Milliyet'ten okurlarına
Habercilik gerçeğe sadakat gerektirir
Doğan Akın
Seçimlerin yapılmasına bir aydan az bir zaman kalmış bulunuyor. Yeni parlamento, öncelikle kendi başkanını belirledikten sonra iki kritik süreci daha sonuçlandıracak:
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve kurulacak yeni hükümetin güvenoyuna sunulması.
Birbirine bağlı bu iki sürecin de yönünü tayin edecek olan seçimler yaklaşırken Türkiye'nin nabzı nasıl atıyor?
Halkın beklentileri ne yönde?
Türkiye'nin yerel gündeminde neler tartışılıyor?
Hangi parti ve adaylar şanslı görünüyor?
Gazetemiz sahaya çıkardığı büyük kadroyla bu soruların yanıtlarını arıyor. Türkiye'nin 81 iline dağılan Milliyet yazarları ve yöneticilerinin derlediği yanıtlar ile yorumlarını geçen pazartesi gününden beri gazetemizde izliyorsunuz. Yazarlarımız, Doğan Haber Ajansı muhabirlerinin desteğiyle Türkiye'yi karış karış geziyorlar.
Büyük bir titizlikle yayıma hazırlanan seçim dosyası 21 Temmuz'a kadar sürecek.
Tabiat alarm veriyor
Doğal çevrenin korunması, tahribatın sergilenmesi ve önlenmesi, çevreye duyarlı bir kamuoyu bilincinin geliştirilmesi yayın politikamızda özel bir ağırlık taşıyor."ALARM" başlığıyla salı günü manşetten yayımlanan dosya, ülkemizdeki çölleşme manzaralarına işaret ediyordu.
Kuruyan nehirler ve içme suyu kaynakları, buharlaşan göller ve daralan tarımsal üretim sahaları "kuraklık afeti"nin kapımızı çalmakta olduğunu gösteriyor.
Tabiatın gündemine yerleşen afetin Türkiye'nin gündemine gerçek boyutlarıyla yansıdığını söyleyebilmek zor. Milliyet, siyasal rekabet için çıkılan meydanları da kavuran kuraklığı seçim arifesinde hemen hiç konuşulmayan hayati bir ihmal olarak da tarihe kaydediyor!
Cemevi manşeti
Gazetemizin perşembe günü manşetine çıkardığı dosya, bilgi ve deneyimin merceğiyle izlenen rutin haberlerde ne kadar fark yaratılabileceğini gösteriyordu.Cem Vakfı ile 2 bin Alevi yurttaşın "cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi, Alevilere bütçeden ödenek ayrılması ve Diyanet'te kadro tahsis edilmesi" istemiyle açtıkları davaya Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi olarak katılan Prof. Dr. Saim Yeprem'in sözleri "Cemevi özel ibadethane" başlığıyla manşetimize çıktı.
Haber, Yeprem'in "Semah ve zikir ibadet olarak, yapıldıkları yer de özel ibadethane olarak kabul edilmiştir" sözleri için "İlk kez duyuyoruz" diyen ve bu yaklaşımı "savunma taktiği" olarak niteleyen Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan'ın yaptığı değerlendirmeleri de içeriyordu. Milliyet sayfalarında başlayan tartışma Alevi dernekleri sözcüleri ve ilahiyatçıların katkısıyla cuma günü de sürdü.
KKTC'de din eğitimi
KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın adadaki tüm özel okul, ana okulu ve ilkokul müdürlüklerine gönderdiği yaz kurslarına ilişkin genelge, muhabirimiz Sefa Karahasan'ın özel haberi olarak cuma günü manşetimizdeydi.Haber, yaz kurslarının bazı okullarda imamlar tarafından verileceğinin ortaya çıkması üzerine Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası'nın "adadaki laik eğitimin hedef alındığı, gelişmelerde AKP hükümetinin de rolü olduğu" yolundaki iddialarını da içeriyordu.
ABD'deki Türkiye çalıştayı
"Hudson Institute" adlı Amerikan düşünce kuruluşunun 13 Haziran'da yaptığı Türkiye toplantısı, geçen hafta en çok tartışılan konu oldu.Washington Temsilcimiz Yasemin Çongar'ın 16 Haziran'da yayımlanan haberine göre toplantı "Türkiye Çalıştayı" başlığı altında düzenlendi. Toplantı için davetlilere, "bir dizi olayın Türkiye'yi Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı operasyon yapmaya yöneltmesini içeren akla yakın bir senaryoda krizi müteakip olayları oynamak üzere" çağrı yapıldı.
Çongar'ın "toplantı belgelerini yayımlayarak" duyurduğu senaryo "Anayasa Mahkemesi Başkanı'na suikast yapılması ve PKK'nın İstanbul'da 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir terör saldırısının ardından Türkiye'nin 50 bin kişilik bir kuvvetle Kuzey Irak'a girmesini" içeriyordu.
Haberde, "Türk askeri yetkilileri ve Kubat Talabani'nin de katıldığı toplantıda bir analizcinin ABD'nin PKK liderlerini Türkiye'ye teslim etmesinin AKP'ye destek gibi algılanacağı değerlendirmesini yaptığı" da bir iddia olarak yer aldı.
Tek belge Çongar'dan
Katılımcılara davet yazısı gönderen Zeyno Baran, tepkilerin ardından "senaryoların kesinlikle tartışılmadığını" iddia etti.Toplantıya ilişkin tartışma ve yorumları 5 gün izleyen Genelkurmay Başkanlığı'nın perşembe günü yaptığı yazılı açıklamada da, ismi anılmadan Çongar'a ağır suçlamalar yöneltildi. Çongar, "maksatlı bir girişim" içinde olmakla ve "yalanı yalanla örtme, hedef saptırarak kurumları karalama" çabasıyla itham edildi.
Ancak, "PKK'lıların iadesine" ilişkin iddianın net olarak yalanlandığı Genelkurmay açıklamasında senaryoların varlığı reddedilmedi, haberde geçen katılımcılar teyit edildi.
Varlığı tartışma götürmez bir şekilde kanıtlansa bile herhangi bir haberdeki hatanın "yalanı yalanla örtme" amacından kaynaklandığını iddia etmek kesin kanıtlar gerektirir. Ancak, bu tartışmada ortaya belge koyan tek tarafın habercilikteki titizliğiyle bilinen Yasemin Çongar olduğunun altını çizmek istiyoruz.
Nitekim Washington'daki kapalı toplantının katılımcılarından Henri Barkey de "Çongar'ın haberlerini okuduğunu ve gerçeğe aykırı bir şey görmediğini" açıkladı.
Gazetecilik, öncelikle gerçeklere sadakat gerektirir.
Gerçeklerin peşindeyken hiç hak etmediği iddialar karşısında kalan arkadaşımızın yanındayız.
dakin@milliyet.com.tr

