
Taha AKYOL
Objektif
Atatürk, efsane ve gerçek (3)
ATATÜRK'E bir milli kahraman ve modernist bir devlet kurucusu olarak saygı duymak, "millet" olmanın hem gereği, hem normal bir sonucudur. Bütün modern "millet"lerin böyle milli kahramanları, kurucu ataları vardır.
Fakat Atatürk'ü bir doktrin babası gibi görmek, bir 'siyasi itikat' gibi algılamak başka şeydir ve 'modern' bir tavır değildir. Şevket Süreyya, Toktamış Ateş, Taner Timur gibi 'Atatürkçü' olduklarından şüphe edilemeyecek tarihçilerin "Atatürk putlaştırması, Atatürk kültü" gibi terimlerle eleştirdiği bu 'siyasi itikat', aslında "hür düşünce, eleştirel düşünce" gibi modern değerlere de aykırıdır.
"Hayatta en hakiki mürşit ilim" ise, araştırılabilir konularda, olgularla ve ilgili teorilerle düşünmek gerekir.
Ekonomi ve tarih bunlardan ikisidir.
Büyüyen rakamlar
Bu girişi yazmamın sebebi, daha önceki "Atatürk, Efsane ve Gerçek" başlıklı yazılarıma gösterilen olumlu ve olumsuz tepkilerin hâlâ devam etmesidir. İyi bir tartışma başlatmışım demek ki...
Aldığım tepkilerden "Bağımsızlık önderi Atatürk dış borç ve yabancı sermaye istemiş olamaz" gibi dogmatik eleştiriler tipik "siyasi itikat" örnekleridir.
Atatürk'ün dış borç ve yabancı sermayeyi çok sınırlığı tuttuğunu, çünkü bağımsızlığı gözettiğini belirtenler de vardı.
Gerçekten, 1937'de İngiltere'den 15 milyon sterlin, Almanya'dan 150 milyon mark kredi almıştık. Bugüne göre çok küçük olan bu krediler için, Atatürk 1 Kasım 1937'de Meclis'i açış nutkunda diyordu ki:
"Bu kredi anlaşmalarını memleketimizin mali itibarına karşı gösterilen ciddi güvenin ve dış siyasetimizdeki dürüst hareketin bir tecellisi olarak telakki etmek gerekir."
Rakamlar bugün için küçüktür, o günkü ekonomik kapasiteler açısından önemlidir. 1937'de Türkiye'nin yıllık milli geliri 2 milyar lira, dış ticaret hacmi de kabaca 200 milyon lira idi! Dünya ekonomisinin ölçekleri de bugüne göre çok küçüktü. 15 milyon sterlin kredi vermek, İngiliz ekonomisi için de önemli bir olaydı!
Atatürk daha fazla kredi ve yabancı sermaye arzulamış ama alamamıştı; çünkü o zamanki ekonomilerin kapasitesi böyleydi!
Çağımızı anlamak
Bugünkü Türkiye'nin dış ticaret hacmi 200 milyar dolardır! Dünyanın dış ticaret hacmi 1950 yılında 100 milyar dolardı, bugün 8 trilyon dolar!
Mahalle bakkalı ile Koç'un, Sabancı'nın kredi kullanımı aynı olabilir mi?! Atatürk'ün haklı olarak "mali itibar" diye övdüğü kredilerin bugünkü karşılığı yüz milyarlarca dolardır!
Dış ekonomik ilişkiler ideoloji meselesi değildir; vizyon, yönetim, beceri ve verimlilik meselesidir. Bugünün gerçekleriyle, teknik bilgileriyle, ekonomilerin gelişme aşamalarıyla ve dinamikleriyle ilgilidir. İyi yönetilirse yarar, kötü yönetilirse zarar getirir.
Atatürk'ün siyasetlerini anlamak için onu vecizelerini bir doktrin gibi algılamak yanlıştır. Modern tarihçiliğimizin öncü isimlerinden, merhum hocam Tarık Zafer Tunaya'nın şu metodunu izlemek gerekir: "Atatürk'ten olaylara değil, olaylardan Atatürk'e gitmek..."
Nedir olaylar? Tarihtir; konumuz açısından iktisat tarihidir; ve sloganlarla değil, araştırmalarla öğrenilir.
Çağımızı anlamak için de çağımızın verileriyle bakmalıyız Türkiye'ye ve dünyaya.
t.akyol@milliyet.com.tr

