Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Haziran 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yılın en iyi basketbolcusu seçilen Will Solomon:
"Basketbolun 'İstanbul Modern'iyim"

100'üncü yılını kutlayan Fenerbahçe'nin Amerikalı starı Will Solomon: "Beni Mrsic'le karşılaştırmasınlar; ben 'Milenyum basketbolcusu'yum. Yeni bina var ya, İstanbul Modern... İşte o benim!"

AYLİN VARON

Fenerbahçe Ülkerspor'un Amerikalı "yıldız guard"ı Will Solomon Türkiye'de ikinci yılını tamamladı. Ve tek kelime Türkçe bilmiyor. Tamam, birkaç kelime biliyor ama ben "Ya küfür?" diye sorunca "git" demesine bakılırsa Türklüğe giriş dersinden kalmış gibi gözüküyor. Nasıl yani deyince, içim rahatlasın diye "Biraz, maraba" filan dese de, bunlar tabii beni kesmiyor. Üstelik garip bir şekilde, içimde söylediğinden fazlasını bildiği hissi uyanıyor.
Will Solomon bence sahada olduğu kadar, gerçek hayatta da işini bilen bir şovmen. Kıvırması gerektiğinde iyi kıvırıyor, söylemek istedikleri olduğunda da sözünü sakınmıyor. Zaten "Karşımda Amerika başkanı olsa, kimse beni düşünmediğim bir şeyi söylemeye zorlayamaz" demesinden hayatta nerede durduğu anında anlaşılıyor.
Epey ukala ama ben normalim havalarında. Tabii o kendiyle çelişip dururken, dövmeleri yalan söylemiyor. "Allah kötülükten esirgesin" dediği elleri ve kollarında toplam yedi dövme var. Birinde "King Solomon", birinde "self-made star" yazıyor. "Sahada kral benim", üstelik de "Kendi kendimi yarattım" diyen Fenerbahçeli basketbolcu gerçekten de star olduğuna inanarak yaşıyor.
Üç yıl içinde emekli olmak ve kariyerini Türkiye'de ve "inşallah" FB'de sonra erdirmek istediğini söylerken nedense Mrsic'le de bir alıp veremediği olduğu ortaya çıkıyor.

Türkiye basketbol liginin bu yılki en iyi basketbol oyuncusu seçildiniz. Amerika'da olsanız, böyle bir ödülü kazanmanız mümkün olur muydu?
Bilemiyorum. Ben dünyadaki en iyi basketbol oyuncularından biriyim. NBA, Euroleauge, Türkiye ligi, her şeyi koyuyorum bunun içine. Ama sonuçta antrenörlerin, medyanın ve halkın oylarıyla burada "en iyi" seçildim. Amerika'da da aynı desteği alır mıydım? Orası şüpheli. Ama bana kalırsa ben bir basketbol VIP'siyim.

O zaman neden NBA'de devam etmek yerine kariyerinizi Avrupa'da kurdunuz? Amerika'ya göre Avrupa'da star olma şansınız daha mı yüksekti?
Hayır, sadece ailem ve benim içim Avrupa'da çalışmak daha avantajlı göründü. Ben bir basketbol oyuncusuyum ve bu alanda büyümek istiyorum. Bir süre NBA'de oynadım ama zamanlama yanlıştı. Gelişme olanağım daha azdı.

"Aydın Örs için değil, takım için değiştim"
Fenerbahçe'nin antrenörü Aydın Örs yüzü az gülen, savunmaya ve disipline çok önem veren biri olarak biliniyor. Onun sayesinde eksiklerinizin kapandığını, oyununuzun yeni bir yön kazandığını söylemek mümkün mü?
Aydın Örs'ün koçluk felsefesine saygı duyuyorum ama ben de deneyimli bir sporcuyum. Aydın Örs çalıştığım koçlar arasında en iyilerinden biri. Ama yaşadığım değişimleri sadece ona atfedemem. Sonuçta takım için ne gerekliyse, oyununuz ona göre bir yön kazanıyor.
Eğer bir maçta 30 puanlık bir skor yapmama ihtiyaç varsa, ona göre oynarım. Eğer takım oyunu çerçevesinde defans yapmam gerekiyorsa onu yaparım. Yani oyunumda bir değişiklik yaptıysam bunu Aydın Örs için değil, takım için yaptım.

Aydın Örs'e bir koç olarak 10 üzerinden kaç puan verirsiniz?
Ona bu sezon için 10 üzerinden 10 puan veririm. Koçlar her sene biraz değişir. Bu seneki performansı için kesinlikle 10 puanı hak ediyor. Çünkü büyük çeşitlilik içeren bir takımla çalışmak zorunda kaldı. Alışık olmadığı bir sürü farklı oyuncuyu kontrolünde tutması gerekiyordu. Bunu son derece profesyonel bir üslupla başardı. Herkesi birlikte tutabildi. Ve sonuç şampiyonluk oldu.

"Takımın sadece üç starı var; Mrsic onlardan değil"
Fenerbahçe'nin beş yıldızı olduğu söyleniyor. Biri sizsiniz, diğerleri de İbrahim Kutluay, Damir Mrsic, Mirsad Türkcan ve sezon ortasında takımdan ayrılmak zorunda kalan Kaspars Kambala.
Bana kalırsa takımın üç büyük yıldızı var. İbo, Mirsad Türkcan ve ben. Kambala çok puan almamızı sağladı ama bildiğiniz gibi ayrılmak zorunda kaldı. Ona her şeyin en iyisini diliyorum.

Mrsic'i takımın starlarından biri olarak saymıyorsunuz o zaman...
O takımın oyuncularından biri sadece ve tabii bir de takım kaptanı. Orada ona kredi vermek lazım ama bence takımın sadece üç starı var. Mrsic onlardan biri değil.

Sizi sıklıkla Mrsic'le karşılaştırıyorlar ama. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
İkimizi nasıl karşılaştırabilirler ki? Ben her yerde bir starım. Sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da. İnsanlar "en iyi oyuncu" olarak bana oy veriyor. Beni oynarken görmek istiyorlar. Mrsic'le bir problemim yok ama bizi karşılaştırmaları bana haksızlık olur. Ben 28 yaşındayım, o 38 yaşında. Oynadığımız basketbol çok farklı. Bu Kareem Abdul-Jabbar'la Shaquille O'Neal'i karşılaştırmak gibi bir şey. Ben kendime "milenyum basketbolcusu" diyorum. 2007'nin oyuncusuyum.

Milenyum basketbolcusu ne demek?
Ben yeni jenerasyonum. Yeni ve daha modern bir oyun stilim var. Defans, şutörlük, ribaunt, her şeyi yapabiliyorum. Bence milenyum basketbolu böyle bir şey. Bir oyuncunun sadece skor yapması yeterli değil, her şeyi yapabilmesi gerekiyor. O yeni yaptıkları bina var ya, İstanbul Modern. Bu anlamda, oyun stilimle "Basketbolun İstanbul Modern"iyim.

"Kadınlar herkesin peşinden koşuyor, ben özel hissetmek istiyorum"
Takımdaki diğer Amerikalılarla aranız nasıl?
Çoğu evli, çocukları var. Bense bekarım, çocuğum yok, özgürüm. Ve bu hayatın tadını çıkarmayı seviyorum. O yüzden ilişkimiz basketbolun dışında pek yok. Ben zaten dışarıdaki hayatımı basketbol sahasına taşımayı pek sevmem.

Gece hayatında nerelere gitmeyi seviyorsunuz?
Birçok yere. Ama genelde arkadaşlarımla evde takılıyoruz. PlayStation oynuyoruz. En sevdiğim şey PlayStation 3. Bazen "rock star" partileri veriyorum.

Kız arkadaşınız yok mu?
Hayır yok. Açıkçası aramıyorum da. Karşıma biri çıkarsa çıkar zaten.

Türk kadınları "bir rock star" gibi peşinizden koşmuyorlar mı?
Koşuyorlar. Ama bu her yerde oluyor.

Bu durum hoşunuza gidiyor mu?
Aslında pek de gitmiyor. Çünkü bu beni özel hissettirmiyor. Onlar herkesin peşinden koşuyor. Sadece benim peşimden koşsalar o zaman harika hissederdim.

"Milli takımda oynarsam Müslüman olup sünnet edilmeyi kabul edebilirim"
Hıristiyan bir Amerikalı olarak Müslüman bir ülkede yaşamak nasıl bir his?
Alışık değilseniz, farklı tabii. Ama iki senede buradaki insanlara ve ülkenin daha dindar olan yönüne alıştım. Başkasının dinine saygı duyabildiğin zaman sorun yok. İstanbul modern bir şehir zaten.

Milli takımda oynamak ister misiniz?
Herhangi bir ülkenin milli takımında oynamak bir onurdur. Türkiye, ABD, İtalya, İspanya... Fark etmez. Ama milli takım çalışmaları yaza uzuyor. Zaten yılın dokuz ayı çalışıyoruz, yazın da Bodrum'a gidip tatil yapmayı tercih ederim. Bu nedenle milli takımda oynamayı tercih edeceğimi sanmıyorum.

Diyelim milli takımda oynamaya karar verdiniz. Türk vatandaşlığına geçmek sizin için problem olur mu?
Kesinlikle hayır. Bir ülkeyi temsil etmek büyük onur. Ülke olarak Türkiye'ye de saygım büyük. O yüzden problem olmaz.

Bunun için "Müslüman olup sünnet edilmen gerekiyor" deseler ne dersiniz?
Durum bunu gerektirirse Müslüman olup sünnet edilmeyi düşünebilirim. Ailem ve benim için iyi olan durum buysa da kabul edebilirim.

"Türkiye'de bile bazen ırkçılıkla karşılaştım"

Dünyada basketbolu siyahi Amerikalılar götürüyor. Oynadığınız ülkelerde hiç ırkçılıkla karşılaştınız mı?
Irkçı insanlar her yerde var. Türkiye'de bile bazen ırkçı insanlarla karşılaşıyorum. Zenci olduğun için seni stereotiplere sokuyorlar. Ben bir Amerikalıyım. Ben sana nasıl saygı duyuyorsam, sen de bana saygı duyacaksın. Taksi olayı biraz böyle bir olaydı.

Şu meşhur taksiye işeme olayı... Taksici ırkçı bir yorum yaptığı için mi bu kadar sinirlendiniz?
Irkçı bir yorum yapmadı ama bana olan davranışları saygısızdı. Ne dediğini anlamasam da salak değilim, tutumundan ne demeye çalıştığını anlayabiliyorum.

O gece ne oldu tam olarak?
Çok da bir şey olmadı. Taksici olayı abarttı, yalan söyledi. "Adam taksimin içinde işedi" dedi. Ben o taksinin içinde bile değildim. Kendi arabam vardı.

"Bir çeteden önce basketbol takımına katılmayı yeğlerdim"
Sonuçta bu olay çok konuşuldu. Basketbolcu olarak da takımın kolay kontrol edilemeyen, "asi çocuğu" olduğunuz söyleniyor. Katılıyor musunuz?
Davranışlarımın asilikle bir ilgisi yok. Ben sadece düşündüğünü söyleyen biriyim. Karşıma ABD başkanı gelse, düşündüklerimi söylemekten sakınmam. Böyle yetiştirildim, değişemem.

Nasıl bir çocukluk sizinki?
Hartford, Connecticut'lıyım. İki ablam ve bir abim var. Ben en küçükleriyim. Normal bir aile ortamında büyüdüm. Ne çok zengin ne de çok fakirdik. Ortalama bir orta sınıf ailesiydik. Ama yaşadığımız mahalle çetelerin, uyuşturucuların olduğu bir yerdi. Sonra annem ve babam boşandı. Annemle beraber bir banliyöye taşındık. Ben basketbolumu oynuyordum. Sonra üniversiteye gittim, son senesinde bırakıp NBA'de oynamaya başladım.

Basketbol olmasa çetelere katılır mıydınız?
Sanmam. Annem bizi bundan farklı yetiştirdi. Ben yine de bir çeteden önce bir basketbol takımına katılmayı tercih ederdim. Zaten baştan beri ne yapmak istediğimi biliyordum. TV'de basketbol seyrederek büyüdüm.

"Kariyerimi Fenerbahçe'de noktalamak istiyorum"

Daha evvel "en vasat yabancı oyuncuyu bile starlaştırmak"la ünlü olan Efes'in oyuncusuydunuz. Sizi de hem Türkiye'de hem de Avrupa'da bir stara dönüştüren takımın Efes olduğunu, kariyerinizdeki dönüm noktasının da Efes-Olympiakos maçı olduğunu söyler misiniz?
Ben Euroleague kariyerime Türkiye'de Efes'le başladım. İyi oynadığım için daha sonra Maccabi Tel Aviv'e transfer oldum. Euroleague'in şampiyonluk maçında oynadım. Bu noktada biri elit bir oyuncu haline gelmiş demektir. Bu nedenle benim starlaşmamda oynadığım bütün takımların etkisi var. Sadece Efes'in bunu sağladığını söyleyemem. Efes başlangıç noktamdı ama herkesin bir yerden başlaması gerekiyor.

Hedefleriniz, planlarınız neler? Yeni sezonda Fenerbahçe ile devam mı?
Üç-dört sene daha basketbol oynadıktan sonra bu işi bırakmak istiyorum. Kariyerimi de Türkiye'de, Fenerbahçe ile noktalamak istiyorum. Emekli olunca da muhtemelen mezun olduğum üniversitede basketbol koçluğu yaparım.

"Kambala'nın yerine yeni pivot almayalım dedim"

Kambala doping nedeniyle kadro dışı kaldığında boşluğunun doldurulamayacağı söylendi. Onun ayrılışı sizde endişe uyandırdı mı?
Kambala'nın ayrılışı bir endişe yaratmadı. Hatta kadro dışı kaldığında koçlar bana gelip "Sence yeni bir pivot almalı mıyız?" diye sordular. Ben de "hayır" dedim. Oğuz ve Semih'i kullanarak başarılı olacağımızı düşünüyordum. Tamam, Kambala iyi bir ofansif oyuncuydu ama o gidince oyunumuzu biraz değiştirdik ve daha defans ağırlıklı bir takım haline geldik. Hatta bunun şampiyon olmamızda büyük etkisi oldu bence.


PAZAR
"Dille oynuyorum. Egzersiz yapıyorum, kılıç-kalkan egzersizi gibi"
"Aşkı kullanarak kendimi anlatıyorum"
"Basketbolun 'İstanbul Modern'iyim"
"Resim alıp konsere gitmek için para kazandım"
Çiğ mutfak Avrupa'dan önce Türkiye'de
Kim Basinger'ın arabası satışa çıktı
Yapboz kilisede konser
El yapımı Türk klasiği
Türk ustalarının tabloları Lizbon Gulbenkian Müzesi'nde
Hayatı tazeleyen keyif kaçamakları
Laptop'unun desenini göster kim olduğunu anlayalım
Sokakların sahibinin sesi
neler konuşuluyor?
Sait Tomris Borges
Aşk, kumar, terör ve Tanrı
Siyasete Bal-gatabilirler mi?
Türkiye'ye tehditler
Mükemmel kebap
İsveç'te sade ama ihtişamlı bir şato
Çalışan kadınlarda kilo sorunu
Moda kelek yaptı / Çırptı çırptı karıştırdı / Kek yaptı...
Karga doğru kılavuzdur
Kadının kalbine giden yol şaraptan geçer





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet