Travmalı transfer
Rüştü Reçber'in Beşiktaş'a transfer edilmesini hiçbir şekilde "normal" ve "sakin" karşılayamazsınız.Evet, profesyonel futbolda bunlara alışmalıyız... Böyle geçişler hiçbir zaman "büyük sürpriz" olarak yorumlanmamalı... Bunlara itirazım yok.
Ama yine de Rüştü'nün Fenerbahçe'den Beşiktaş'a transferi, içinde yığınla problem taşıyan bir forma değişikliğidir.
Her şeyden önce ön çapraz bağları kopmuş, ameliyat edilmiş, antrenmanlara katılması ve maç oynama formunu yakalaması uzun bir zaman almış 34 yaşındaki bir kalecinin aynı verimliliği göstermesi o kadar kolay değildir.
Elbette Rüştü Reçber bu... Hayatı mucizelerle dolu, azimle çalışarak bu açığı kapatabilir. Ne var ki sadece fizik değerlerle de ölçemeyiz Rüştü'yü... Kim ne derse desin, kırgın, küskün, kimilerine kızgın bir ruh haliyle katılmaktadır Beşiktaş'a... O travmalı psikolojisini aşmaya çalışırken, bir yandan da zaman zaman öfkesi kabaran ve tribünden attığı sloganlarla aidiyet sorunlarını sorgulayan Beşiktaş taraftarlarına karşı başka bir psikolojik savaş verecektir. Bunu başarmak da o kadar kolay değildir!
Kırmızı hatlar aşıldı
Bir başka sorun da Beşiktaş futbol takımını ve yöneticileri ilgilendiriyor. Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının son yıllarda ücret konusunda yaptıkları hamlelerle dayattıkları bir ücret standardı var. O standart 1 - 1,5 milyon YTL çizgisine oturmuşken, Rüştü'ye ödenecek yıllık 1,5 milyon Euro garanti para, hem yönetim içinde, hem de takım içinde huzursuzluk yaratmaya yeter. Hele ki bazılarının ücreti gününde ve düzenli olarak ödenirken, bazılarının ödemeleri uzun süre gecikirse, o takımdan inanç ve mücadele beraberliği bekleyemezsiniz.Beşiktaş'ta Rüştü'nün transferi ile maalesef kırmızı hatlar aşılmış, ilkeler unutulmuş, mali disiplin terkedilmiştir. Bu arızalar, örneğin Şampiyonlar Ligi ön elemeleri aşılamazsa, ya da içerideki yarıştan erkenden kopulursa Demirören ve arkadaşları için daha da büyük sıkıntılar yaratacaktır.
Rüştü Reçber, Fenerbahçe'de hiç kimsenin reddedemeyeceği, saygı duyulan bir aidiyet kazandı. O da Tuncay ve Ümit Özat'la birlikte "takımın ruhu"ydu. Ne var ki beton, para, satış gibi eskiyebilen, ölçülebilen, sayılabilen ve değişebilen değerler yükselirken, sevgi, saygı ve vefa duygularının kaybolduğu bir dönemde "ruh"un da önemi kayboluyordu... Mehmet Demirkol'un dün çok güzel anlattığı gibi, Fenerbahçe "ruhundan" açık vermeye başlamıştı. Rüştü Reçber'i Pendik yenilgisinden sonra aracının içinde dövenler, sonradan business class'ta kulüp tarafından ağırlanarak deplasmana götürülüp adeta ödüllendirildiler. O kötekçilerden bazısının kulübe üye kaydedildiği de iddia edildi. Rüştü o iç kırgınlığını hiç dışa vurmadan Fenerbahçe'ye hizmet etti. Barcelona'da başına gelenlerden sonra başka bir Avrupa kulübüne rahatça gidebileceği halde, yeniden kulübünü tercih etti. Gösterdiği sadakatin manevi karşılığını aldığını söyleyebilir miyiz ? Hiç sanmıyorum.
Tedbirli davranış!
Yeniden Beşiktaş'a dönersek...Runje'nin Tigana sonrası sergilediği huzursuzluk ve ısrarla ayrılmak istediğini söylemesi, Beşiktaş yöneticilerini "tedbirli" davranmaya yöneltti. Pahalıya malolmuş Hakan Arıkan transferinin nedeni budur. Planlarında Rüştü olsaydı, o transferi yapmazlardı. O halde Antalya'da Rüştü'ye sabaha karşı attırılan imzanın anlamı nedir ? Sadece ilkesizlik, plansızlık ve fırsat refleksi! Fenerbahçe dört gün sonrası için imza randevusu verince kalbi kırılan Rüştü, Beşiktaş'ı nasıl haberdar etti, Beşiktaşlı yöneticiler birbirlerini de atlatarak bu işi nasıl bitirdiler ? Bilemiyoruz. Bildiğimiz, kulübünün 850 bin Euro'suna karşılık Beşiktaş'ın Rüştü'ye 1,5 milyon Euro'yu garanti vererek ödemesi! Fenerbahçe ile transfer rekabetinden anladıkları buysa, Beşiktaşlı yöneticileri gerçekten kutlamak(!) gerekir. Bu arada Runje'ye de 1 milyon Euro karşılığında Lens vizesini kolayca vermeleri bir başka garipliktir.
Her neyse... Bunları yazarken elbette Rüştü'nün hizmetlerini, değerini, kalitesini ve kişiliğini yok saymıyorum. Tam aksine Rüştü Reçber, onurlu, ahlak sahibi, dürüst ve beyefendi bir sporcudur... Bu yanıyla yeni takım arkadaşlarına da örnek olacağını düşünüyorum. Umarım çok hak ettiği mutluluğu ve alıştığı başarıları Beşiktaş'ta da bulur!
Demirel'in ilkeleriTürkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, şimdi bir ilke sınavı ile karşı karşıya...
Milli Takım'ı 1993 Avrupa Şampiyonası'na hazırlayan rahmetli Aydan Siyavuş, arada Galatasaray'la anlaşınca Demirel federasyonu toplandı ve bir ilke kararı alarak "Milli Takım hocası, kulüp takımı çalıştıramaz" deyip hocanın görevine son verdi. Milli Takım Nur Germen'e emanet edildi.
Bugün de Milli Takım Başantrenörü Bogdan Tanjeviç, Fenerbahçe ile sözleşme imzaladı. Turgay Demirel'den hiçbir tepki yok. Tam aksine TBF'nin, bu sözleşmeye bir tür onay verdiği, böylece yılda iki ay çalışıp 500 bin dolar ücret alan hocanın yükünün önemli bir kısmını Fenerbahçe'ye devrettiği söyleniyor.
Peki ilkeler ne olacak ?
Kulüp antrenörü, arada boş kalan zamanında da Milli Takım'ı mı çalıştıracak ?
Yoksa ilkeler kişiye göre değişen kavramlar mı?
Demirel'in bir açıklaması olmalı!
G.Saray'da çelişkiler
Galatasaray, önümüzdeki beş yıllık gelirinden önemli bir bölümünün parasını peşin olarak alınca transferde hamle üstüne hamle yapmaya başladı.
Özhan Canaydın'ın Adnan Polat ve Adnan Sezgin'e yeşil ışık gösterip yol vermesinin ardındaki enerji, taze para... Ayrıca şunu da söylemeli ki transfere iyi hazırlanmışlar.. Belli bir oyun anlayışı, belli bir kalite arayışı ile temaslara çoktan başlamışlar.
Yine de bir çelişki var ortada... Bir yandan Song ve Tomas'a ücret indirimi için baskı yaparlarken, öte yandan Linderoth transferinde olduğu gibi kesenin ağzını açmaları, Lincoln'de ücret önerisini yukarılara taşımaları bana pek sağlıklı gelmiyor. Ne dersiniz?
Hangi Fenerbahçe?Roberto Carlos'un Real Madrid'de şampiyonluk turuyla tamamladığı 11 yıllık kariyerin hemen iki gün sonrasında Kadıköy'e gelerek taraftar huzurunda Fenerbahçe forması giyerek sözleşme imzalaması, hakça söyleyelim, çok büyük bir başarıdır...
Fenerbahçe bugünkü gücüyle artık istediği her uluslararası yıldızı masaya oturtabilir, pazarlığı uzatmadan sözleşme imzalatabilir. Evet, bu bir büyümedir.
Kulüpçe büyümenin tanığı olurken, takımca büyüdüklerini söyleyebilir miyiz ?
Carlos dışındaki transfer hamlelerine ve takım yapısına bakarsak, bunu söylemek o kadar kolay değil.
Roberto Carlos'u geçen sezonun şampiyon kadrosuna katabilseydiniz, çıta epey yükselirdi. Ama Rüştü'nün, Serkan'ın, Ümit Özat'ın, Mehmet Yozgatlı'nın ve "ille de" Tuncay Şanlı'nın koptuğu bir takımın çıtasına Roberto Carlos'un vereceği irtifa daha sınırlıdır. Açıkça söyleyelim: Bu kadar gediği kapatmaya Roberto Carlos yetmez!
agokce@milliyet.com.tr

