
Melih AŞIK
Açık Pencere
Gençlere öğütler!
Vaktiyle Ankara Televizyonu'nda çalışırken şimdi rahmetli olmuş bir genel müdür bizlere şu öğüdü vermişti:
- Kapıdan girerken şahsi fikirlerinizi portmantoya asın, onları yayına sokmayın...
Çok gülmüştük o zaman. Şimdi biz de gençlere benzer bir tavsiyede bulunalım:
- Klavyenin tuşlarına dokunmadan önce ulusal duygularınızı çekmecenize koyun, yazıya karıştırmayın... Yazınızı günümüzde mevcut "yazısız anayasa"ya uygun yazın. Mesela:
Laikleri "statükocu","Kemalist" vs. diye suçlayın. İrtica tehlikesinin zinhar olmadığını vurgulayın.
Hakkınızdaki şüpheleri zail edin.
Gençler; bu şablona uygun yazarsanız istikbaliniz açıktır. Eğer tersini yaparsanız sağdan soldan "namuslu adam" derler, ama iki yakanız da bir araya gelmez. Kararı kendiniz verin.
Türkiye'deki tesettür otellerinin sayısı son birkaç yılda 4 kat artmış. AKP iktidarından önce bu tür otellerin varlığını bile bilemiyorduk.
Haldun Ertem
Belediyelerin müthiş çalışmalarıyla olanaksızı başardık: Yağan yağmurlarda barajlar hariç her yer sular altında kalıyor!
Akif Kökçe
Olayın diğer yanına gelince... Bizim Dışişleri Bakanlığı Şili Senatosu'nun bu kararını protesto etmiş. İyi güzel... Güzel de soykırım kararı çıkmadan önce aklımız neredeydi? Eskiden böyle gelişmeler kamuoyuna duyurulur, toplum ve medya şu veya bu şekilde tepkisini dile getirir, karşı tarafa karardan cayması için baskı yapılırdı. Şimdi Dışişleri Bakanlığı maşallah her şey olup bittikten sonra durumu açıklıyor, kuru bir protestoyla işi geçiştiriyor. Yabancılar da bunu bildiği için kalemize gol atıp duruyor.
CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu kısa süre önce Adalet Bakanı'na konuyu sordu... Bakan Cemil Çiçek de şu yazılı yanıtı verdi:
"Hükümlülerin tahliye taleplerini Bakanlığımıza veya Cumhuriyet Savcılıklarına yapmaları durumunda, zaman geçirilmeden tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk edilerek hastalığın tıbben tespit edilmesi, sonra raporun (bir kez daha tetkik ve onay için) Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderilmesi, hastalık saptandığı takdirde belgelerin derhal Bakanlığımıza gönderilmesi gerekmektedir. Bu süreç sonunda ikmal edilen dosya, Bakanlığımızca gereği takdir ve ifa edilmek üzere Cumhurbaşkanlığı'na sunulmaktadır..."
Yani... Raporu hastaneler, adli tıp ve savcılıklar hazırlıyor. Cumhurbaşkanı sadece son imzayı atıyor.
- Yasalarımız asker şehitleri ikiye ayırıyor. Birincisi, doğrudan çatışmada ya da mayın patlamasında... İkincisi, örneğin operasyona giderken aracın devrilmesi sonucu şehit olanlar. Doğrudan çatışma veya mayın patlamasında şehit olan subay ve astsubayların eş ve yakınlarına 40 milyar lira civarında nakdi yardım yapılıyor. Emekli Sandığı rütbeye göre maaş bağlıyor, ayrıca 40 milyar liralık faizsiz konut yardımı veriliyor. Evli er ve erbaşların eş ve çocuklarına ise 20 - 30 milyar arasında nakdi yardım yapılıyor. 657 sayılı yasaya göre maaş bağlanıyor. Anne ve babasına da sembolik bir para veriliyor.
- Çatışmada değil de operasyona giderken şehit olunursa?
- Bu şehitlerin eş ve yakınlarına çok ufak bir yardım yapılıyor. Ancak eş ya da yakınları avukat tutup haklarını ararsa yardım biraz daha artabiliyor.
- Bu rakamların artırılması için girişimde bulunmadınız mı?
- İçişleri Bakanı'ndan defalarca randevu istedik, ama maalesef alamadık.
Bu arada üç hafta önce Ulus'taki patlamada ölen, ailelerinin eline baktığı insanların durumu ne oldu? Onlara kim yardım edecek? Bilen var mı?
m.asik@milliyet.com.tr

