Başkanı İbrahim Solmaz şöyle demiş:
"İmam-Hatipler dışında bütün okullarda uyuşturucu ve fuhuş var!"
Kendinden başka herkesi fahişe ve hapçı zanneden birini temsilci olarak seçebilen bir kitle üretiyor bu eğitim sistemi. Sonra da "galeyan"a geliniyor biliyorsunuz, biliyorsunuz sonra da insanlar yakılıyor, linç ediliyor. Bağımsız adayların, memleketin gerçek gündemi yakalayabilmek adına bunlardan söz etmeleri gerekiyor. Kendilerini solda tarif eden ve bağımsız olmayan adayların da yapması gerektiği gibi.
Bugünden itibaren siyasi seçimlerimizi dev bir toplama-çıkarma işlemi içinde yapmaya çalışacağız. Bütün bunları konuşmak giderek zorlaşacak. Ama bağımsız adayların Meclis'in ezberini bozmadan önce ve bunun için, bu totolu lotolu ortamdan derhal ayrışarak "çarpma işlemi"ne girişmeleri gerekiyor.
Söyledikleriyle, duruşlarıyla, söyleme biçimleriyle olabildiğince cesur ve farklı olarak seçim sathı mailini "çarpmaları" gerekiyor. Bu tavır hiç değilse Türkiye'de böyle şeyler yapılabileceğini gösterecek insanlara. Hiç çekinmeden, hiç korkmadan, lafını esirgemeden, ortalamanın faşizminin gönlünü almak için eğilip bükülmeden. Zaten kaybedecek neyimiz var ki? Bari şanımız yürüsün. Öyle değil mi?
ecetem@hotmail.com

