|
 |
|
|
Lider, ağacın tepesine çıkabilmeli
Çeşitleme / Selim Türsen
Hafta sonu milletvekili aday adayları için gerilimli günlerdi. Bir de resmen aday olmayan ama her an gelecek bir telefonla adaylık teklifi bekleyenler vardı. ''Siyaset bu son 24 saate kadar her şey değişebilir'' diyordu tesadüfen beraber olduğum bir İzmirli aday. Demokrat Parti- ANAP birleşmesinin suya düşmesinden duyduğu hayal kırıklığını yaşıyordu. İki partinin de barajı aşmasının artık çok zor olduğu düşüncesindeydi.
Parti içi hesaplar, yer kavgalarının yapılması olağandır. Ama ağaçlarla uğraşırken ormanda yolu kaybetmek akıl dışı bir şey.
Liderlik kitapları ''Ormanda ilerlerken arada sırada bir ağacın tepesine çıkıp nerede olduğunuza bakın. Sadece önünüzdeki dalları, çalıları temizlemeye çalışarsanız yolunuzu kaybeder, büyük tehlikelere yol açarsınız'' der.
Liderlik işte böyle bir şey. Ağacın tepesinden ormanın bütününü görmeyi akıl edemeyen liderler hem kendilerini hem de partilerinin geleceğini tehlikeye sokuyorlar.
Yine de, İzmir başta olmak üzere, pek çok yerde her iki partinin Yüksek Seçim Kurulu’na aday listelerini boş vermeleri, son dakikaya kadar birleşme olabilir ihtimali olarak yorumlanıyor. Ne demişti genç aday ''Siyaset bu. Son 24 saatte çok şey değişebilir.''
Galiba listelerin resmen ilan edileceği 10 Haziran’a kadar beklemekte yarar var. Belki son anda ağacın tepesine çıkmayı akıl eden liderler çıkabilir.
İzmir’in şansı bir aday
Güzel bir tesadüf eseri, partilerin milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na göndermelerinden kısa bir süre önce Mehmet Ali Susam’la aynı ortamdaydık. İzmir 2. Bölge’den CHP adaylığının banko olduğu söyleniyordu ama siyaset bu belli olmazdı. ''Baykal açıklama yapmış. Yeni isimler gelecek. Taban partinin değişmesini istiyor demiş'' dedim. İlgiyle dinledi. Mutlaka kendisi de duymuştu ama bazı şeyleri insanlar bir daha, bir daha duymak ister. Nitekim listeler açıklanınca 2. Bölge dördüncü sırada adını gördüm. Büyük bir sürpriz olmazsa Ankara’ya gitmesi kesin gibi görülüyor.
* * *
İzmir’e ilk geldiğimde, bildiğimiz esnaf odaları başkanlarından farklı bir kimliğiyle dikkatimi çekmişti İzmir Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Ali Susam. Enerjik, ağlama edebiyatı yerine esnafın sorunlarına günün koşullarına uygun yaratıcı çözümler üreten bir yapısı vardı. Örneğin büyük marketlerle rekabet edebilmek için esnafa ucuz mal temin eden tedarik zinciri ve dağıtım ağı BESAŞ onun eseri olmuş. BESAŞ bugün 3500 kamyonla Edirne’den Kars’a Türkiye’nin en büyük dağıtım zincirlerinden birisi. Yine Tekel’in içki bölümünün özelleştirilmesi sırasında Nurol ve LİMAK ortaklığı içinde yer almış BESAŞ. Susam’ın başkanlığındaki oda, öylesine başarılı çalışmalar yapmış ki son olarak New York’ta düzenlenen Uluslararası Kalite Zirvesi’nde dünyada ilk kez bir meslek kuruluşu olarak altın kategori ödülü kazanmış.
* * *
Ödül töreninden sonra Susam’ın ''Yıllardan beri ve özellikle de son dönemde Avrupa Birliği (AB) sürecine esnafımızı entegre etmek için mesleki-teknik eğitim ve farklı projelere büyük önem verdik'' sözleri ise hem neden ödüle layık oldukları, hem de vizyon sahibi biri olduğunu gösterme açısından önemli bir ipucu. Bence İzmir, kendisini hakkıyla temsil edecek bir isimi Ankara’ya gönderecek.
Başkan’ın mutlu günü
Aziz Kocaoğlu, ''Ağabey-Abla-Kardeş'' projesine büyük önem veriyor. Üniversiteli gençlerin, maddi durumu yeterli olmayan ailelerin çocuklarının derslerine yardımcı olmalarının yanı sıra, birlikte tiyatroya, konsere, sinemaya giderek, sosyal ve kültürel gelişimlerine de katkıda yapmayı amaçlayan proje ilk meyvelerini vermeye başlamış.
Geçen hafta sonu aileler ve çocukların birlikte katıldığı şenlikten sonra gördüm Başkan Kocaoğlu’nu. Mutlu bir yorgunluk ifadesi vardı yüzünde.
Projeye katılan yaklaşık 600 çocuk teker teker Başkanla fotoğraf çektirmek istemiş. O da kırmamış. Biraz yorulmuş ama ''değer'' diyordu. Veliler çocuklarının okuldaki başarı oranlarının çok arttığını söyleyip, projenin lise çağındaki daha üst yaş gruplarına da yayılmasını istiyorlarmış.
* * *
Projenin Türkiye’ye örnek olması gerektiğini söylüyor Kocaoğlu. Haksız da değil. İslamcı kesim, yıllardır yoksul ailelerin çocuklarına yer ve yurt vererek eğitimlerine katkıda bulundu. Hiçbir imkanı olmayan binlerce genç bu desteklerle üniversite sınavlarında önemli başarılar elde etti.
Devlet mekanizmasında, özel sektörde görevler üstlenmeye başladı.
28 Şubat sonrası Eğitim Gönüllüleri, Çağdaş Eğitim Vakfı gibi girişimlerin sayısı artıp laik temeller üzerinde modern eğitim çalışmaları başladı.
Ama bu tür çalışmaların çok daha hızla yayılıp a€ gibi ülkeyi sarması gerek. O nedenle ''Ağabey-Abla-Kardeş'' projesinin ilk sonuçlarının başarılı olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|