
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Asker ve ticaret...
OLDUM olası askerlerin ticaretle araları hoş değildir, her ne kadar bazıları emekliliklerinde, "bakkal dükkânı" hayaline kavuştuklarını sanırlarsa da çoğunun bu macerası hüsranla kapanır.
Atatürk bile, mütareke yıllarında bir işe para yatırmış, kısa zamanda batırınca da eski arkadaşların anlattığına göre, "Tüccar mısın be?" diye hayıflanmıştır.
Dedik ya, askerlerden ticarete merak salanlar vardır, emekli olunca bazıları tüccar olmayı denerler, bazılarının sivil ortakları iyidir, bazıları da emekli ikramiyelerini arkadaşları sayesinde batırırlar, "27 Mayıs"tan sonra Eminsu örneği...
* * *
NEREDEN biliyorsun? derseniz, bire bir tanığıyız; babamız da emekli olunca bu yolu denemiştir, o güne kadar bizim evde kimsenin adını bilmediği gazete bizim eve girmeye başlamıştır. Münakasa... Meğer bizim peder izlermiş, dişine, gözüne uygun bulduğu küçük ihalelere girecekmiş. "Münakasa" eksiltme demek...
Sonuç, amcamın inceden inceye "Müteahhit abim" diye dalga geçmesi, yani kâr yok ama zarar da yokla biter.
* * *
ASKERLERİN sivil hayata uymaları kolay olmuyor, hele kravat takmayı bile bilmeyen bizim kuşağın ticarete hevesli "zabit babaları..."
Düşünün önce Balkan Savaşı, arkadan 1. Cihan Savaşı, yenilgi, mütareke, Kurtuluş Savaşı, doğu isyanları... Otuz yıl bunlarla yaşamışsın, sivil hayata geçip uyum sağlamak mümkün mü?
* * *
İŞTE rahmetli "Şefik Amca"mız, bir kere anlattık...
Üsküdar, Sultantepe'de bir arsası var, oraya kendi başına tek katlı bir ev yapacak; ne mimar, ne mühendis, ne taşeron, ustaların, kalfaların başında. Her ne kadar bizim peder, "Yapma Şefik, beceremezsin!" dediyse de dinleyen kim...
İnşaatı milim milim izliyor:
"Oğlum orası düzgün olmadı!"
"Aldırma be albayım, bu dünya fani!"
"Usta, o duvarın şakuli bozuk!"
"Boş ver albayım, bu dünya fani!"
"Oğlum kapının kasası iyi oturmadı!"
"Dert etme albayım, bu dünya fani!"
"Şefik Amca" sportmen adam, cephede buzu kırar, gusül abdesti için suya girermiş...
Bir gün tepesi atmış, "Dünya fani!" diyen ustanın gırtlağına sarılmış:
"Ulan bu dünya bana fani de sana baki mi?"
Yer misin yemez misin...
* * *
ADAMI "Şefik Amca"'nın elinden zorla kurtarmışlar, karakolda komiser olayı kapatacak, birbirlerinden özür dileseler iş bitecek...
Neeee, duvarcı ustasından özür mü dileyecek?
Babam "Şefik Amca"yı ikna edinceye kadar göbeği çatlamış:
"Ulan ben bu heriften özür mü dileyeceğim?" der, başka laf etmezmiş...
* * *
MİLLİYET'in çarşamba günkü manşeti bu yazının ilham kaynağıdır:
"Askerin bankası Oyak yabancıya gitti."
"Bazı emekli generaller paramızı geri çekeriz, dedi."
Bu ne hiddet, bu ne şiddet?
Zamanında "askerin bankası"nı kurmayıp paralarınızı o bankaya yatırmasaydınız?
"Askerin bankası" yabancıya gidemez, diye bir kural var mı?
Yazının başında da söyledik ya, bizim askerler emekli olunca ticarete atılmayı çok sever!
Batınca, batırınca da çok kızarlar.
"Oyak Türktür, Türk kalacaktır!" diye bağırmakla ticaret yürümüyor.
Askerliğin olduğu gibi, bankacılığın da kuralları var.
Ya kurala uyarsın ya da bu işlere burnunu sokmazsın.
————————
DÜZELTME- Dünkü yazımızda, "Mukabele bilmisl, misilleme" deyimi eşsiz bir beceriyle "Mukabele bilgisi" diye yayımlanmıştır. Düzeltir, özür dileriz.
h.pulur@milliyet.com.tr

