|
 |
|
|
Dijital seçimler
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Çok değil, 2023 yılındaki seçimlerden önce, oturduğunuz yerden, (isterseniz ayakta da durabilirsiniz); cebinizdeki ''iletişim cihazı''nın şu uyarısını yanıtlamak durumunda kalacaksınız: ''Oy verme süresinin bitimine 4 saat 12 dakika kaldı. Henüz oy kullanmamış vatandaşlarımızın, bu anayasal hak ve ödevlerini hatırlatır vs. vs. vs...'' Çeşme’de tam da ayağınızı uzatmış otururken, işin ciddiyeti sebebiyle bir zahmet doğrulacak (ki isterseniz biraz daha kaykılabilirsiniz), ''Demek vakit erişti'' diyecek, ''Önce vatandaşlık numaranızı, ardından da oy vereceğiniz partinin rumuzunu'' yazıp, kısa mesaj benzeri bir yöntemle, seçim merkezine yollayacaksınız. Birkaç saniye sonra ekranda, ''Teşekkür ederiz, oy verme işleminiz başarıyla tamamlanmıştır...'' gibi alışılmadık bir cevapla da karşılaşabilirsiniz.
* * *
Bu fütürist paragraf, kuşkusuz çok daha keyifli fantezilerle süslenebilir. Ama biz haddimizi aşmadan, Jules Verne’nin hâtırasına da fazla saygısızlık etmeden tadında bırakalım. Şimdilik bazı çağrışımlar yapmayı başarabildiyse yeter de artar bile...
Seçim dediğimiz ''tercih belirtme düzeneği'', seçimi gündeme getiren anayasal altyapısıyla, seçim kanunlarıyla, propaganda araçları, aday profili, sandıkları, tasnif ve değerlendirme yöntemiyle, parmak boyaları ve diğer ayrıntılarıyla, dünya coğrafyasının hangi geometrik noktasında bulunduğunuz hakkında her zaman yeterince fikir verir. 22 Temmuz’a adım adım yaklaştıkça, birlikte daha çok koklayacağız seçme ve seçilme hakkının ''baharatlı tebessüm çiçekleri''ni... ''Seçim'' diye kısadan büzdürdüğümüz terminolojinin sadece ''seçim'' sözcüğü etrafında semâ eden uzantıları arasında, ''Ön seçim, ara seçim, erken seçim, baskın seçim, şaibeli seçim, kritik seçim, büyük seçim, tarihi seçim'' gibi ilk bakışta akla geliveren bir sürü yakıştırma var.
* * *
Öyle anlaşılıyor ki, dijital seçimlere doğru, ''meydanlar, mitingler, kahvehane ziyaretleri, ev toplantıları, posta kutusuna zarf, çığırtkanlı minibüsler, balonlar ve türlü türlü sokak kirletici el ilânları, hattâ TV’lerdeki horoz döğüşleri'' bile, yavaş yavaş tarih olacak. Neden mi? Çünkü, artık hızla dijital seçim ve doğal olarak ''tele-propaganda'' dönemine sürükleniyoruz. Biraz fikir vermek gerekirse, ''Telekom şebekesine en yeni dijital teknolojiler kullanılarak bağlanan bir telefon-bilgisayar sistemi aracılığıyla, çok sayıda telefona sabit veya değişken mesajlar iletmek, anket yapmak ve bunların istatistiklerine gerçek zamanlı olarak ulaşma seçeneği'' artık ufuk çizgimizin bizden tarafında dolaşmaktadır.
* * *
Medya ve billboardlarda yer alan ilân ve kampanyaların sokaktaki adama yönelik etkisi kuşkusuz inkâr edilemez. Yapılan araştırma ve öngörüler, ''Ulaşılan her 1 kişinin, verilen bilgiyi çevresindeki 5 kişiyle paylaştığı''nı ortaya koyuyor. Bilgilenme ile oluşan ''etkilenme''nin temelinde ise, sözlü mesajlar ve ''aura''nın fethedilmesi yatıyor. Bireyler söz olarak algıladıkları mesaja daha fazla güven duyuyorlar. Teknolojinin, uçsuz bucaksız bu fırsat iklimini ıskalaması düşünülemezdi! Aynı anda yüzlerce kişiye yönelik telefon propagandası başlatabilen, tamamlandığında hazırladığı raporu e-mail aracılığıyla size yollayan, özellikle taşrada ulaşılamayacak hacimde bir seçmen kitlesine bir çırpıda ''merhaba'' diyebilen, değişik arama veritabanları oluşturularak çeşitli kampanyaların aynı anda yürütülebildiği ve insan gücü ile yapılan geleneksel anketlere oranla çok daha, hızlı, verimli, güvenilir ve ekonomik bir modelden söz ediyorum. ''Tele-propaganda'' sistemine bakalım Egeli adaylar ve siyasi partiler ne kadar itibar edecek, teknoloji ne kadar itibar görecek? Biz, seçmen tarafında ellerimizi ovuşturarak ciddiye alınmayı beklemekteyiz. Daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler, www.telepropaganda.org adresine göz atıversinler.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|