Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Haziran 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ağlayan söğütler (2)

Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular

Ihlara başka bir yere benzemiyor. Doğa vadiyi on bin yıllardır emek emek işlemiş ve sonuç muhteşem olmuş. Tepeden kopup gelen kayaların arasından suyu akıtmış. Etrafı özenle yeşillemiş. Araya da yağmur kıvamında ağlayan, söğütler serpiştirmiş.
Şu aralar ülkenin haline bakıp daha yoğun ağlıyor olabilir bu söğütler. Öylesine ıslaklar. Hatta dünyada olup biteni hissediyorlar belki, bilemeyiz. Söğüt deyip geçmemek gerek.
Ama en azından Aslan Restoran’daki garson Osman’dan haberdar bunlar. Osman’dan daha beter durumda olanların da. Mesela Çavuşin’de köyün ekmeğini pişiren kadınlara da ağlıyor bu söğütler. O kadınlar ki bizi derme çatma fırının içinde misafir edip nefis sıcak ekmeklerinden ikram ediyorlar. İlkel mi ilkel, lezzetli mi lezzetli. Beş altı kişi birlikte çalışıyorlar.
Aralarında bir de erkek var. Kıpırdamadan öylece oturuyor. Kadınlardan biri sırtlıyor ekmek tahtasını başlıyor köye doğru yürümeye. Sırtındaki yüke göre öyle güleryüzlü ki. Yan taraftaki kahvede erkekler yine izlemedeler. Turistik yer falan ama böyle işte, bazı şeyler hiç değişmiyor. Kadınlar arkada.
* * *
''Siz olmasanız ne olacak bu erkeklerin hali?'' diye takılıyorum. ''Ölürler abi vallahi ölürler, bunlar kendilerine bakamaz'' diye cevap veriyor yine gülümseyerek. ''Farkında üstelik ama gücünü kullanamıyor, kullanmıyor işte'' diye düşünüyorum.
Gücü kullanmak, çağın becerisi, tutkusu, modası bizim oralarda oysa. Yaşayıp gidiyor işte birileri güç hesaplarını akıllarına bile getirmeden. Akılları buna çalışanlar mı mutlu yoksa bunlar mı o da belli değil ya!
* * *
İnsanı sarıp sarmalıyor Ihlara. Bu bölge olduğu gibi bir doğa mucizesi zaten. Dingin, sessiz ama olgun bir hali var kayaların. ''Bütün bu mucizeyi doğa değil de uzaylılar yapmış olsa fark eder miydi?'' diye soruyorum yanımdaki dostlara. ''Fark etmezdi'' diyorlar. Bütünüyle o kadar kucaklayıcı ki.
Ürgüp’te konakladığımız Esbelli Evi de öyle mesela. Kayaların içinde uyumanın bir tılsımı var. Kaç milyon yıl o şartlarda yaşamış atalardan gelen genlerden herhalde. Taşın içinde ''evinde'' hissetmek.
Gerçek bir ev gibi Esbelli. Adını mahalleden almış. Dış kapının anahtarı cebinizde. ''Girilmez'' yazılı kapı yok. Masanın arkası, önü yok. Güvenlik kaygısı yok. En güzeli, bir iki oda hariç televizyon yok. Televizyonsuzluk güzel şey! Fonda radyo çalıyor. İnsan iyi gelen, Esbelliye uygun müzik dekoru tamamlıyor.
Ortalıkta ilginç kitaplar, dergiler, CD’ler var. Hepsi çok davetkar ama biz bölgeyi karış karış dolaşma hırsına kapılmışız bir kere. Ziyaretçi defteri de başlı başına incelemeye değer. Değişik yaşlardan, değişik ülkelerden insanların Esbelliyi algılamalarıyla ilgili anekdotlarla dolu adeta.
* * *
Esbelli’nin sahibi Süha Ersöz Bornova Anadolu Lisesi’ndenmiş (BAL), anımsamıyorum ama farketmez. Biz BAL’lılar çabuk gireriz sohbete. O beni Google’lamış zaten. Bir iki yazımı okumuş. Esbellinin hikayesinden başlayıp Alaçatı’ya uğruyor ardından Ürgüp’e geliyoruz. Koruma kültürünün değişik örnekleri.
Süha Bey’le pop kültürün koruma kültürüne saldırılarını konuşuyoruz. Alaçatı’da gördüğü değişimden bahsediyor. Sonra Asmalı Konak vakasını anlatıyor. ''Zor atlattık'' diyor. Asmalı Konak’tan çok Ihlara’da yürüyüşe, Yılanlı Kilise’ye tırmanmaya meraklı müşteriler bekliyor Esbelli.
* * *
Ürgüp’ün oteller bölgesi, aslında Alaçatı’nın olmak isediğini olmuş gibi. Sessiz ve sakin. Dinlence turizmine daha uygun, eğlence turizminden çok. Koruma kültürünün iyi bir örneği olarak görünüyor dışarıdan.
Alaçatı’daysa, belki büyük bir kente yakın olmanın dezavantajı nedeniyle, pop kültür giderek daha çok hakim oluyor. Kentin çok da istenmeyen dokusu Alaçatı’ya yamanıyor sanki. O yüzden bazı geceler o güzelim otellerde müşterileri uyku tutamayabiliyor. Ürgüp’teki derin uykulara nispet.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
İptal edilen otobüs seferi tekrar başlasın
Ağlayan söğütler (2)
İzmir’den Galenos’lu, Hipokrat’lı mesaj





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet