İki farklı iptal kararı
V.Manisaspor-Sakaryaspor maçı, 38.dakikada skor 1-1 devam ederken yapılan aşırı itiraz ve fiili müdahale sonucu hakem Cüneyt Çakır tarafından tatil edilmişti.Danimarka-İsveç arasında oynanan Avrupa Şampiyonası grup eleme maçı da, Alman Hakem Herbert Fandel tarafından maçın 89.dakikasında seyirci tarafından yapılan fiili saldırı sonucu tatil edildi.
Cüneyt'i müsabakayı tatil etmesinden dolayı eleştiren, ben ve benim gibi düşünen azınlıktaki yorumcular, sanal hakem savunucularının eleştirisine uğradık.
Gözden kaçmamalı
Yalnız arada önemli bir fark var. Bu farkı unutmamak gerekir. V.Manisaspor maçındaki tatil kararında hakeme karşı seyirci tarafından yapılan herhangi bir müdahale yok. İki takım seyircisi yan yana oturuyor. Maç berabere devam ediyor. Atılan gollerde tartışılacak bir durum yok. Taç çizgisi kenarında iki oyuncunun tartışmalarına hiç gereği yokken, katılan kaleci Bülent'in aşırıya kaçan itirazları sonucu gösterilen haklı kırmızı kart sonucu çıkan tatil kararı.Oyuncunun kırmızı kart sonrası yaptığı aşırı itiraz ve formasını çekmesi sonucu Cüneyt'in yardımcı hakemlerini ve dördüncü hakemini alarak soyunma odasına doğru yönelmesi ve en önemlisi bu esnada yanına gelen antrenöre maçı tatil ettiğini açıklamasından sonra yardımcı antrenörün fiili müdahalesine maruz kalması söz konusu. Yani dışarıdan oyun alanının güvenliğini tehdit eden bir durum söz konusu değil. Alman hakem Fandel ise kendisine seyirci tarafından yapılan fiili müdahale sonucu müsabakayı tatil ediyor. Yani güvenliği tehdit eden bir durum hissettiği için tatil kararı veriyor.
Önceki yıl İtalya'da oynanan Milan-İnter Şampiyonlar Ligi müsabakası sahaya ve kaleciye atılan yabancı maddelerden dolayı Alman Hakem Markus Merk tarafından tatil edilmişti. Yukarıdaki karşılaştırmayı yapanlara bu yıl oynanan iki Fenerbahçe-Galatasaray maçını hatırlatırım. İlk yarıda Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanan Selçuk Dereli'nin yönettiği maçta Mondragon'un başına isabet eden patlayıcı maddeler ile ikinci devre Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan ve Bülent Demirlek'in yönettiği Galatasaray-Fenerbahçe maçında ise sahaya atılan yabancı madde ile koltuk parçaları nedeniyle oyuncuların rahat top süremez duruma geldiklerini unutmadık.
O zaman bunu da karşılaştıralım. Bu tür karşılaştırmaları yaparken olayları ve durumları ayrıntılarıyla görmek ve analizleri daha objektif yapmak gerekir. Ayrıntıları gözden kaçırırsanız yanlış yorumlar yapmak kaçınılmaz olur.
Teknik direktörler
Türk futbolunda teknik direktörler kuşağı değişiyor. Futbolu bırakan oyuncular edindikleri deneyim, bilgi ve futbol kültürleri ile kulüp takımlarının başına geçiyorlar. Uzun yıllar aynı isimlerin etrafında dolaşan takımlar; yeni, genç teknik adamlarla çalışmaya başladı.
Değişmek yaşamanın kendisidir aslında. İstesek de istemesek de değişim her an kapımızdadır. Değişim kaçınılmazdır. Ancak değişimin sağlıklı sonuçlar verebilmesi, bu değişimi yönlendirebilme becerisine bağlıdır.
Geride bıraktığımız sezon Turkcell Süper Lig'de görev yapan teknik direktörlerden bazılarının henüz diploması bile yok. Bursaspor takımını çalıştıran Engin İpekoğlu, Kayserispor'u çalıştıran ve aldığı başarılı sonuçlar neticesinde Beşiktaş'ın başına geçen Ertuğrul Sağlam, ikinci devre oynattığı futbol ve aldığı sonuçlarla bir anda taraflı tarafsız herkesin sempatisini kazanan Bülent Korkmaz, Futbol Federasyonun özel izni ile görevlerini tamamladılar. Nejat Bijediç'in istifası ile Sakaryaspor'un başına geçen Şaban Yıldırım ile yakaladığı üst düzeydeki performansı ile ligi üst sıralarda tamamlayan Sivasspor antrenörü Bülent Uygun ise Futbol Federasyonu'na gönderilen sözleşmede başka teknik direktörlerin adı altında görevlerini tamamladılar.
Diploma sorunu
Bu antrenörlerin bilgi, beceri ve uygulamaları ortada. Hepsinin başarılı bir sezon geçirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Takımları küme düşen teknik adamlar için bile aynı başarıdan söz edebiliriz.
Burada dikkat çekilmesi gereken nokta Futbol Federasyonu'nun uygulamasıdır.
Bu işin özel izni çok olağanüstü durumlar için söz konusu olmalı. Başkasının diploması ile çalışmak ise oldukça düşündürücü bir durum. Hele hele diplomayı veren için. "Ben yapamıyorum, al sen yap" dercesine. Nerede kaldı o diplomanın hükmü. Diplomayı veren için de alan için de buna yol veren için de etik açıdan sorgulanması gereken bir durum.
Bunu asıl ele alması, sorgulaması ve üzerine gitmesi gereken kurum kim? Tabi ki Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği. Ancak onların da bu konudaki duyarsızlıklarını anlamak mümkün değil. Eğer bir kıstas varsa herkes ona uymalı. Yoksa. İşte durum ortada.
mtokat@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

