Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Haziran 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Biliyorum da yazıyorum!

İlişkiler hakkında kitaplar yazmayı ağlak okur kitlesi yaratmak için değil, dayatılan yanlış rol modellerini eleştirmek, insanları kendi tercihlerinin peşinden gitmeye özendirmek için kendime iş edindim!


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Bazı insanları çok sıkıcı buluyorum sahiden. Özellikle de cehaletlerini sergilediklerinin hiç farkında olmadan bana laf geçirmeye çalışanları... Hani birileri de çıkıp yazdığım yazıyı, söylediğim sözü tartışabilse, yanlış olduğunu düşünüyorlarsa neden yanlış olduğunu söyleyebilseler...
Onun yerine mahalle kavgacısı gibi "Kendini ne zannediyor?" ya da "Eğitimi ne ki kendini ilişki uzmanı ilan etti" gibisinden zırvalar maalesef olmuyor, olmuyor... Boş laflarının hayatlarındaki sonuçlarını hep beraber görüyoruz.
Kimseyle yarışmıyorum, kimseyi arkama almaya ihtiyacım yok. Ne kadınların sözcüsü sıfatıyla sırtıma mürit yüklemeye, ne internet sitemi fan kulüp ordusu üretmek için kullanmaya, ne özel hayatımı malzeme edip "gösteri maymunu" gibi yaşamaya ne de birilerinin ününün ardına sinsice takılmaya ihtiyaç duydum.
Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Söyleyecek sözüm olduğu için heyecan duyuyorum. Başkalarına anlatırken söylediğim her sözün sorumluluğunu hissediyorum.
Cesurum elbette. Bildiğim, üzerine kafa yorduğum, kitaplar yazdığım bir konuda kalem oynatırken elbette cesurum. Kimseye yaranmaya çalışmamaktan, hayatımı kendi yarattığım dinamikler üzerine kurmaktan dolayı cesurum. Yaptığım işi ciddiye aldığım için cesurum.
Ama özellikle tam da istediğim akademik eğitimi aldığım için, doğru tercihimin hayatımdaki etkilerinden memnun olduğum için, disiplinlerarası düşünebildiğim, klişelerin, zaafların, sistemin farkında olduğum için kendimden memnunum. İlişkilerin sosyal yapısı gereği psikolojiye, psikiyatriye indirgenemeyecek olduğunu bildiğim, bu konunun hukuktan dilbilime, sosyolojiden ekonomiye, politikadan antropolojiye çok farklı disiplinlerin kesiştiği bir düzlemde anlaşılabileceğini gördüğüm için kendime güveniyorum. Daha danışmanlıkla terapistliği birbirinden ayıramayan cahillere ise acıyorum!

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Kendimi bir şey zannetmiyorum. Ne olduğumu çok iyi biliyorum. İlişkiler hakkında kitaplar yazmayı ağlak okur kitlesi yaratmak için değil, dayatılan yanlış rol modellerini eleştirmek, insanları kendi tercihlerinin peşinden gitmeye özendirmek için kendime iş edindim!
Daha fazla insana ulaşabilmek için popüler kültürü kullandım, kullanmaya da devam edeceğim. Kadın olduğum için, iyi bir evliliğim olduğu ya da anne olduğum için de yazmıyorum; bu konuda fikir ürettiğim, çalıştığım için yazıyorum.
Hayatı daha tat alarak yaşayabileceğimizi gösterebilmek için çalışıyorum. Hayatımızı kurabileceğimizi, kendi oyunumuzu oynayabileceğimizi, oyuncak olmadan yaşayabileceğimizi yazıyorum...

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Biliyorum da yazıyorum! Bilgimi, eğitimimi, farkındalığımı koyuyorum ortaya. Daha iyisini bilen varsa yazsın...
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi
Kutsi'yi öpmeden geçemem... Seda Sayan'ın programında ünlülerin örnek olması ya da olmaması konuşulurken öyle güzel bir söz etti ki... Aynen şöyle bir cümleydi: "Ünlülerin özel hayatlarına değil belki ama doğru diye söyledikleri şeylere, konuştuklarına dikkat etmeleri gerekiyor." Hani "Erkek dediğin aldatır", "Bir tokat atsaydı" ya da "Maymun olun" gibisinden sözlerden bahsediyor... Öpelim değil mi, mesele bu kadar açık özetlenebilir.

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"İstemesem de hep karşıma çıkıyor. Bu adam ne yapmaya çalışıyor?"
Bana aşık olduğunu söyleyen biri var. Evli ve iki oğlu var. Fakat ailesi ile hiç zaman geçirmiyor. Ben istediğim sürece benimle. Hatta istemesem de hep karşıma çıkıyor. Bu adam ne yapmaya çalışıyor?
Duygu Ö.

* * *
Bence o adam yolunu kaybetmiş ama bulmaya da çalışmıyor. Ayrıca adamın ne yapmaya çalıştığı da aşikar, keyfine bakıyor, nasıl bir keyif anlayışıysa... Asıl soru şu olmalı: "Ben bu adamla ne yapmaya çalışıyorum?" Bir düşünün bakalım...

Erkek Köşesi!

Erkekler neden kadınların oyunları karşısında çaresiz kalırlar?
Erkekler ikili sistemde düşünür, kadınlarsa çoklu sistemde hesap edip oyunu ikili sisteme uyarlarlar. Üstelik erkeklerin düştüğü bir tuzak vardır ki, o da bir kadının sadece kendilerini idare etmek istediğini zannetmeleridir ama aslında işleyen sistemdir...


CUMARTESİ
100. yıl şovu için 1000 kostüm
Saçlar uzamadan ilk konser yarın
"Ben de Galatasaray Senfonisi besteleyeceğim"
Gece vakti ışık saçan ayakkabılar
ne var, ne yok
Urban cool sporlarla hayatınıza yenilik katın!
Babalara hediyeler
En moda En yeni





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

   
© 2006 Milliyet