Türk futbolcusuna güvenin
6 yabancı üstüne Wederson ve Marco, etti sekiz. Yozgatlı ve Önder'i de koyun. Fenerbahçe'nin ilk maçında 11 oyuncunun 10'u dış kaynaklı olabilir. Peki o zaman neyi sınırlandırdık yıllardır? Neye yaradı sınırlama?
Korumuş olduk mu Türk futbolunu, futbolcusunu?
Şimdi bu sıkıntıdan birtakım başka kısıtlamalarla çıkmaya çalışmanın manası nedir?
Nedir ortaya konan planlar?
5 yabancı oyuncu sahada, ama kadroda sınırsız yabancı. Ya da 6 artı 3. Sayılar sayılar.
Sayılar çözüm olmuyor. Sayılar konuyu anlatmıyor.
Sayılar değil sorun.
Kaç Mehmet Topuz, Tuncay, Arda çıkarabildik kısıtlamalarla? Soru budur ve buradan hareket etmek gerekir.
"Kısıtlamalar olmasa onlar da çıkmazdı" fikri bir dünya görüşü anlatır.
Katılmam mümkün değil.
Tam tersi. Kısıtlamalar bu oyunculardan aldığımız performansı düşürüyor. Ve kısıtlamalar artarsa Arda'nın Arda, Mehmet Topuz Mehmet Topuz, Tuncay'ın Tuncay olma motivasyonu yok olur. Onları bu seviyeye çıkaran rekabet.
Bir takımda hem Appiah, hem Marco, hem Alex, hem Kezman olduğu zaman o seviyede oynamak gerekir. Ki, Tuncay'ı bu seviyeye getiren de takımdaki oyuncuların kalitesidir. Bu oyuncuların yanına transfer edilebilmen için o seviyeye çıkman gerekir. Ki, Mehmet Topuz'u herkesin hedefi yapan budur.
Tuncay, Topuz, Arda bu seviyeye çıktıktan bu seviyede durduktan ve hatta sürekli seviye artırdıktan sonra artık yerli klasmanından çıkar. Artık bu oyuncular yerel değildir. Dünya vatandaşıdır. Onları tutmak herhangi bir yabancıyı tutmaktan daha zordur.
Bu ülke büyük bir lig kuramaz. Ekonomisi, yeryüzündeki sosyal statüsü müsait değil. Çok çekişmeli, keyifli bir lig kurabilir. Fransa seviyesinde bir ligi olabilir. Ama o kadar. Büyük takımlar kurabilir. Büyük oyuncular çıkarabilir. Avrupa'nın her takımında bir oyuncusu olabilir.
Zaten Avrupa'da doğup büyümüş yetenekleri her yerdeler. 5 milyonluk Avrupa Türk cemaatinin yaptığını 70 milyonluk Türkiye kesinlikle yapar. Ama kısıtlamalarla bu iş olmuyor. Kısıtlamaları deliyoruz çünkü. Ligdeki Türk pasaportlu oyuncuların dörtte biri Batı Avrupa'da yetişmişse sorun yabancı sayısı şu bu değildir. Mesele oyuncu yetiştirecek sistemin kurulmamış olmasıdır. Teknik direktörlerde sınırlama var mı? Yok! O zaman Terim, Denizli, Sağlam, Kocaman, Korkmaz, Doğan vs vs. Bu adamlar nasıl oldu da çıktı söylesenize!
Bu yüzden kaldırın kısıtlamaları.
Bugüne kadar hiçbir işe yaramadı bundan sonra da yaramaz.
İlk birkaç yıl tıpkı İtalya'nın yaşadığı gibi sıkıntılar yaşarız. Ama sonra lig de büyür, Türk futbolcu ve antrenörü de.
Rekabetten korkmayın. Gençlerinize güvenin.
Madrid-İstanbul hattı34 yaşında ama adı Roberto Carlos. Futbol niyeti önemli. İstanbul'a Katar muamelesi mi yapacak? Yoksa yeni bir Hagi olmaya mı niyetlenecek? Bilmek mümkün değil. Ama Fenerbahçe, ona yeni bir heyecan sunabilir. Kariyerinin sonunda yeni ve heyecan verici bir yarışma koyabilir önüne. Misal onun savunmadan ortanın soluna kaydırabilir Zico. Carlos yeni bir mücadeleyle futbola yeniden sarılabilir böylece.
Diğer önemli transfer girişimi olan Beşiktaş'ın Helguera hamlesi içinse şu soru var önümüzde. Ivan Helguera'nın zaman zaman onu sıkıntıya sokan ciddi ve müzmin bir diz sakatlığı var. Bu sıkıntının ne olduğu iyice araştırılmazsa büyük ve pahalı bir fiyasko yaşanabilir. Dikkat etmek şart.
Tuncay'ın kararıBu yazıyı yazarken Tuncay henüz kararını vermemişti. Ama gelen haberler Fenerbahçe'nin verdiği paradan daha düşüğüne Ada'ya gitmeyi düşündüğü. Bu anlaşılmaz gelebilir. Ama mantık doğru mantıktır.
Çünkü dünya klasmanına çıkmayı kafaya koymuş bir yıldız adayının yapması gereken budur.
Çünkü bu yolda önemli olan ligdir, takım değil. Fenerbahçe dünyanın en iyi takımını da kursa Ada'da sıradan bir takım bireysel bir hedef için daha iyi bir adrestir. Çünkü Fenerbahçe dünyanın en iyi takımını da kursa bir hafta Chelsea, bir hafta M. United, bir hafta Arsenal, Tottenham vs vs. bu takımlarla oynaması olanaksız. Bir oyuncunun bu kadar göz önünde olması Fenerbahçe'de mümkün değil. Oraya giderse Tuncay, Türkiye'de bile daha çok izlenecek. Orada oynadığında Tuncay, her hafta Türkiye'de şifresiz kanaldan herkes tarafından izlenecek. Fenerbahçe'de ise şifreye takılacak. İngiliz devleriyle oynadığında en az 50 ülke naklen yayınlayacak maçını. Durum buyken "Gidecekse daha büyük bir takıma gitsin fikri" kadüktür.
Mesele takım değil ligdir. Tuncay bu duruma mı uyandı? Yoksa bu bir pazarlık silahı mıdır? Göreceğiz.
Oyum belli
Bolca laf, geçtiğimiz yüzyılın manevraları, iğrenç bir kan hamaseti vs. Tabii bildik vaatler. Bildik, bıktığımız bir siyaset dili. Ama somut bir şey yok ortada. Başka bir şey söyleyen yok.
-Kim bireysel silahsızlanmayı başlatacak. Kim herkesin elinde olan ve kullanmaktan çekinmediği silahları toplayacak?
-Kim YÖK'ü kaldıracak. Üniversiteleri üniversite yapacak?
-OKS, OYS'yi kim kaldıracak?
-Kim kadınlara karşı işlenen suçlara daha da ağırlaştırılmış cezalar getirecek?
-Kim kıyak emekliliği ve dokunulmazlığı kaldıracak?
Bunları kim yapacaksa ona vereceğim oyumu. Yoksa böyle bir parti, ben de vermiyorum.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

