Abartma ve itibar
Nedense abartmayı seviyoruz. Heyecanlarımızı kontrol etmemiz zor. Davranışlarımızı da bu heyecan terazimizin oynaklığı yüzünden bir türlü dengeleyemiyoruz. Olayları büyütüp veya küçültüp, ya çok çabuk seviniyoruz, ya da çok çabuk gocunuyoruz. Bu tip davranışlarımız yüzünden dış dünyada, politikada ve sporda çok defa ofsaytta kalıyoruz.
Gülünç oluyoruz demek istemiyoruz. Ama itibarımız zedeleniyor. Avrupa Birliği'ne gireceğimize ne kadar da inanmıştık. Bir şampanya patlatmadığımız kalmıştı. Ne seviçli, ne heyecanlı günlerdi onlar. Ya şimdi.
Gelelim spora;
Avuç dolusu para ile getirdiğimiz paralı askerleri, yani sporcuları öyle karşılıyoruz ki, sanırsınız gelenler devlet başkanı. Bu ne sevgi, bu ne aşk. Abartmaları sorma gitsin. Gel de ne oldum budalası olma. Bize kalırsa bu davranışlarımız adamlarda belki de ileride psikolojik açıdan bizi küçük görme kompleksine yol açabilir. Bu abartmalar yüzünden geldikleri kulüp taraftarları onlarda aradıklarını bulamayınca tribünlerdeki koltukları sahaya atıp saldırgan oluyorlar. Ne hikmetse aynı beyler bizi terkedip başka ülkeye gidince canavar kesiliyorlar. Takımlarının ve milli takımlarının baştacı oluyorlar. Daha baştan şımartır mısın adamı işte böyle olur.
İki gün evvel Milliyet Spor'da konumuza uyan bir haber vardı. Brezilyalılar, "Oyuncularımızı davul zurnayla karşılıyorlar, sonra da cepleri boş gönderiyorlar" demişler. Al sana lahana turşusu ve perhiz. En tuhafı futbol hastası İspanyolların böyle bir karşılamaya mania tabirini kullanmaları. Eh, ne yapalım boşuna dememişiz burası Türkiye diye.
faksoy@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

