Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Haziran 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Aman avcı vurma beni Ben bu ofisin maralıyam"

İlkel insanın av faaliyetinin yerine modern insan ne koydu? Bir zamanlar her sabah mağarasından çıkıp avlanmaya giden insanlar şimdilerde her sabah, pardon hafta içi her sabah, nereye gidiyorlar?

tubakyol@yahoo.com

Ufuk Güldemir'le tanışmıyordum. Şu ayı avıyla ilgili yazısı Hürriyet'te yayımlanana kadar Ufuk Güldemir'i pek tanımıyordum bile.
Ben de işte böyle cahilim.
Ya da medyayla sıradan bir okur kadar ilgiliyim. Ki Ufuk Güldemir'in Milliyet'in, Sabah'ın falan yayın yönetmenliği yaptığı günlerde ben zaten sıradan bir okurdum.
Hatta "okur" bile sayılmazdım, arada sırada gazetelere bir bakardım.
Sonra Ufuk Güldemir nasıl ayı avladığını yazdı.
Sonra bir sürü insan ona kızdı: "Bunu yapan insan olamaz!"

Bu kadar nankör olunmaz
Avcılık iyidir-kötüdür ayrı ama şunu kabul edelim: Avlanmak insanlık dışı falan değil.
Aksine, gayet insani.
Hatta fazla insani.
İnsanlar avlanırlar.
Soyumuz sopumuz avcılık-toplayıcılıkla bizi büyütmüş, semirtmiş, bugünlere getirmiş.
Şimdi azıcık "medeni" olduk diye, maziyi topyekun yok saymak nankörlük değilse eğer, ne?

Hafta içi av mesaisi
Hem siz sanki avlanmıyor musunuz?
Hayır, sofralarımızdaki leşlerden bahsetmeyeceğim. Zira vejetaryenler bile bir nevi avcı aslında.
İlkel insanın av faaliyetinin yerine modern insan ne koydu sizce?
Bir zamanlar her sabah mağarasından çıkıp avlanmaya giden insanlar, şimdilerde her sabah, pardon hafta içi her sabah, nereye gidiyorlar?
Siz modern insanlar ne diyordunuz ona, hıı, "işyeri" miydi, neydi?
Çalışmak, avlanmanın bir biçimi değil mi?

Hedef aynı, yol benzer...
"Çalışmak, avlanmanın yerini aldı" diyor birçok mühim bilim kimsesi.
Ki karnını doyurmak için ava çıkmakla, karnını doyurmak için bir işyerine gitmek arasında fark olmadığını görmek için bilim bir şeysi olmaya da lüzum yok.
Avlanma ile çalışmanın tek ortak noktası ekonomik ihtiyaçların karşılanması hedefi de değil.
Bugün artık çoğu insan çalışırken kan dökmüyorsa bile, hedefe giden yollar da aslında aynı.
Tıpkı avcı atalarımızın birbirleriyle işbirliği yapması gibi birlikte çalışmak, tıpkı avcı atalarımızın avı kaptırmamak için diğer hayvanlarla rekabet ettiği gibi rekabet etmek, tıpkı avcı atalarımızın avın en iyi kısmını kapmak için birbirleriyle yarıştıkları gibi yarışmak, avı (piyasayı) ele geçirmek için stratejik düşünmek, riskleri hesap etmek, planlar yapmak zorundayız biz de...
* * *
Ben avlanmanın iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Ama ben zaten çalışmanın da iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Gelecekte bir gün, ben ölüp gittikten çok sonra gelecek bile olsa o gün, tüm insanların benim gibi düşüneceklerine de eminim.
O zamana kadar...
Rastgele...

- Merhumu nasıl bilirdiniz?
- Çok meşhurmuş galiba...


Geçen hafta gazetelere bakıp da "Mühim biri ölmüş. Hiç de tanımıyordum. Neyse, bari çaktırmayayım" diye düşünmüş olabilirsiniz. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz.
Ercan Arıklı öldüğünde de aynı şey olmuştu, Ufuk Güldemir'in ölümünde de aynı şey oldu. Böyle durumlarda basın kendi yasını herkese mal ediveriyor. Ya da ne bileyim, galiba gazeteciler, gazetecileri herkesin tanıdığını zannediyor.
Oysa birçok kişi Ufuk Güldemir'in adını öldüğü gün öğrenmiştir. Milliyet'in ve Sabah'ın yayın yönetmenliğini yapmış olmak az bir iş değil ama sıradan bir okur, gazetede okumaktan hoşlandığı yazarları, gazetenin başındakinden daha çok tanır. Bir TV kanalını izlese bile niye sahibini tanısın? Aydın Doğan en tanınan patronlardan biri ama bana hala "Milliyet, Aydın Doğan'ındı di mi?" diye soranlar var.
Nitekim Ufuk Güldemir'i avcılıktan hoşlananlar ve avcılıktan nefret eden hayvanseverler aynı anda, şu ayı avıyla ilgili tartışma yaratan yazıyla tanımışlardır.
Bir de kanserle boğuşanlar takip ediyorlarmış Güldemir'i. Bunu karısı kanser hastası olan bir arkadaşım söyledi. Şaşırtıcı değil ama daha önce aklıma gelmemişti: Kanser hastaları, diğer kanser hastalarını takip ediyorlar. Umutla, endişeyle...

"Alt"ı "üst"ü avda macera arıyor

Geçen yıl Can Dündar, Abdülmecid'in İslam'ın halifesi olduğu halde mayoyla denize girdiğini yazıp "Bugünkü liderler neden mayo ile denizde görünmekten çekiniyor?" diye sormuştu.
Ufuk Güldemir de "Türkiye'deki İslami hareket 'dinsel' değil, sınıfsaldır" diye cevap vermişti: "Abdülmecit efendi 'modern halife' olduğu için değil, 'burjuva' olduğu için denize mayoyla giriyordu sevgili Can."
Avcılık da sınıfsal.
İlk akla gelen avın bir üst sınıf hobisi olduğu.
Oysa av alt sınıflar ile üst sınıfların ortak zevki.
Tabii alt sınıfların karın doyurmak için avlandığı söylenebilir.
Ama alt sınıfların Türkiye'deki kadar altta olmadığı, karnını doyurmak için avlanmaya muhtaç olmadığı ülkelerde de alt sınıflar, tıpkı üst sınıflar gibi, hobi olarak avlanmayı seçiyor.
Bunun sebebi alt ve üst sınıfların ofiste binyılların avlanma içgüdüsünü doyuramıyor olmalarıymış. İş hayatları yeterince rekabetçi ve macera dolu değil diye.
Orta sınıf çalışanlar üstlerine ve astlarına karşı stratejiler geliştirmekle, kendileriyle aynı kademede çalışanlarla rekabet etmekle, yani iş dünyasında avlanmakla meşgulken, alt ve üst sınıflar av ihtiyaçlarını gerçek avla gidermeye çalışıyorlar.




CUMARTESİ
"14 yaşından beri hiçbir gece erken yatmadım"
Genç tasarımcılar inekleri boyayarak kendini gösterecek
"Türk kadını gösterişli ayakkabı seviyor"
Zamanın ünlü yüzleri
ne var, ne yok
En moda En yeni
Kutlama sabah başlar





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

   
© 2006 Milliyet