Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Haziran 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karga doğru kılavuzdur


yural@milliyet.com.tr

Karga karga gak dedi, çık şu dala bak dedi. Çıktım baktım o dala, bu karga ne budala!" Kargayla ilgili çocuklarımızı okulöncesi eğitimde bilgilendirirken ilk öğrettiğimiz tekerleme, sayışmacalardan biri de budur. Karga, kanıtı olmasa da budala bir hayvan olarak markalanmıştır. Ezop ve La Fonten masallarında da kargadan pek övgüyle söz edilmez. "Yersiz Yurtsuz Karga, Nispetçi Kargayla Kuzu, Kıt Akıllı Karga" ve en bilineni de ünlü "Tilkiyle Karga" öyküsüdür. Öylesine çok değişik biçimde yazılmış, filmlere, reklamlara konu olmuştur ki karga, üstüne haksız yere yapıştırılan bu yaftadan kendini kurtaramamıştır. O çocuklarca, sesinin güzel olduğuna inandırılarak ağzındaki peyniri tilkiye kaptıran hayvandır.
* * *
Atasözleri, deyimler de hep bir karga sevgisizliği üzerine yapılanmıştır. Yaptığı iyiliklere iyilikle karşılık göremeyen insanlar, bunu anlatabilmek için yine karganın arkasına saklanmış ve nankörlüğü, "Besle kargayı, oysun gözünü," atasözüyle vurgulamışlardır. Hatta bir yazının kötü, okunaksız olduğunu anlatabilmek için "kargacık burgacık" deyimi kullanılır. Tarla kargalarının, ekinlerin arasında dolaştığı için ürüne zarar verdiği sanılır. Oysa kargalar, ekinlerin arasındaki böcekleri yerler. Kargalar hem hayvansal, hem bitkisel besinlerle beslenirler. Beslenme konusunda pek titiz değillerdir. Leş ve dışkı içinde buldukları besinleri de yerler. Bu yüzden, kendimize yanlış birini rehber olarak seçmişsek, bize yöneltilen eleştiri yine karga çıkışlıdır: "Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz!" gibi. Aslında burda rehberden daha çok yere vurulan, beslenme biçimi nedeniyle yine kargadır. Onun yararsızlığına öylesine inanılmıştır ki, bunu geriye çevirmesi mümkün değildir. Onu besleyemezsiniz bile. Hem sesi çirkin, hem de beslerseniz gözünüzü oyar: "Besle kargayı, oysun gözünü!.."
* * *
Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı kitabında kargayla ilgili yazılanlar pek o kadar da acımasız değildir: "Karganın kocamışını kim bilir, kişinin gönlündekini kim anlar?" "Karga kaza özense bacağı kırılır." Her ne kadar zayıf ve esmer insanlara, "Karga gibi," iyilik yapan kargaya, "Karga mandayı babası hayrına bitlemez," denilse de, onun yararlı olmak adına yaptığı; unutkanlığından da kaynaklansa önemli bir özelliği vardır. Isparta Yalvaç yöresinde söylenen bu atasözü kargaya gerçek değerini verir: "Fındığı sincap, cevizi karga eker." Gerçekten de topladığı cevizleri çenesiyle kıramayınca yüksekten kayalar üstüne bırakır, kırılınca da alır yer. Bazen de bunları gömer, unuttuğu yerlerde çatlayan ceviz daha sonra ağaca dönüşür.
* * *
Bu yazımı kargaya ayırmamın nedeni, geçtiğimiz günlerde tanık olduğum iki olay. Sanırım içinizden görenler de olmuştur. Bir televizyon kanalı haberlerde, aç kalmış bir martı bir güvercini boynundan tutup öldürmeye çalışırken, bir karganın ona saldırdığını tespit etmişti. Martı gözü dönmüşçesine güvercini haklayıp yemeyi düşünüyordu. Nerden geldiği belli olmayan bir karga, sanki yavrusuna ya da eşine saldırılmış gibi öyle bir martıya saldırdı ki, martı güvercini bırakmak zorunda kaldı. Çevredeki insanlar güvercini ellerine aldılar, ama karga hırsını alamadı; gökyüzünde birbirini izleyen iki uçak gibi martı önde, karga arkada onu kovaladı. Daha sonra bununla da yetinmedi, bir duvarın üstüne konmuş olan martının üzerine sanki suya atlayan bir yüzücü gibi dalışlar yaptı.
* * *
Daha önce de, yuvalarının bulunduğu ağaca çıkan bizim Marsık'ı eve kadar kovalamışlar, kapıdan içeri girinceye kadar da ağaçların üzerinde beklemişlerdi. Geçtiğimiz gün eve erken gittiğimde, sokaktaki ağacın üzerinde çığlıklar atan kargalar, her attıkları çığlıktan sonra da en az on beş-yirmi karganın daha geldiği bir koloniye dönüştü. Çok merak ettim ve ağacın yanına gittim. Yukarda gerçekten çok büyük, en az kırk-elli santim boyunda bir baykuş vardı. Dallara konup sallıyorlar, onu ocutmaya (korkutup kaçırtmaya) çalışıyorlardı. Sonunda çığlıklara dayanamadı baykuş, uzak bir ağaca uçtu. Kargalar da peşinden. Ta ki ormana kaçıncaya kadar kovaladılar. Çünkü kargalar bir yerleşik kuş türü olarak, tüm kuşların düşmanlarını iyi tanıyorlar.
* * *
Benim için kötü atıkları yiyip ortadan kaldırması bir yana, cevizi ekmesi bile onun küresel ısınmaya karşı verilen savaşta nerede durduğunu göstermeye yeter. Bay karga doğru kılavuzdur...


PAZAR
"Dille oynuyorum. Egzersiz yapıyorum, kılıç-kalkan egzersizi gibi"
"Aşkı kullanarak kendimi anlatıyorum"
"Basketbolun 'İstanbul Modern'iyim"
"Resim alıp konsere gitmek için para kazandım"
Çiğ mutfak Avrupa'dan önce Türkiye'de
Kim Basinger'ın arabası satışa çıktı
Yapboz kilisede konser
El yapımı Türk klasiği
Türk ustalarının tabloları Lizbon Gulbenkian Müzesi'nde
Hayatı tazeleyen keyif kaçamakları
Laptop'unun desenini göster kim olduğunu anlayalım
Sokakların sahibinin sesi
neler konuşuluyor?
Sait Tomris Borges
Aşk, kumar, terör ve Tanrı
Siyasete Bal-gatabilirler mi?
Türkiye'ye tehditler
Mükemmel kebap
İsveç'te sade ama ihtişamlı bir şato
Çalışan kadınlarda kilo sorunu
Moda kelek yaptı / Çırptı çırptı karıştırdı / Kek yaptı...
Karga doğru kılavuzdur
Kadının kalbine giden yol şaraptan geçer





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet