Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Haziran 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kalbinizi koruyun

Kalbinizin düzgün biçimde çalışmasını sağlamak ve kalp krizini önlemek için posa açısından zengin besinlerle beslenmelisiniz


tkumeli@milliyet.com.tr

Yaşayan her canlının doku, organ ve hücrelerinin oksijen, karbondioksit, aminoasit, yağ, vitamin ve mineral gibi madde ve besinlere gereksinimi vardır.
Metabolizma faaliyetleri sonucunda oluşan artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin korunması, hormon ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gerekir. Bu işlemleri bir taşıma sistemi gerçekleştirir ki bu işi kalp ve damarlardan oluşan dolaşım sistemi yapar.
Kalp bu sistemde motor gibi çalışır. Dakikada 60-80 vuruş arasında değişen bir hızla günde 9 bin litre kanı vücudumuza pompalar. Kalbin yaşam boyunca hiç dinlenme dönemi yoktur. Bu nedenle kalbin düzgün çalışması için gerekli olan tüm maddeler eksiksiz olarak ve zamanında alınmalıdır. Kalp kasının normal fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için sadece yeterli oksijeni ve besinleri alması yetmez. Kalbe kanı getiren damarların da sağlıklı, esnek ve doğru fonksiyon görür durumda olması gerekir.

Nasıl beslenmeli?
Yaşla birlikte damarlarda yer yer yağ (kolesterol) birikimi olur. Erken dönemde damarlardaki daralma (darlık derecesi yüzde 30-40) kan akımına önemli engel oluşturmadığı için hiçbir şikayete yol açmaz ve bulgu vermez. Darlık derecesi yüzde 70-80'i geçtiği zaman hiç beklenmedik bir anda damar pıhtıyla tıkanır. Daralan damar akciğerlerdeyse solunum yetmezliğine, beyindeyse felce, kalpteyse kalp krizine neden olabilir. Yapılan istatistiklere göre ülkemizde ölüm nedenlerinin yüzde 47'si kalp ve damar hastalıklarına bağlıdır.
CRP yani C-reaktif protein insan vücudunda normalde düşük düzeylerde bulunan ve inflamatuvar durumlarda düzeyi önemli miktarda artan bir proteindir. Hastalığın ilerleme miktarını ve tedavinin etkinliğini kanıtlamak amacıyla kullanılan biyokimyasal bir parametredir. Bu nedenle inflamasyon belirleyicisi olarak düşünülebilir.
Son araştırmalarda ise özellikle kalp hastalıklarında ve yüksek tansiyonda önemli rol oynadığı gözlenmiştir. CRP ile ilgili olarak yabancı ve zarar verici hücrelere bağlandığı ve hastalığa karşı vücudun cevabını etkilediği düşünülüyor. Kan testi ile kolaylıkla analiz edilebilir.
Vücutta üretilen CRP düzeyi genetik miras ve yaşam şekline bağlı olarak bireyden bireye farklılık gösterir. Sigara içen, kan basıncı yüksek olan, fazla kilolu, egzersiz yapmayan kişilerde CRP değerleri yüksekken, kas kitlesi fazla olan ve spor yapanlarda düşüktür.
Araştırmalar fazla inflamasyonun oksijen ve besinleri taşıyan kan damarları üzerine olumsuz etkisinin kalp krizi için de önemli olduğunu gösteriyor. Bu nedenle CRP değeri kalp damar hastalıkları için önemli bir belirleyici.
Posa bakımından zengin besinlerin (kahvaltılık gevrekler, baklagiller, tam tahıllı makarna, enginar, bulgur, ıspanak, ahududu, karışık sebze, kuru erik, bezelye) tüketimi CRP düzeylerini düşürdüğü için kalp krizi riskini de azaltır.

haftanın öğüdü

Besleyici karbonhidratları tercih edin
Stresli bir günün ardından kendimizi çikolata, tatlı, dondurma, şekerleme, kurabiye gibi besinlerle mutlu etmeye çalışırız. Bu, belli bir noktadan sonra her duygusal dalgalanmanın ardından olmaya başlar ve kendimizi her mutsuz hissettiğimiz anda irademizi devre dışı bırakarak çok da sağlıklı olmayan besinlere yöneliriz.
Karbonhidratların şüphesiz ruh hali üzerine oldukça olumlu etkileri var ancak bu şekerli besinler yerine aynı etkiye sahip besleyici karbonhidratları tercih ederek hem ruh halimizi iyileştirebilir hem de bel çevremizin genişlemesini engelleyebiliriz. Domates çorbası, yulaf, şekersiz müsli, şekersiz reçelli tahıllı ekmek, taze meyve, fırınlanmış patates gibi besinler duygusal yemeyle savaşan ve besleyiciliği yüksek gıdalardır.


PAZAR
100'üncü yıl şampiyonluğunu göremedi ama oğlundan dinledi
Alternatif seçim sandıkları
Uluslararası Rotary tarihindeki ilk Türk direktör
Yeni Alman-Türk neslinin temsilcisi
"Bu iş sahnede bitmeli"
Ege'den Güneydoğu'ya, Bolu'dan Kars'a yöresel lezzet adresleri
Tırtıldan kelebeğe Afyonkarahisar Jazz Festivali
36'ncı paralel
Erdal İnönü'nün babasına mektupları
Ruhsal açlığımız
İnanılmaz bir pilav
Osmanlı'yı özleyen Hayfa
Kalbinizi koruyun
Abi-erkil kardeşliğe baba ağzıyla darbe
Karınca kararınca-yiyen
En yaşlı Türk şarabı!





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet