Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Haziran 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ÖZEL RÖPORTAJ
Altındağ’dan yolu bulamam

AKP’nin İzmir adaylarından, eski CHP’li Erdal Kalkan samimi açıklamalar yaptı. Kalkan, kenti yeterince tanımadığını ifade etti, ''Listelerde daha çok yerel isim yer almalıydı. Ancak benim durumum çok farklı'' dedi

Münir Koçaslan


AKP’nin İzmir’den aday gösterdiği, eski CHP Edirne Milletvekili, Parti Meclisi Üyesi Erdal Kalkan, farklı yorumlarla karşılanan son siyasi serüvenini Milliyet EGE’ye anlattı. AKP’nin 22 Temmuz vitrininde öne çıkan isimlerden, Ertuğrul Günay’ın ''kader arkadaşı'' Kalkan, soldan sağa geçişinin nedenlerini ortaya koyarken samimi açıklamalarda bulundu. Kalkan, ''Dönek demesinler diye 5 gün telefonumu açmadım. Tam bin 177 cevapsız aramaya daha sonra tek tek yanıt verdim. İşin doğrusu eşim de AKP’ye geçmemi yadırgadı. ‘Nasıl yaptın bunu’ dedi, hala ikna edemedim. Ama bunu sürece bırakmak lazım. Türkiye’nin bu kritik döneminde, düze çıkma çabalarına katkım olacağı inancındayım. Hata yapmadım'' dedi. Bazı kesimlerin ''ithal aday'' eleştirilerine de yanıt veren Kalkan, ''İzmir’den nasıl aday gösterdiler, hakikaten bilmiyorum... Altındağ’dan Karşıyaka’ya tek başıma yolu bulup gidemem'' dedi, ama İzmir’in sorunlarını da çok iyi bildiğini savundu. İşte, AKP’lilerin ''seçilme şansı yakalar'' diye yorumladıkları 2. Bölge’nin dördüncü sırasından milletvekilliğine soyunan Erdal Kalkan:

Büyük baskı gördüm
AKP’den adaylığı yakın çevreniz, CHP’den arkadaşlarınız nasıl karşıladı?
''Nasıl böyle bir şey yaparsın?'' diye büyük baskıyla karşılaştım. Sol çizgide uzun yıllar emek vermiş siyaset adamıyım. Bütün yaşamım CHP’de, SHP’de geçti. 1980 öncesi CHP Parti Meclisi’nin en genç üyesiydim. Sonra Ertuğrul Günay’la, Deniz Baykal’la o zaman CHP Genel Başkanı olan Bülent Ecevit’e karşı muhalefete başladık. 1987 seçimlerinde Edirne milletvekili oldum. Ardından SHP-CHP birleşti. Bu kez çoğunlukla hep Deniz Baykal’a muhalif kanatta yer aldık. Sonra Baykal’ın uygulamalarıyla parti dışına düştük. Yakın zaman öncesinde, ''10 Aralık Hareketi''yle yeni bir oluşuma girdik. Siyasallaşma kararı aldık. Fakat o arkadaşlarımızdan hiçbir ses çıkmadı, hatta DSP ile CHP ile ittifaka girmek istediler. Onu da başaramadılar. Geldiğimiz nokta buydu. Sayın Başbakan bize, AKP’de siyaset yapmamız talebinde bulundu.

Başbakan istedi, geçtik
AKP nasıl bir teklifle geldi?
Ankara’da ceza avukatlığı yapıyorum. Ertuğrul Günay’la da aynı büroyu kullanıyoruz. Başbakan, Ertuğrul Bey’i davet etti, ''Sizlerle çalışmak istiyorum'' demiş. Ertuğrul Bey de bazı hassasiyetlerini söylemiş, sosyal devlet ve özgürlükler konusunda... Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, kalkınma ayağının iyi gittiğini ama adalet ayağının zayıf kaldığını ifade etmiş. Çalışan kesimle, işsiz kesimle daha ciddi ve kurumsal bir sosyal devlet yapısı oluşturulması gerektiğini anlatmış. Başbakan da, ''Önümüzdeki dönemde ağırlığımız zaten bu konularda olacak'' demiş. Sonra Başbakan bize, ''Partiye başvurun'' dedi, biz de başvurduk.

İzmir sürpriz oldu
İzmir’den adaylığınız nasıl oldu?
İnanın onu hiç bilmiyorum. Sadece, Edirne’ye komşu olan Kırklareli’ni önerdiler. ''Benim bölgem Edirne'' dedim. Sonra İzmir çıktı. Nasıl olduğunu hakikaten bilmiyorum.

Biliyorum, CHP’liler üzgün
Peki sizin İzmir’le ilginiz, bağınız var mı?
İzmir’le bağım şöyle; 18 yıldır Bodrum’da yazlığım var. Bir de CHP içerisinde çok emek vermiş biriyim. Yani İzmir’deki bütün CHP’liler hemen hemen beni tanır. Çoğu da şimdi, AKP’deyim diye çok üzülüyor biliyorum. Onlardan da özür dilerim ama ben doğru bir karar verdiğim inancındayım. Çünkü biz, CHP’de dört dönemdir aday adayı bile olamadık. Deniz Baykal’ın yaptıkları belli. Lider diktatörlüğü var CHP’de. Biz Ertuğrul Bey’le hiçbir zaman aday olamazdık.

Neden, kimlik kaybı
Yani milletvekili adayı olabilmek için mi geçtiniz AKP’ye?
CHP ve SHP’deyken kendi ilimde her ön seçimde liste başı oldum. Parti kaybedince biz de kaybettik. Esas neden CHP’de parti içi demokrasinin işlememesidir. Bu yüzden işlevimiz kalmadı orada. İşlevsizleştik. Ayrıca CHP, sosyal demokrat kimliğini de kaybetti.

Deneyimli politikacısınız, AKP’de parti içi demokrasi var mı sizce?
Orasını bilmiyorum, yeni girdim. Parti içi demokrasinin işletileceği kanaatindeyim. Bunu sağlamazsak, Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi mümkün değildir. Zaten sorun varsa o da sistemden kaynaklanıyor.

Aklıma hiç gelmezdi
''Neden CHP’den AKP’ye geçtiniz'' diye soranlara, nasıl yanıt verirsiniz?
Bin yıl düşünsem aslında böyle bir süreci yaşayacağımı bilemezdim. Aniden gelişti. Temelde yatan şudur: Demokrat bir adamım. Yıllarca demokrasi mücadelesi verdim. Genelkurmay’ın 27 Nisan bildirisinden sonra gerçekten şok oldum. Süleyman Demirel’e 12 Mart muhtırası verildiğinde yedek subaydım. Muhtıra Demirel’e verildiği halde rahmetli Bülent Ecevit tavır koydu, ''Bu demokrasiye yapılmış ciddi bir müdahaledir'' dedi. Demirel ise aldı şapkasını gitti. Bülent Bey böyle büyüdü zaten, çıkışı bundandır. Ben de dedim ki, şimdi izleyelim bakalım CHP ne yapacak, diğer partiler ne yapacak? Ben o bildiriyi sisteme, siyasi yapıya, parlamentoya ve yargıya müdahale olarak görüyorum. Tavır koyması gereken, sosyal demokrat olduğunu iddia eden, kimseyi incitmek istemem ama CHP yönetimi, militarist çizgiyi destekler konuma geldi. Ardından hükümet ne yapacak, diye baktım? Çünkü daha önce aynı durumla karşılaşanlar çekip gitmişti. Ama AKP hükümeti dik durdu. Aslında AKP’ye gidelim diye bir derdimiz, planımız yoktu. Bu olaylar bizim AKP’ye katılmamızı kolaylaştırdı.

''İzmirli'' kavramı yok
İzmirli sizi tanımıyor. Neyi referans gösterebilirsiniz?
İzmir metropol bir kent. Bu yüzden ''İzmirli'' diye bir kavram yoktur.
Yaptığım araştırmaya göre İzmir’de mesela 600 binin üzerinde Balkan göçmeni var. Ayrıca çok yoğun bir biçimde Anadolu’nun değişik kesimlerinden gelenler de yaşıyor İzmir’de. Bunların temsili gerekir.

''İzmirli''den kastedilen. ''İzmir’de doyanlar, İzmir’de yaşayanlar...'' mı?
Benim söylemek istediğim başka. Öncelikle İzmir’den adaylığı ben talep etmiş değilim. Bunun değerlendirmesini herhalde AKP’nin sayın yöneticileri yaptılar. Kaldı ki, İzmir çok sevdiğim bir yer. İzmir’in sosyal demokrat kesimini tanırım, onlar da beni çok iyi tanır.

Soldan da oy alacağım
Onlardan oy alabilecek misiniz?
Kimseyi kızdırmak istemiyorum ama tabi alacağız... Bu mücadelenin içinde, çok derinlerinde bir sınıf kavgası yatıyor aslında. CHP’nin devlete karşı bireyin özgürlüklerini, haklarını savunması, çalışan kesime sahip çıkması gerekirdi. Sosyal demokratlık budur. Ama bakın seçim sonuçlarının tahlillerine, CHP yoksuldan, çalışandan oy almamıyor. CHP, olması gereken sosyal tabanının değil de, tuzu kuruların partisi şu an. Varoşlar CHP’yi terk etti, ben de terk ettim. Çünkü varoşların insanıyım. Buraya geldik diye sosyal demokratlığımızı unutacak halimiz yok.

Kendinizi ''Müslüman sol'' diye mi tanımlıyorsunuz?
Biz hareketimizin adını o zaman ''Müslüman sol'' diye koymadık. Beraber olduğumuz arkadaşlarla, ''Yeni Siyaset Girişimi'' adı altında Türkiye tahlilleri yapıyorduk.. Şimdi bu arkadaşların bir bölümünden de bize tenkitler geliyor. Biz Türkiye’nin çok gerildiğini düşünüyoruz. Siyasetin tarihten gelen bazı değer yargılarıyla, inanç gruplarıyla, kurumlarıyla barışması gereklidir. Bizim için ''Müslüman sol'' tanımını Hürriyet yazarı Ahmet Hakan yaptı bir yorumunda.

Peki Başbakan size neden teklifte bulunmuş olabilir?
Onu, Başbakan’a soracaksınız. Sadece bizi değil, Alevi çevreleri, aydınları, liberalleri, iş dünyasından isimleri aday gösterdi bu seçimde. Başbakan da AKP’nin toplumsal bir merkez partisi olduğunu ifade etti. Türkiye’de önce gerilimin kalkması, barışın sağlanabilmesi lazım. Bunu marjinal bir siyasetle, marjinal gruplarla yapamayız. Bu işin altından merkez eğilimle kalkılır.

''Dönek'', diyenler çok
Bu durumda AKP mi, siz mi siyasi çizginizden dönmüş oluyorsunuz?
Döneklik kavramı, soğuk savaşın getirdiği kavramdır. Şimdi bakın yaşam değişiyor, üretim araçları, ilişkileri değişiyor. Değişim kaçınılmazdır. Buna rağmen ille de bir yerde durmak, eskiyi savunmak tutuculuk mu, değil mi? Marks, ''Her şey değişiyor'' diyor. Değişmeyen tek şey değişimdir. Sosyal demokrat fikirlerimizi söylemeye devam ediyorum. Bunu söylerken dünyadaki değişimi ve Türkiye’deki değişimi de görüyorum. Eski sol kavramlarıyla bir yere gidemeyeceğimizi biliyorum. Toplumu ortadan kavrayan yaklaşımlar gerekir. Zaten Türk solunun açmazı da orada. Dünyadaki diğer sosyal demokrat hareketler bunları gördü. Ona göre dizayn oldular. Biz olamadık. Bırakın olmayı, şimdi şu anda Deniz Baykal yönetiminin CHP’si baskıcı, otoriter, totaliter yapıyı savunuyor.

Eşimi hala ikna edemedim
Peki size dönek diyenler oluyor mu?
Zaten önceleri bu lafı çok demesinler diye 5 gün telefonumu açmadım. Bin 177 cevapsız aramaya daha sonra tek tek yanıt verdim. İşin doğrusu eşim bile AKP’ye geçmemi yadırgadı. Hanım, 12 Eylül öncesi İleri Kadınlar Derneği’ndeydi (İKD)... ''Nasıl yaptın bunu?'' dedi, hala ikna edemedim. Ama bunu sürece bırakmak lazım. Ben Türkiye’nin bu çok kritik döneminde, düze çıkma çabalarına katkım olacağı inancındayım. Hata yapmadım.

İzmir’in sorunlarını biliyorum

İzmir’de uzun süredir, ''partiler bu ili bilen, tanıyan, yerli adaylar göstersin'' diye kampanya yürütüldü. Siz Edirne’den gelmiş, İzmir’i fazla bilmeyen bir aday sıfatıyla bu konuda neler söylersiniz?
Olması gerekeni baştan söyleyeyim. Politika sonuçta yereldir. Mümkün olduğu kadar yerel adaylar listelere alınmalı. Ama Türkiye’nin hali hazırda yaşadıkları ve benim adaylığım bunların çok dışında. Bir yumuşamayı sağlamak, gerginliği ortadan kaldırmak, bir anlaşma, uzlaşma kültürünü ortaya koymak gerekir. Yine de İzmir’in sorunlarını çok iyi biliyorum.

Oraya az sonra geleceğiz ama şöyle diyelim; siz Altındağ’dan Karşıyaka’ya yolu bulup gidebilir misiniz?
Gidemem. Ama İzmir’in sorunlarını biliyorum.

Peki, nelerdir İzmir’in sorunları?
İzmir’in bana göre çok acil sorunları var. Çevre yolunun bitirilmesi, son derece sıkışıklık yaşanan limanın durumu. Ayrıca rahmetli Ahmet Piriştina’dan tutun Yüksel Çakmur’a, şimdiki belediye başkanımız Aziz Kocaoğlu’na kadar hepsini tanıyorum. İzmir, Türkiye’nin en sorunlu şehri. Mesela bir kentsel dönüşüm çalışması, herhalde bu kentin yarısını kapsayacaktır.

Kendime oy istemeyeceğim

Seçmeni nasıl ikna edeceksiniz?
Mesela sizi çok kolay ikna ederim. Siz entellektüelsiniz. Bir kere kendime oy istemeyeceğim. Şu anda bir siyasi partinin milletvekili adayıyım. Partinin programı var, yaptıkları var, yapacakları konusunda iddiaları var. Doğrusu AKP ciddi boyutta iyi şeyler yaptı. Ekonomik istikrar sağlandı bu ülkede. Dolar, bırakın yükselmeyi yıllardır aşağı çekildi. AKP diğerleri gibi değil. Batı dünyasıyla entegrasyon konusunda kararlı. Yeni girdiğim bir partinin çok övgüsünü yapmayayım ama somut şeyler görünüyor, duble yollar, hızlı tren, tüp geçit...







EGE
Altındağ’dan yolu bulamam
Bilirkişi ‘olmaz’ dedi
Orman yangınlarına karşı öğrenciye hediyeli eğitim
İşsizlik, gençleri şiddete yöneltiyor
Zaten zenginler bize hiç bir zaman yakın olmadı
Üniversite adayları için ÖSS reçetesi
Yeni fuar alanıyla İzmir fuarcılığı şaha kalkacak
''Muhtarlar mahallelerin belediye başkanlarıdır''
Ahmet Piriştina bugün anılıyor
Minikler yetenek sergiledi
Konuk dansçılar gittikleri her yeri rengarenk yapıyor
Konak Belediyesi’nden yaz kitabı
Tablolar ve heykeller beğeniye sunuldu
En güzeli İzmir’den
İngiltere’den geldi, şifa verdi
Hamurunda siyaset var!
CHP adaylarına merkez tanıtımı
Kadınların temsilcisi Demir parti liderlerini topa tuttu
Arzu’nun büyük arzusu
Başkan’dan, Sasalı’ya ‘kuş müzesi’ için söz
Yunanlılara şenlikli karşılama
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet