
Güngör URAS
Olayların içinden
Elimizde bir şey kalmayacak (...kalmadı bile!)
O gidiyor, bu gidiyor... Sonunda bir de bakacağız, elimizde bir şey kalmamış... Kalmadı bile!
Banka sistemi ekonomide çarkları yağlayan mekanizmadır. Çarklar düzgün yağlanmazsa üretim de tüketim de aksar. Ekonomi büyümez. Bankacılıkta yabancı payı yüzde 42 oldu ama, şimdilik bu kadar... Çünkü ülkeye gelen dev bankaların karşısında yerli bankaların rekabeti sürdürme, pazar paylarını koruma şansı çok az.
Sigorta sistemi bireysel tasarrufları kurumsal fona, yatırıma dönüştüren mekanizmadır.
Hisseyi elinde bulunduran, şirketin kârını cebine koyar. Kârlar yabancıların cebine girecek. Her yıl yurtdışına çıkarılacak.
Yabancı payı artıyor
Bunların yüksek reel faizi yabancıların cebine giriyor. Yurtdışına çıkarılıyor.
(1) Toplam satışlarının yüzde 42.5'ini yabancı sermayeli şirketler yapıyor.
(2) Toplam kârın yüzde 44.4'ünü yabancı sermayeli şirketler elde ediyor.
(3) Toplam ihracatın yüzde 49'unu yabancı sermayeli şirketler yapıyor.
(4) Buna karşılık, yabancı sermayeli şirketlerin 500 büyük şirketin toplam istihdamındaki payı yüzde 27.3 oranında.
Perakendecilik sektörü çok önemli. Düşük gelir grubundaki halkımızın en büyük tüketim harcaması, gıda ve günlük ihtiyaç maddeleri için yapılıyor. Perakendeciliğin yıllık iş hacminin 50 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Migros-Tansaş gibi büyük mağazalar bu hacmin yüzde 35-40'lık bir oranını gerçekleştiriyor. Örgütlü perakendecilik sektöründe (1) Migros-Tansaş'ın payı yüzde 22, (2) Gima-CarrefourSA'nın payı yüzde 15, (3) Metro'nun payı yüzde 5, (4) Tesco'nun payı yüzde 4 oranında. Bu dört büyüklerin payı toplam olarak yüzde 46'yı geçiyor.
Ülke için iyiyse sorun yok
Tansaş-Migros yabancılara satılınca organize perakendecilikte de yabancı sermaye hâkimiyeti gerçekleşecek.
Bankacılık, sigortacılık, borsa, sanayi, perakendecilik sektörlerinde yabancı sermayenin payı yüzde 50'lere yaklaşmış durumda.
Ama bu yüzde 50 payın özelliğini unutmayınız: (1) Yabancılar bizim en büyük, en verimli, en kârlı, en geleceği olan şirketlerimizi satın aldı. (2) Bu şirketleri satın alan yabancıların gerisinde küresel sermaye, küresel yönetim ve pazarlama gücü var.
Bu büyük güç karşısında (1) Bizim yerli sermayeye ait kuruluşlarımızın rekabet güçleri zayıf. (2) Bizim müteşebbislerimizin, sıfırdan başlayarak ve yeni şirketler kurarak yabancıların satın aldıkları şirketlerin bulunduğu sektörlerde büyüme, gelişme şansları yok.
Bu tabloyu (1) Yabancı sermaye düşmanlığı, (2) Ulusalcılık duyguları gibi pencerelerden değil de ekonomik açıdan değerlendiriniz.
guras@milliyet.com.tr

