|
 |
|
|
Özlemek yaşamaktır...
Bizim Köşe / İsmail Sivri
Bildiğiniz gibi, uzun süren hastalık günlerimde, dost ve arkadaşlarımla gazeteci kardeşlerim beni hiç yalnız bırakmadılar. Sık sık evimize gelerek, telefonlar ederek hatırımızı sordular.
Her ziyaret ve her telefon bir ilaç gibiydi.
Arayanların ve soranların hemen hepsi, bildikleri ilaçları önererek umut verme gayreti içindeydi. Son sözleri ise şu oluyordu:
- Sen, bu hastalığı mutlaka yenersin...
Eşim ile çocuklarımın ve tüm ailemin çırpınışı, hekimlerin bakımı ve arkadaş ve dostlarımın sürekli ilgileri içinde, yakalandığım hastalığı hiç önemsemedim. Hepsine teşekkürler ederek içimden hep şöyle diyordum:
- Kaderde ne varsa o olacaktır.
* * *
Sevgili dostlar, hepinize minnet borçluyum. Hepinize yürekten teşekkürler ederim. Fırsat buldukça, ben de hepinizi evlerinizde ve iş yerlerinizde tek tek ziyaret etmeyi bir görev saymaktayım.
Sağlıkta olduğu gibi hastalıkta yaşam dostlarla daha güzeldir.
Sizler gibi, yaşamımın büyük bir bölümünü geçirdiğim İzmir’i çok özledim. Tüm İzmir gözlerimde tüter oldu.
Her geçen günle birlikte İzmir’i, İzmir’in sokak, cadde, meydanları ve çarşılarını, çarşılarında dolaşan ve dükkanlarında alışveriş eden tüm İzmirlileri özlemiştim.
6 yaşında geldiğim İzmir’de ilk okulum, Karantina Necati Bey İlkokulu olmuştu. Dumlupınar İlkokulu’ndan sonra Gazi Ortaokulu’nda okudum. Lisemiz, iftiharla andığımız İzmir Atatürk Lisesi’ydi.
Vakit bulursam, tüm bu okulları gezmek istiyorum.
Sonra, Karantina’da oturduğumuz ilk kiralık evden, Beyler Sokağı, Kestelli, Altınpark çevresiyle Tilkilik ve Kahramanlar’da oturduğumuz tüm kiralık evlerimizi aramaya çıkacağım.
Yıkılmadıysa, bir ikisini görür, belki de, çok eski, bir baba dostu veya çocukluk arkadaşımla karşılaşırım.
Yaşamak, hep umut etmek değil midir?
* * *
Elbette, doğduğum ilçe Kırkağaç’a mutlaka gideceğim. Oralarda çocukluk günlerimi arayacak ve doğduğum evi göreceğim. Yeşil ovalarında dolaştırırlarsa çok sevinirim.
İstanbul’a gidersem, sanırım kendimi önce Cağaloğlu’nda bulurum. Eski Babiali’yi sokak sokak, gazete gazete gezerim. Artık, hiç bir gazete matbaası orada değil. Ben yine de uçuşan anılarımızı yakalamaya çalışacağım.
Sonra, Nuri Osmaniye Caddesi’ni takip ederek Kapalı Çarşı’ya girer, baştan başa geçip, öğrencilik yıllarımızda çok gittiğimiz Sahaflar Çarşısı’nda uzun bir süre duraklarım.
Mutlaka Beyazıt Camii önündeki Çınaraltı’nda oturup, bir çay içerim.
Üniversite kapısı önünden geçerek, Vezneciler Yolu’yla Şehzadebaşı’na iner, burada kaldığım, yurt ve pansiyonları arar, eski dostları sorardım. Bütün bu gezileri yapmak imkanım olur mu bilemem.
Tek isteğim, beni hasta yatağımda ziyaret eden tüm dost ve arkadaşlarımı ev ve iş yerlerinde mutlaka ziyaret etmek.
* * *
Bu ziyaret ve gezilere, önce gazetelerden başlayacağım. Sonra evlere ve iş yerlerine giderek eski dostları arayacağım. Bulduklarımla görüşecek, bulamadıklarımı tekrar arayacağım.
Bir fırsat bulduğumda, gün batımında Pasaport’a gideceğim. Güneşin batımını seyredip, çay içeceğim. Belki, oralarda bir iki eski dostla kucaklaşır, hasret gideririz. Sizler de gelir misiniz?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|