
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Ah!
Canım nasıl genç erkeklerin tabutları üzerine yazmak istiyor.
Ama nasıl?
Cenazelerde konuşan annelerin, kardeşlerin, gelinlerin, eşlerin ve çocukların acılarını dindirmek için öfkelendiğini, bu acının daha çok öfkeyle ve daha çok şehitle dindirilmeyeceğini söylemeden nasıl?
Yaraya taş basmak için intikam yeminlerinin edildiğini, o intikam yeminlerinin savaşa daha çok cephane sağladığını anlatmadan nasıl?
Savaşın mantığı
Acılarını, en derinimden ah ederek sonuna kadar paylaştığım bütün o yoksul insanlara savaşın mantığını nasıl anlatmalı, nasıl?
Bunları yazamıyoruz. Bunları yazamadığımız için o insanlar, anneler, babalar, kardeşler, gelinler, eşler, çocuklar, acılarını paylaşmadığımızı sanıyorlar. Soruyorlar:
"Aydınlar şehit cenazelerinde neredeydi?"
Evlerindeydiler. İşyerlerindeydiler. Kitaplarının başındaydılar. Bilgisayar ekranlarının başındaydılar.
Susuyorlardı. Çünkü konuşsalar bu ölümleri durdurmak için savaştan hesap sormak gerektiğini söyleyeceklerdi. Bunu söyleseler haklarında davalar açılacaktı. Bir daha sesleri duyulmamak üzere susturulacaklardı. Dün Bekir Coşkun, Hürriyet gazetesinde hep yoksul çocuklarının öldüğünü, bir zenginin, bir politikacının, bir bürokratın çocuğu ölse ölümlerin bugüne kadar devam edip etmeyeceğini merak ettiğini yazdı. Bekir Coşkun, savaş çığlıkları atanlar tarafından kurşunlamamak için özellikle belirtiyordu yazısında:
"Bu yazı, insanların kafasını bulandırmak, vatandaşları yüce değerlerden soğutmak için yazılan bir yazı değildir."
Çocuklar ölmesin
Ben bürokratların, politikacıların, komutanların, zenginlerin çocukları da ölmesin istiyorum. Kimsenin çocuğu ölmesin, yoksulların çocukları ölünce de bürokrat çocuğu kadar önemsensin istiyorum. Her şehit cenazesinin yeni şehitler için sözler verilmediği, "Bu son olsun" denildiği, yeminlerin bunun için edildiği gösteriler olmasını istiyorum.
Yazı yazmaya kalktığımızda kendimizi öfkenin körlüğünden korumak için bu yazıların ne için yazılmadığını ya da yazıldığını açıklamak zorunda kalmak istemiyorum. Ölen her çocuğun acısını en derinimden ah ederek paylaşıyorum.
Cenazeleri yapılan çocuklar doğmadan önce başlayan bir savaşın bugün doğan erkek bebekler 20 yaşına gelince sürüp sürmeyeceğini merak ediyorum. Bugün ellerinde erkek bebeklerini tutan annelerin hakkıdır bu sorunun cevabını vermek. "Sürmeyecek" demelerini, ellerinde bebeklerini tutarak bu soruya en yüksek sesleriyle cevap vermelerini istiyorum.
Bu yazı insanların kafasını bulandırır mı?
Bu yazı insanları "en yüce değerlerden soğutur" mu?
Bilmiyorum...
Ben, ölen genç kardeşlerim için acı çekmemeyi bilmiyorum.
Ben böyle bir yazı nasıl yazılır, bilmiyorum.
ecetem@hotmail.com

