
M. Ali BİRAND
TSK'yı asıl bunlar yıpratıyor...
Yine eski yıllara dönüyoruz.
Terör kabarıyor, buna karşılık önlemler dizisi artıyor. Cenazeler siyasi mitinglere dönüşüyor. Kimi emekli subay, kimi mafya kırıntısı kişiler dernek kurup, vatan adına etrafı bombalamaya başlıyorlar. "Ya sev, ya terk et" edebiyatı yeniden yaygınlaşıyor.
İç kapatıcı bir manzara.
İşte en son örneklerinden biri daha,
Ümraniye'deki bir gecekonduda bulunan el bombalarının sahibi diye, Kuvva-i Milliye Derneği İstanbul Şube Başkanı Oktay Yıldırım sorguya çekiliyor.
"Ben bunları, Hasdal Askeri Kışlası'nın çöplüğünde buldum" demiş. Üstelik 30 bombalık sandıktan 3'ü eksik. Onlar da, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan 3 bomba ile aynı kaynaklı...
Sanki çocuk kandırıyor.
Kim bu Yıldırım?
Danıştay saldırısıyla gündeme gelen emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'i sorgusu sonrası yanaklarından öperek kucaklayan kişi. Besbelli silah ve ülkü arkadaşları.
Muzaffer Tekin'in açıklaması bir harika...
Bu olayın, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmak amacıyla düzenlendiğini söylüyor. Oysa, TSK'yı asıl yıpratanlar kendileri.
İnanılır gibi değil... Genelkurmay Başkanlığı bu tip kişiler ve derneklerle ilişkileri kestiğini açıkça göstermelidir. Zira bunların her yasa dışı girişiminin faturası askere kesilmektedir. Genelkurmay'dan ses çıkmadıkça veya ikna edici bir tutum görülmedikçe, iki grup sürekli şekilde irtibatlandırılacaktır.
Danıştay, Türk Telekom'un sabit faturalardan, uluslararası şehirlerarası ve GSM'lerle yapılan konuşmaların fiyatlarını ucuzlatan kararını "tüketicinin aleyhine olduğu" gerekçesiyle durdurdu.
Çok özür dilerim, ancak bu mantığı anlayabilmiş değilim. Gerekçeleri de, basına yansıdığı kadarıyla okudum. Yine anlayamadım.
Türk Telekom, şehir içi arama fiyatlarını yüzde 18 yükseltti. Buna karşılık diğer servisleri %53-60 arası indirdi. Herhangi özel bir şirketin çeşitli servisler arasında kuracağı bir dengeyi oluşturdu. Yani, ticari bir düzenleme yaptı. Örneğin ben, Türk Telekom indirimlerinden en çok yararlananlardan biriyim.
Danıştay'daki hakimlerin hangi ticari kaygılar, hangi ticari bilgilere dayanarak, tüketicinin zarara uğradığı kararına vardığını bir türlü çözemedim.
Eğer Türkiye, özelleştirme politikalarını komünist rejimlerdeki gibi, artık çağ dışı kalmış yasalarla yürütür, bu yasaları değiştirmek yerine, Danıştay'ı küçük düşürme pahasına aynı uygulamada ısrar ederse, ülkeyi düzlüğe çıkaramayız. Ya da yasaları değiştirelim ve özelleştirme politikasından vazgeçelim.
29 yaşında.
Samsun'da DP listesinde 1'inci sırada.
Üsküdar Amerikan Lisesi'nden sonra, Washington'da Georgetown ve Harvard'da Orta Doğu ve İslam üzerine yüksek ihtisas yapmış, İngilizce, İtalyanca ve Arapça bilen bir genç.
Ne istediğini bilen, tuttuğunu koparan, pırıl pırıl bir politikacı adayı. Türkiye'yi Avrupa'ya taşıyacak bir kuşağın temsilcisi.
Şimdi merak ediyorum. Acaba Samsun, Suna Vidinli'ye sahip mi çıkacak? Yoksa onu kenara itip, parti içi çekişmelerde başı çekecek bir başkasını mı seçecek?
Hepimizin Suna Vidinli'lere ihtiyacı var. Meclis'i, dünyanın ne olduğunu bilmeyen, düğünlerde havaya ateş etmeyi bir marifet sayan, ceza yazan polisi sürdürmeyi güç gösterisi görenlerle doldurdukça, hiçbir yere varamayacağımızı unutmayalım.
Bravo Mehmet Ağar'a... Vidinli gibi aday bulan ek fazla lider göremiyorum etrafımda.
Ben kömür dağıtmadım, dağıtamam. Seçin beni sizlere para vereceğim, demem. Beş katı ve/veya iki anahtar vaat edemem. Arkamda ne sermaye ne de medya patronları var. Cebimdeki parayla iki davul iki de zurna tutabilirim.
Takım tutar gibi, parti tutan halkıma, dik duruşumu, doğruları ve gerçekleri göstermek istiyorum."
AB'nin nasıl işlediğine, ve politikalarına açıklık getiren dev bir eser çıkardı.
Eğer, bu ilişkilerle ilgileniyor veya AB'nin ne olduğunu ve ne olmadığını merak ediyor ve öğrenmek istiyorsanız... Eğer bütün bu bilgileri elinizin alında tutmak arzusunda iseniz, Karluk'un eserini (Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. 0212 511 54 32, betakitap@betakitap.com ) bulun ve yanınızda tutun. Prof. Karluk'un ellerine sağlık...
Fotoğrafa ilgisi ailesi tarafından okul öncesinde fark edilen Pari, yetenekli olduğu kadar şanslı bir çocuk. Futbol ve basketbol dışında yetenek bursuna yüz verilmeyen bir ülkede, fotoğraf bursuyla okumuş. Okul danışmanlarının da yardımlarıyla, ABD'nin önde gelen on bir kolejinden davet almış ve Rochester Institute of Technology'de karar kılmış. Sayısız ödül kazanan genç, bu yıl mezun olarak profesyonel sanatçılar arasına katılmış.
Pari'nin hikayesinden alınacak çok ders var. İlgili bir anne-baba olmanın sonuçları, dünyaya geniş bir perspektiften bakabilen bir okulun öğrencilerine kattıkları, azınlık olma hali tehdit değil, zenginlik olarak görüldüğünde yaratılan sentez, yetenek ve azim birleştiğinde ortaya böyle manzaralar çıkıyor.
Pari'nin başarısı tartışılmaz. Ama ben, izninizle gencecik bir fidanı el birliğiyle sulayıp heybetli bir ağaca dönüştüren Dukovic ailesini ve Eyüboğlu Koleji'ni kutlamak istiyorum. İşte ilgi ve emeğin sonuçları.. Hepimize örnek olsun!
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

