Madem bu kadar iyisin Çinçin'den de seçilirsin...
CHP'nin Ankara 2. Bölge'den 5. sıraya koyduğu Gülsün Bilgehan, "Herhalde bana, 'Madem o kadar iyisin, Çinçin'den de seçil bakalım' demek istediler" diyor
Kimleri seçiyoruz? - DEVRİM SEVİMAY
Bu ülkede kimlerin oğlunun; haydi bırakın oğlunu, damadının; ondan da geçtik diyelim, damadının kardeşinin nerelere CEO olduğunu biliyoruz. Peki kimin kızı Milli Piyango muhabiri olur, onu biliyor muyuz?
Biraz geride kalmış yıllardan bahsediyoruz, ama lazım. Çünkü bakın o kız Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü'nden mezun olmuş. Fransa'nın bütün önemli devlet adamlarının (Sarkozy hariç) çıktığı o üniversiteden... Sınavı inanılmaz zor... Bitirmesi ondan da zor...
Ve bir insanın en büyük torpili böyle bir yerden diploma almasıdır, değil mi? Ama yok; 1979'da ülkeye dönüp gazeteci olmayı isteyince, "Madem öyle, haydi bakalım Milli Piyango çekilişlerine" denmiş kendisine. Bir Paris Enstitüsü mezununa... O da yetmemiş, hava durumu muhabirliği verilmiş. Yani değil CEO miyo olmak, yüksek bir Meclis muhabirliği bile düşmemiş payına. Yazar Cüneyt Arcayürek'in denetimi, şef Ülkü Arman'ın azarları eşliğinde iki yıl gidip gelmiş gazeteye.
Gazete o sıralar Ulus'taki ünlü Rüzgârlı Sokak'ta. Kızın evi ise Çankaya... Mesafe hiç çok değil, ama altına bir araba verilmeyip "Otobüse bin" denilen kim, işte o önemli. Çünkü bu topraklarda örneği pek az ve o yüzden de lafı biraz daha uzatarak anlatılmayı hak ediyor. Şöyle ki:
5 yıl boyunca ne yaptı?En önemli üç maddeyi şöyle sıralamak mümkün:
1- Bilgehan, Türkiye'nin Avrupa Konseyi delegasyonundaki tek kadın üye oldu.
2- Türkiye, kurucu üyesi olduğu halde sekiz yıldır Avrupa Konseyi'nin "denetim"indeydi. Bunun üzerine Bilgehan'ın ilk yaptığı, Denetim Komisyonu'nun kadın başkanıyla yakın dost olmak oldu. Konsey'de iki Türkiye raportörü vardı. İkisini de Pembe Köşk'e davet etti ve onlara Pembe Köşk Türkiye'sini anlattı. Türkiye iki yıl sonra denetimden çıktı.
3- Oybirliğiyle Avrupa Konseyi Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı seçildi.
'Poor Gülsün'Gülsün Bilgehan 2002 seçimine Ankara 1. Bölge'den girdiğinde kendi mahallesinde gibiydi. Şimdi ise bilmediği bir yerde. Üstelik 5'inci sırada. "Niye böyle oldu?" diye soruyoruz... Bilgehan'ın yanıtını ağzından önce yüzü veriyor. Hemen tebessümü gölgeleniyor. Sonra biraz düşünüyor. Birazcık da havalara bakıyor... Ve diyor ki, "Herhalde bana 'Madem o kadar iyisin, Çinçin'den de seçil bakalım' demek istediler."
Ama ya başaramazsa? Ya Ankara 2. Bölge'de 5'inci CHP'liye sıra gelmezse? "İşte o zaman" diyor Bilgehan, "Poor (zavallı) Gülsün, tam poor olur."
Hemen belirtelim, bu "poor" lafını kendi kendine söylemiyor. Ona "poor" diye bakan Avrupa Konseyi üyeleri... Çünkü o Konsey'in 47 üyesinin kadın meselesinde 47'nci sıradaki ülkesinden katılıyor toplantılara... Çünkü onun ülkesindeki kadın milletvekili oranı 4.4. Ve çünkü o ülkede hâlâ töre cinayetleri işleniyor.
Gülsün Hanım, sözlerine son noktayı şöyle koyuyor: "Toplantılarda ne zaman bu konular açılsa her defasında bütün kadınlar dönüp bana vah vah diye bakarlar ve 'Zavallı Gülsün' derler. Ama şimdi 'poor Gülsün' de seçilemezse artık ne denecek bilemiyorum."

