Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Haziran 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ada
Ankara-Eskişehir yolu üstünde bir siyaset kampüsü oluştu
Siyasete Bal-gatabilirler mi?

Ankara'nın eski bataklığı bugün siyasetin kalbinin attığı yer haline geldi


can.dundar@e-kolay.net

İlkin RP, ardından ANAP geldi Balgat'a... Derken 2003'te DYP ve 2004'te MHP taşındı. 2005'te DTP Balgat'ta kuruldu. Geçen yılın 19 Mayıs'ında CHP Genel Merkezi Balgat-Söğütözü'nde açıldı.
Başbakan Erdoğan, onları ziyaret edip binayı gezdi. Beğendi. Bu hafta AKP de Balgat'taki eski binasından, Balgat-Söğütözü'ndeki 14 katlı yeni binasına taşınıyor.
Böylece Balgat tüm Türkiye'ye hükmeden bir partiler kampüsü haline geliyor.

İnanılmaz değişim
Aslında bu akının öncülüğünü bürokrasi yaptı.
ODTÜ'nün, Bilkent'in, Hacettepe'nin sıralandığı Eskişehir yoluna Milli Güvenlik Kurulu, Ulaştırma Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıkları, Diyanet İşleri Başkanlığı, Sanayi Bakanlığı, ATO ve Dışişleri Bakanlığı taşındı.
Onların peşinden iskenderci Kukla, ciğerci 52, kuru fasulyeci Hüsrev, pideci Ziyade sökün etti.
Ardından İstanbul'dan eğlence hayatının gözdesi Laila Söğütözü'ne geldi. Mahallenin geceleri de şenlendi.
Bayındır Hastanesi, Mesa Hastanesi, otobüs terminali, Armada Alışveriş Merkezi, TOBB Üniversitesi, ATV-Sabah plazası, ATO Kongre Merkezi, metro inşaatı derken trafik yoğunlaştı. Katlar yükseldi, kiralar fırladı ve Ankara'nın eski bataklığı birden kentin en kıymetli semti haline geliverdi.

Açık politika müzesi
Şöyle bir arabayla gezseniz, Cumhuriyet bürokrasisi ve siyasetinin çalıştığı binalar arasında dolaşabilir, onlarla aynı restoranlarda yemek yiyebilir, siyah renkli, kırmızı plakalı makam arabalarının cirit attığı trafikte sıkışıp lacivert / kahverengi takım elbiseli bürokratlar, siyasetçiler görebilirsiniz.
Yürümeyi tercih ederseniz Genç Parti'nin eski genel merkeziyle DYP'nin arasından kıvrılıp MHP'ye doğru dönebilir ya da ANAP'la Saadet'in arasındaki yoldan Dışişleri'ne gidebilir, az ötede Erbakan'ın demir parmaklıklarla çevrili evini tavaf edebilirsiniz.
Sevimli bir güzergah mı?
Değil belki ama meraklıları ve siyaset bilimi öğrencileri için bir açık politika müzesi işlevi görebilir. Bir siyasetçiye iş talep zarfı verip iki diplomatın müzakere dedikodularına kulak kabartabilirsiniz.

Siyasetin İkitelli'si
Yine de kentin eski genel merkezlerini bilenler için sevimsiz bir yoğunlaşma bu...
Biz 78'liler parti genel merkezi denince, CHP iktidarının (biraz da erken) ilan edildiği gece, Farabi Sokak'taki genel merkez binasının önünde, Ecevit'in balkona çıkışını anımsarız.
CHP'nin Çevre Sokak'taki binasının kapatılıp DGM'ye çevrilişini de biliriz; aynı partinin enkazı üzerine kurulan Halkçı Parti'nin bahçe içindeki harap evini de.
O kuşağın genel merkezleri gösterişsiz ama demir parmaklıksızdır.
Şehrin içinde ve halka açıktır. İçerdekilerin ensesi kalın olsa da büroları yalındır.
Bugünküler ise büyüdükçe zenginleşip küçük binalara sığmaz olunca kentin dışına, büyük plazalara kaçtılar; tıpkı gazeteler ve okullar gibi.
Demir parmaklıklarla çevrilip kameralar ve korumalarca gözetime alındılar. Uzak, yalıtılmış, soğuk binalara dönüştüler.
Belki de yeni tip siyasetin mimari simgeleri, bu yeni binalar...
Her birinde partilerin halktan kopuşunun izi, siyasette yalıtılmışlığının alameti var.
Basın, halktan kopmanın sonuçlarını, Babıali'den İkitelli'ye taşındıktan sonra gördü.
Bakalım siyasetin İkitelli'si Balgat, partilere ne getirecek?

MUHTAR İLE BAKKAL

Balgat'ın dönüşüm hikayesi
İzinsizgosteri.net sitesinde Ayhan Ayteş "Balgat'ta bir Amerikalı"nın öyküsünü anlatıyor.
Amerikan askeri ve istihbarat çevrelerine yakınlığıyla tanınan Amerikalı iletişimci Daniel Lerner, 1950'de Balgat'a araştırma için gelmiş.
Bölgede yapılan bu ilk sosyolojik araştırmayı "Geleneksel Toplumun Ölümü, Ortadoğu'nun Modernizasyonu" (The Free Press, 1958) başlığıyla yayımlamış.
Ayhan Ayteş işte bu araştırmacının "Muhtar ve Bakkal" adlı makalesinden söz ediyor. Lerner makalesinde Balgat'ta kısa süre içinde yaşanan inanılmaz değişimi anlatıyor.

50'lerin çorak köyü
Makaleye göre 50'lerin Balgat'ı "çorak bir köy"dür.
Adeta ülkenin o günkü koşullarını yansıtan, asker emeklisi, kurnaz ve aksi bir muhtarı vardır.
Köyün bakkalı ise şehirli gibi görünmeye çalışan, kravat takan, şişman bir tüccardır. Kendini diğer köylülerden farklı hisseder. İleri görüşlüdür. Daha o yıllardan şehir merkezinde bir süpermarket hayali kurar.
Araştırmada köylülere "Başbakan olsaydınız, hangi sorunları çözerdiniz?" diye sorulur.
Muhtar "tarım kredisi ve tohum yardımı"ndan dem vurur. Bakkal ise "köylülerin, zavallı deliklerinden çıkıp büyük şehir hayatını görebilmeleri için geniş yollar" tasavvur eder.
"Peki Türkiye olmasa nerede yaşamak isterdiniz?"
Muhtar "Burada doğdum, burada öleceğim" derken bakkalın cevabı "Amerika" olur.
Lerner'e göre Balgat, Marshall yardımıyla ayağa kaldırılmaya çalışılan Türkiye'nin bir sembol beldesidir. "Türkiye'nin kapitalistleşme sürecinin referans noktalarından biri"dir.
Bakkal ise bu kalenin yeni kahramanı.
Köylü, muhtarın sözünü dinlese de, mutlak bakkala da danışır. Çünkü içten içe özenir ona... Bakkal, onlara büyük şehrin sinemalarında seyrettiği filmleri, o filmlerde gördüğü süpermarketleri ve o marketlerin tavana kadar uzanan raflarındaki mal bolluğunu anlatır.

Balgat devrimi
Lerner bu araştırmadan dört yıl sonra yeniden gelir Balgat'a...
Ve gördüğü mucize karşısında hayretler içinde kalır.
Daha önce "yolu olsa yarım saatlik mesafede" denilen köye, yeni yol sayesinde 20 dakikada ulaşır.
Ulus'tan 20 kuruşa otobüs servisi başlamıştır artık.
Şehirden köye elektrik ve su taşınmıştır.
50'den fazla yeni bina yapılmıştır.
Jandarmanın yerini polis almıştır.
Ahali çiftçilik yapmayı bırakmıştır. Çiftçilik yapan birkaç kişi CHP'lidir. Kalanların hepsi DP'li olmuş ve Ankara'da inşaatta ya da fabrikada 5 lira yevmiye ile iş bulmuştur.
Eskiden bir tek evde radyo varken, radyo sayısı 100'ü aşmıştır.
Ayrıca köyde yedi buzdolabı, dört traktör, üç kamyon ve bir araba vardır.
Bakkal sayısı yediye çıkmıştır.
Artık muhtarının bile herkesi tanıyamayacağı kadar büyüyen Balgat, Lerner'in gözünde "Ortadoğu dönüşüm projesi"nin eşsiz bir örneğidir.

Kısa tarihçe
Malum; 1950'ler Balgat'ın bakkalını iktidara taşıdı. Sonra Balgat, Amerikan üssüyle üne kavuştu.
Ardından o üstekilerin ülkeden kovulması için yine aynı bölgedeki ODTÜ'lüler ayağa kalktı.
O isyanı bastırabilmek için ODTÜ kampüsünün kenarına bir jandarma karakolu kuruldu.
"Muhtar"ın ekolü yine iktidar oldu.
Ve bugün yeni siyasi partiler, bu yarım asırlık mirasın üzerine yerleştirdiler genel merkezlerini...
Yıllar önce bakkalın hayalini kurduğu süpermarket raflarındaki mallar gibi...

ÖNDER ŞENYAPILI

Balgat niye Balgat?
Araştırmacı Önder Şenyapılı, ODTÜ Yayınları'ndan çıkan kitabı "Ne Demek Ankara; Balgat niye Balgat"ta (Aralık, 2004) Balgat isminin kökenini arıyor.
Semtin adının nereden geldiğine dair kesin bir bilgi yok.
Önder Şenyapılı birçok kültürde "Baal"ın "Tanrı" anlamına geldiğini, "gat"ın ise Sankskritçede "birinci", "ilk" ve gene "Tanrı" anlamı taşıdığını hatırlatıyor. Dolayısıyla "Baal-Gat"ın "İlk Tanrı" ya da "Tanrıların Tanrısı" anlamı taşıması mümkün.
"Belki de geçmişte burada bir tapınak vardı" diyor Şenyapılı.
Bu konudaki araştırmalarını bazı gazete ve dergilerde yayımlayınca okurlarından da tahmin ve duyumlar gelmiş.
Bunlardan biri, Prof. Dr. Ahmet Temir'in iddiasını anımsatıyor: Prof. Temir'e göre Balgat adı, Anadolu'daki Moğol istilasından yadigarmış. Moğolcada "balık", "şehir" anlamına gelirmiş; "at" ise çoğul ekiymiş.
"Balık+at", eşittir "Balgat", yani "şehirler"...
Şenyapılı'ya Aysu Bilgiç'ten gelen iddia ise sık rastlanan bir "halk yakıştırması"nı andırıyor. Buna göre semtin adı Atatürk'e dayanıyor:
"Atatürk'ün yolu bir gün o zamanlar şehrin hayli dışında kalan Balgat köyüne düşmüş. Bir evde soluklanırken çay içmek istemiş. Çay gelmiş ama şeker yokmuş. Atatürk 'Şeker yok mu?' diye sorunca oradakiler, Ankara aksanıyla 'Şeker yok amma, bal var; bal gat Atam, bal gat' demişler. Atatürk de 'Peki, o zaman buranın ismi 'Balgat' olsun' demiş."


PAZAR
"Dille oynuyorum. Egzersiz yapıyorum, kılıç-kalkan egzersizi gibi"
"Aşkı kullanarak kendimi anlatıyorum"
"Basketbolun 'İstanbul Modern'iyim"
"Resim alıp konsere gitmek için para kazandım"
Çiğ mutfak Avrupa'dan önce Türkiye'de
Kim Basinger'ın arabası satışa çıktı
Yapboz kilisede konser
El yapımı Türk klasiği
Türk ustalarının tabloları Lizbon Gulbenkian Müzesi'nde
Hayatı tazeleyen keyif kaçamakları
Laptop'unun desenini göster kim olduğunu anlayalım
Sokakların sahibinin sesi
neler konuşuluyor?
Sait Tomris Borges
Aşk, kumar, terör ve Tanrı
Siyasete Bal-gatabilirler mi?
Türkiye'ye tehditler
Mükemmel kebap
İsveç'te sade ama ihtişamlı bir şato
Çalışan kadınlarda kilo sorunu
Moda kelek yaptı / Çırptı çırptı karıştırdı / Kek yaptı...
Karga doğru kılavuzdur
Kadının kalbine giden yol şaraptan geçer





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet