
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Ortalama kazansın!
Liderler kime konuşuyor? Liderler tam olarak kiminle konuşuyor?
Çok yakında bağırmaktan sesinin kısılacağını tahmin ettiğim Mehmet Ağar kimin için çiftçi kasketi giyiyor seçim otobüslerinin tepesinde?
Daha deneyimli olduğu için gölgeden konuşmayı beceren Tayyip Bey tek bir adama konuşur gibi konuşurken hangi adamı kerteriz alıyor?
Gül yapraklı, star sistemi çıkışlarından vazgeçip daha ciddi bir duruşu benimseyen Deniz Baykal nasıl bir seçmen hayal ediyor?
Her nasılsa bütün seçimin söylemini ve vaat çerçevesini mazot ve üniversite sınavları üzerinden belirlemiş görünen Cem Uzan nasıl bir "seçmen" tipolojisine oynuyor?
Yani, piyasa ağzıyla soracak olursak:
Satılmaya çalışılan siyasi malın hedef kitlesi ya da tüketici profili ne?
Kavgasız merkez
Bütün liderlerin, ne idüğü kesinlikle belirsiz "merkez" kavramına, onun o güzel, kimseyle kavgası olmayan, herkesin seveceği sanılan, şefkatli, tartışmasız kucağına oynadığı ortada.
Bu durum da farklılaşmayı zorlaştırıyor belli ki. Bütün liderler "merkez" adlı ata oynadığına göre bu memleketin merkezinin bir biçimde "tüketici profili"nin çıkarılmış olması lazım.
Müthiş anketler, derinlemesine sosyolojik çalışmalar yapılmadığına, bu ülke öyle pek metodolojiye ehemmiyet vermeyen bir ülke olduğuna göre "merkez seçmen tiplemesi" gibi bir şey var bütün liderlerin kafasında. Üç aşağı beş yukarı "ortalama seçmen" tahayyülü. Peki, kim bu adam? Bütün liderlerin hitap ettiği, bizatihi ona konuşur gibi kitlelere konuştuğu, kendini beğendirmeye çalıştığı adam kim?
Kadın olmayan adam
Öncelikle bu bir adam. Kadın değil. Bu ortada ve sureti katiyede net! Oysa nüfusun yarısı kadın. Bu kenarda dursun. Konuşma biçimlerine bakılınca anlaşılan o ki bu adam pek genç değil, çünkü gençlerle konuşur gibi konuşmuyor hiçbiri. Oysa Türkiye çok genç bir ülke. Yaşlılarla konuşur gibi de konuşulmadığına göre bu adam orta yaşlı.
Sonra konuşma biçimine, sesin kullanımına bakıyoruz. Hepsi bağırarak ve kısa cümlelerle konuştuğuna ve mazot fiyatı gibi meseleler üzerinde durulduğuna göre söz konusu adamın biraz anlayışı kıt ve hayatının en önemli meselesi mazotun fiyatı. Yani bu adam orta yaşlı, ticaretle ya da esnaflıkla uğraşan biri. Tavırlarına bakınca bu adam şehirli gibi de görünmüyor. Dindar ve milliyetçi bir adam bu üstelik. Sonuç:
Liderlerin tamamı, taşralı, orta yaşlı, esnaf veya tüccar olan, muhtemelen İç Anadolu'da yaşayan, tutucu bir adama "bakarak", onu tahayyül ederek konuşuyor. Yani biz, oy verecek insanlar olarak bizler, liderler için orta yaşlı, tutucu, taşralı, orta yaşlı bir adamız. Ya da bu seçim sadece "Derin Anadolu" için yapılıyor.
Derin Anadolu
Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Mithat Sancar'ın kullandığı bir terimdir "Derin Anadolu". Benim anladığım, Türkiye'nin tutucu, milliyetçi ortalamasını besler ve temsil eder.
Aslen İç Anadolu'yu ifade etse de Ege'de de, Karadeniz'de de yaşayan bir yapıdır bu. Belki de bütün Türkiye'de öyle ya da böyle bir karşılığı vardır. Seçimler işte, bu Anadolu'ya konuşarak, ondan oy almaya çalışarak yapılıyor.
Sonuçta seçimin galibini bu "seçmen adam" belirlediği gibi liderler de kitlelere konuşarak kitleleri bu adama dönüştürüyor. Yani karşılıklı bir etkileşimle liderler de kitleler de ya da bunların birbirlerine ilişkin tahayyülleri de birbirlerini belirleyerek birbirini daha da, sonra daha da ortalama hale getiriyor. Ve bu yarışın sloganı böylece ortaya çıkıyor:
En ortalama olan kazansın!
ecetem@hotmail.com

