Fener'e özel izin verilsin!
Fenerbahçe'nin yabancı oyuncu kısıtlamasının kaldırılması isteği ile Süper Lig'deki herhangi bir kulübün aynı konudaki talebi, tarafların hedefleri açısından örtüşebilir mi?
Hiç sanmıyorum.
Bu arada "taraflar" diyorum çünkü, Fenerbahçe ile diğerlerini ayırıyorum!
Üstelik Fenerbahçe'nin peşine takılıp "biz de isteriz" diye tutturanların yarın sportif rekabet açısından oluşacak uçurumu da hesap edebildiklerini düşünmüyorum.
"Ayağını topa süren kapıyı milyon dolardan açıyor, biz de yerlerini ucuz yabancı ile doldururuz" savunması, maddi sıkıntı içindeki kulüpleri haklı gösterebilir.
Ancak talep ettikleri şey sorunları çözmez, aksine büyütür.
Mevcut uygulamada bile 6 yabancı tercihini doğru yapamayanların çoğunlukta olduğu bir ligde, sınırsız yabancı hakkını kaç kulüp yerinde ve verimli kullanabilir?
Sorumsuz sorumlular!
FIFA ve UEFA'da uzlaşmazlık dosyası en kabarık ülke Türkiye iken...Ribery örneğindeki gibi kulüplerimiz daha sözleşme aşamasında beceriksizliklerini sergilemeyi sürdürür, amatör yöneticiler vasıfsız menajerlere teslim olup, içi geçmiş yıldızlar Türkiye ile zengin Arap ülkeleri arasında fark gözetmeksizin son emekli ikramiyelerinin kaç milyon dolar olacağını hesaplarken...
Yabancı sayısının serbest bırakılmasını bu kadar iştahla savunmak, hangi mantıkla izah edilebilir?
Bugün Brezilya basını Roberto Carlos'un Fenerbahçe'ye gelişiyle ilgili haberlerinin arasına "Davul zurnayla karşılanan futbolcularımız Türkiye'den parasını alamadan ayrılıyor" uyarısını sıkıştırıyorsa, bu kötü şöhretin sorumlusu bugüne kadar sınırlamayı kaldırmayan Futbol Federasyonları mıdır?
Fenerbahçe'yi diğerlerinden ayırırken Aziz Yıldırım'ın 100. yıl şampiyonluğundan sonra Türkiye'deki hedeflerden keyif almadığı tezinden yola çıkıyorum.
Görev süresinin dolmasına iki yıl kala ülke sınırları dışında bir final oynamak isteyen Yıldırım'ın yıllardır kavgalı olduğu futbol yönetimiyle yakınlaşmasını artık yadırgamıyorum!
En önemli muhalifi eleştirilerin dozunu düşürür umuduyla bu yakınlaşmaya sıcak bakan federasyonu da!..
Futbol ailesinin ekonomik özgürlüğünü ilan eden yaramaz çocuğu Fenerbahçe'nin asıl hedefi Avrupa'da kupa kazanmak olduğuna göre;
Ona ayrıcalık tanınmasını ve 6 tanesini ligde oynatmak koşuluyla dilediği kadar yabancı oyuncu transfer edebilmesine izin verilmesini öneriyorum!..
Kabul edenler?
Etmeyenler?
Kabul edilm.....!
Bu sesi işitin
Onların seçim derdi, oy kaygısı yok.
Onların tek isteği seslerinin daha geniş kitlelere ulaşması, engelleri aşarken daha çok insanın yanlarında olması.
Sımsıkı sarıldıkları hayata biraz da onların penceresinden bakılabilmesi.
Futbol Federasyonu'nun "Futbol engel tanımaz" sloganıyla yaklaşık 1.5 yıldır sürdürdüğü kampanyanın aktörleri olan fiziksel engelli vatandaşlarımızın daha umutlu olabilmeleri için, Türkiye'yi yönetmeye talip olanlara da bu noktada büyük görevler düşüyor.
Start almış, emekleme dönemini geçirmiş, ayağa kalkmaya hazırlanan bu proje ile ilgili siyasi parti programlarında engelli vatandaşlarımızın spor yapabilmelerine yönelik hazırlıkları görmek, seçim sonrası unutulmayacak vaadleri işitmek istiyoruz.
Kampanyanın ne denli anlamlı olduğunu merak edenlere ise www.best.org.tr sitesini öneriyoruz.
Zavallı İtalyanlar
Haberi okuyunca bizimkilerin kulakları çınladı mı bilmiyorum.
Serie A kulüplerinden AC Milan ile İnter Milan'ın son iki sezonda vergi kaçakçılığı yaptığı ve sahte belge kullanıldığına dair savcılık suçlaması, İtalya'da yine gündemi sarstı.
Savcı, her iki kulübün ağır para cezasına çarptırılmalarının yanı sıra, ligden düşürülebilecekleri sinyalini verdi.
Suçlamaların dayanağı ise İtalya Futbol Federasyonu'nun mali denetimi sırasında ortaya çıkardığı belgeler oldu.
Tıpkı Türkiye'deki (!) gibi her yıl federasyona bağlı kontrol birimine mali tablolarını bildirmek ve yeni sezon için lisans almayı hak etmek zorunda olan İtalyan kulüplerinden ikisi, işte bu denetim sırasında "yakayı ele verdi."
Tabloyu görünce, her yıl UEFA kriterlerine uygunluğu incelenen ve "geçer not alan" süper lig kulüplerimizin hakkını yiyormuşuz diye düşündüm.
Serie A kulüplerinin daha fazla canlarının yanmaması için de bize birkaç aylığına misafir olup tıkır-tıkır işleyen sistemimizi örnek almaları gerektiğine karar verdim!
Temiz futbol diye diye
İki taraf da renk vermemeye çalışıyor.
Futbolda seçim isteyenlerle, futbolu yönetenler, içlerini kemiren "acaba" sorusuna yanıt ararken kendilerinden emin bir görüntü çizip, zoraki tebessümleriyle yandaşlarını moralli tutmaya çalışıyor.
Bu psikolojik savaşta her iki taraf da, futbolun içindeki diğer unsurlar gibi demokratik bir seçim ortamı yaşanmadığını biliyor.
Ve kazanmak için her yolun mübah olduğunu düşünüyor.
Para, tehdit, siyasi baskı, iş yaşamına şantaj, vaad, ortak çıkarlar, mevki beklentisi...
Ne ararsanız var bu sürecin içinde.
Sonra da beyler çıkıp "herşey temiz futbol adına" diyor.
Cadı kazanı gibi
Biri halka hizmet olarak sunulması gereken belediye imkanlarını, gücü elinde tutabilmek için hoyratça kullanırken, diğeri federasyon kaynaklarını "altyapı yardımı" adı altında parasızlıktan inim inim inleyen kulüplere aktarmaktan çekinmiyor.Biri üstlendiği misyonda "devlet büyüklerinin" adını safların değişmesi için gündeme getirip cazip tekliflerde bulunurken, öteki şimdiden gelecek sezonun pazarlıkları yapıyor.
Biri "50 yıllık iş yaşamım tehlikeye girer mi" kaygısıyla kıblesini bulmaya çalışırken, öteki siyasi arenada kaybettiği prestijini kazanabilmek uğruna medyayı tehdit(!) edebiliyor.
Birileri de bu karmaşa ortamından kendine çıkar sağlayabileceğini düşünüp "akıl hocalığına" soyunuyor!
Kimse sayelerinde karanlığa doğru sürüklenen Türk futbolunun geleceğini düşünmüyor.
İktidar hırsı uğruna yaptıklarının nefretle izlendiğini fark edemiyor.
Oysa futbolun gerçek sahipleri ve sağduyulu savunucuları, onların ellerini bu oyundan çekmelerini ve mümkünse çekip gitmelerini istiyor.
cersen@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

