
|
|
|
 |
|
|
Louvre’un dikkatini çeken bizim dikkatimizi çekmiyor
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçenlerde Büyükşehir Belediyesi’nin Paris’ten önemli bir misafiri vardı. Louvre Müzesi Roma Dönemi Eski Eserler Daire Başkanı Jean-Luc Martinez. Martinez ile birlikte uzman üç kişi daha İzmir’e gelmişti. Louvre’un İzmir’e olan ilgisi geçen yıl başladı. Gerçekleştirilen bir sergi bugüne kadar çok alışık olmayan bir ilgi görünce, Louvre’un yetkilileri antik kentlerle ilgili yayınlamaya başlayacakları ilk koleksiyon kitabını İzmir üzerine yapmaya karar verdi. Martinez, kentteki müzeleri gezdikten sonra şöyle bir açıklama yaptı.
''İzmir antik tarihi olan bir kent. Büyük potansiyeli var. Pek çok kez İzmir’deki müzeleri ve tarihi mekanları gezdim. İzmir’deki müzelerde çok değerli eserler bulunmasına karşın, uzmanlar dışında dünyada tanınmıyor...''
Martinez devam ediyor.
''Louvre Müzesi olarak antik tarihe sahip şehirlerle ilgili bir koleksiyon hazırlama kararı aldık. Antik döneme sahip şehirlerin, bu yönlerini gösterir kitaplar hazırlanacak. Koleksiyon dünyadaki birçok şehirle ilgili olacak, fakat ilk basılacak kitap İzmir ile ilgili. Bu, İzmir ve Fransa arasında çok eskiye dayanan ve devam eden dostluk sayesindedir.''
Yıllardır değindiğimiz, gündeme getirmeye çalıştığımız bir konu.
İzmir kendi değerlerinin farkında olmayan bir kent.
Ve...
Olmak istediği kimliğe uymayan bir stratejiye sahip.
Müzelerimiz yeterli değil.
Bu yeterli olmayan müzeleri bile İzmirli olup da gezmeyen on binler vardır.
Mevcutlarımız güncellenemiyor; istenilen fiziki şartlara kavuşamıyor. Ben o yüzden EXPO’nun bu kent için çok önemli olduğunu savunuyorum.
Çünkü EXPO’ya aday bir kentin kültürel alt yapısını da tamamlaması gerekiyor.
Louvre Müzesi Roma Dönemi Eski Eserler Daire Başkanı Jean-Luc Martinez’in gördüğünü çoğu zaman bu kentte yaşayanların görmediğini düşünüyorum.
Asıl problem nitelikli insanların işsizliği
Seçimler nedeniyle Türkiye’yi geziyoruz. İzmir’in gerçekleriyle diğer bölgelerin gerçekleri çok farklı.
Bir İzmirlinin isteğiyle; bir Siirtlinin, Batmanlının isteği çok farklı.
Batılı daha iyi yaşam koşulları beklerken; Mardinli bir genç asgari ücrete çoktan razı...
İşsizlik bazı kentlerde yüzde 50’lerin üzerinde...
İş yapan, dolan tek işletmeler kahvehaneler...
Kayıt dışı ekonomi müthiş boyutlarda...
Doğu ve Güneydoğu’ya bir çok kez gittim; bölge insanının isteklerini biliyorum.
Ama bundan daha büyük tehlike üniversite bitirmiş, hatta yüksek lisans yapmış ve gelecekle ilgili hayalleri olan insanların işsizliği...
İşte asıl eğilmemiz gereken konu bu.
Her gün birçok özgeçmiş masama geliyor; bazıları yurtdışında okumuş, çok iyi yabancı dillere sahipler.
Doğdukları yerde çalışmak gibi ısrarları da yok.
İzmirli ama Denizli’de çalışabilir; Gaziantep’e gidebilir, İstanbul’u tercih edebilir.
Artık İstanbul’un da kapasitesi dolmuş durumda; orada da ideal işler, pozisyonlar yakalayabilmek zor.
Nitelikli insanların işsizlik bunalımları çok daha büyük sosyal yaralar açabilir.
Ve bu sürecin faturası bize çok pahalıya mal olabilir.
Hangi parti hükümet olursa olsun Türkiye’nin birinci gündem maddesi işsizliktir, ekonomidir.
İnsanların karınlarının doyduğu, işiyle ilgili hayallerinin olduğu bir yerde terör de azalır, toplumsal gerginlikler de...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|