
Doğan HEPER
Not
ABD, Türkleri kaybetti...
ABD'de bazı kesimler Türkiye'yi dışlamış görünüyor.
Tabii buna karşı Türk halkının çoğunluğu da Amerika'yı gözden çıkarmış gibi...
Amerika'nın bu yanlış politikaya nasıl saptırıldığını tarih bugünkü ABD yöneticilerinden herhalde soracaktır.
* * *
SON günlerde Türkiye'yi kargaşa içinde gösteren senaryolar yine ABD'de gündeme geldi.
Hudson Enstitüsü adındaki bir "düşünce kuruluşu" Türkiye için öngördüğü ve tüyleri diken diken eden senaryoyu tartışmaya açtı.
Bu enstitünün Türkiye üzerine felaket senaryosu büyük tepki gördü.
Her ne kadar bunu düzenleyen bir kuruluş da olsa not ABD'nin aleyhine düşüldü.
* * *
UZAKTAN kumandalı mayınlar patlatılarak Türk askeri her gün şehitler veriyor. ABD yetkilileri, Washington, Beyaz Saray, Pentagon bilmeli ki Türk halkı her şehit cenazesinde PKK'yı olduğu kadar ABD'yi de lanetliyor.
Çünkü PKK'ya, Barzani'ye, Kuzey Irak'a yüz veren, silah veren, destek veren ABD'dir. O istese bu çatışmalar bir saatte kesilir. PKK diye bir terör örgütü kalmaz ve Türk çocukları şehit olmaz.
* * *
YANİ ABD, büyüklüğüne yaraşır bir tarafsızlık içinde değil. Her şeyden önce o görüntüyü vermiyor. Yani haklıyı sırf haklı olduğu için savunmuyor. "Yansız" görüntüsünü açıkça terk etti.
Soğuk Savaş varken, dünya iki kutupluyken, ABD tehlike altında kabul edilen bazı halkların savunucusu sayılırdı.
Bugünse tek kutuplu dünyada ABD küçük toplulukları kendisi eziyor. Birçok yerde kendi istediği idari ve coğrafi şekli empoze etmenin, kabul ettirmenin yollarını arıyor. Yani, "Benden yana olan haklıdır"ı savunuyor.
* * *
BAKIN, ABD Irak'a barış için girdi.
Barış bir yana kan gövdeyi götürüyor.
Irak 3'e bölündü.
Sünniler-Şiiler birbirine düşürüldü. Kürtler ABD korumasına alındı. Irak dünyaya kötü örnek oldu.
Adeta bütün İslam dünyasında bir Sünni-Şii rekabeti, çatışması başladı. İki taraf birbirinin gözünü oymak için fırsat kolluyor. Bunu yaratan ve başlatan Amerika oldu. Bu İslam dünyası için felaket sayılmaz mı?
* * *
BÖLÜCÜ kuvvetler, ABD sayesinde Türkiye'nin güneyine yerleştiler. Barzani ve Kuzey Irak ABD'nin eseri değil de nedir?
Bu gidişle ABD'nin Türkiye'yi kaybetmesi kaçınılmazdı. Öyle de olma yolunda. Çünkü, Türk halkı ne pahasına olursa olsun cumhuriyeti ve bölünmezliği korumaya kararlı.
Hayır...
Türkiye, Kuzey Irak'la aramızda bir tampon bölge kursun mu?
Hayır...
Peki, ABD söylesin de Türkiye onu yapsın, olmaz mı?..
Seçmen, 3 şeyi programlarda görmek istiyor.
1) Partiler yasası değişecek.
2) Seçim yasası değişecek.
3) Dokunulmazlık, kürsü dokunulmazlığıyla sınırlanacak.
Var mısınız?
İngiltere herhalde İslam düşmanı sayılan Rushdie'nin ölümünü istiyor!..
27 MAYIS
Bir de, "Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor" diyen sözde mahkeme başkanı hâkim "Başol"un sesi kulaklarımda çınlar.
Evet, 27 Mayıs Türk siyasi tarihindeki kara lekedir.
Bu lekeyi meydana getirenlerin, insan öldürmeye varan siyasi hırslarını tarih artık açık seçik yazıyor. Hem de ihtilalin, yani 27 Mayıs'ın başkanına Cemal Gürsel'e "dar görüşlü bir taşralı" diyecek kadar ileri giderek.
Nur Batur "27 Mayıs"ı yazmasaydı biz de bunları hatırlamayacaktık.
Bakın o gün Ankara'daki ABD Elçisi Warren ne diyor:
"Duruşmalar, Amerikan ve Avrupa basınında izleniyor.
Herhangi bir talimat alarak konuşmuyorum ama Amerikan kamuoyunu bilen bir dostunuz olarak söylüyorum.
Eğer önceki liderler idam edilirse, Batı dünyasında öylesine şiddetli tepki olur ki bu Türkiye'ye yapılacak yardımı etkiler."
ABD Büyükelçisi'nin bu sözlerine Cemal Gürsel gülüyor.
Ve Batur şöyle devam ediyor:
"Warren'ın mesajı o günlerde sadece ABD'nin değil, NATO ülkelerinden İsrail'e, Pakistan'dan İsviçre'ye kadar bütün dünyanın 'Sakın asmayın' diye Milli Birlik Komitesi'nin kapısını çaldığını gözler önüne seriyor. Peki, acaba Cemal Gürsel, o gün 'Sakın asmayın' diyen Amerikan Büyükelçisi'ni dinlerken neden gülüyordu?.."
İçinden, "Sen külahıma anlat, biz bunların hepsini asacağız" demek istiyordu da ondan mı acaba?
KİM BİLİR
Güzel ama artık bu söz doğru değil. Çünkü zamanımızda yaşlılar da her işte başa güreşiyor.
Örnek mi?
İşte İsrail'de Şimon Peres. Peres geçen gün rakiplerini geride bırakarak cumhurbaşkanı seçildi ve yaşı 83'tü.
Son papa, papa seçildiği gün 80 yaşındaydı.
BM'nin eski Genel Sekreteri Kurt Waldheim geçenlerde 88 yaşında öldü. Yaşına rağmen politikayı bırakmamış, Waldheim, BM Genel Sekreterliği'nden sonra Avusturya Cumhurbaşkanlığı da yapmıştı.
Bunları bana 74 yaşına basan, Galatasaray Teknik Direktörü Karl Heinz Feldkamp hatırlattı.
Teknik direktör, yaşını hedef alanlara cevabında, "Sepp Blatter'ın de 71 yaşında 4 yıllığına FIFA Başkanlığı'na seçildiğini" belirtiyordu.
Galatasaray'ın yeni teknik direktörünün, yeni olduğu belli. Biraz vakit geçse, Türk atasözlerini de öğrenir ve "Akıl yaşta değil, baştadır" diye sözünü bağlardı.
dheper@milliyet.com.tr

